|
нαzαη
|
 |
« : Temmuz 08, 2008, 11:26:39 ÖÖ » |
|
***ZULM KELİMESİ İLE İLGİLİ AYETLER*** (ALLAH ZULMEDENLERİ SEVMEZ)
Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın adıyla • Hani Musa, kavmine: "Ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca yaratan (gerçek ilah)ınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır" demişti. Bunun üzerine (ALLAH) tevbelerinizi kabul etti. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir. (BAKARA SURESİ / 54) • • Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler. (BAKARA SURESİ / 57) • • Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuğa karşılık, üzerlerine gökten iğrenç bir azab indirdik. (BAKARA SURESİ / 59) • • Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Siz de) Her nerede olursanız yüzünüzü onun yönüne çevirin. Öyle ki, onlardan zulmedenlerin dışında insanların, size karşı bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, Benden korkun, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz. (BAKARA SURESİ / 150) • • İnsanlar içinde, ALLAH'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), ALLAH'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise ALLAH'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle ALLAH'ın olduğunu ve ALLAH'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (BAKARA SURESİ / 165) • • Kadınları boşadığınızda, bekleme sürelerini tamamlamışlarsa, onları ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın. Fakat haklarını ihlal edip zarar vermek için onları (yanınızda) tutmayın. Kim böyle yaparsa artık o, kendi nefsine zulmetmiş olur. ALLAH'ın ayetlerini oyun (konusu) edinmeyin ve ALLAH'ın size verdiği nimeti ve size öğüt olarak indirdiği Kitab'ı ve hikmeti anın. ALLAH'tan korkup-sakının ve bilin ki, ALLAH her şeyi bilendir. (BAKARA SURESİ / 231) • • Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kâfirler... Onlar zulmedenlerdir. (BAKARA SURESİ / 254) • • Her neyi nafaka olarak infak eder ve adak olarak neyi adarsanız, muhakkak ALLAH onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıları yoktur. (BAKARA SURESİ / 270) • • Şayet böyle yapmazsanız, ALLAH'a ve Râsulüne karşı savaş açtığınızı bilin. Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. (Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz. (BAKARA SURESİ / 279) • • Kendilerine apaçık belgeler geldiği ve elçinin hak olduğuna şahid oldukları halde, imanlarından sonra küfre sapan bir kavmi ALLAH nasıl hidayete erdirir? ALLAH, zulmeden bir kavmi hidayete erdirmez. (AL-İ İMRAN SURESİ / 86) • • Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. ALLAH, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler. (AL-İ İMRAN SURESİ / 117) • • Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, ALLAH'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. ALLAH'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir. (AL-İ İMRAN SURESİ / 135) • • Eğer bir yara aldıysanız, o kavme de benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri biz onları insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, ALLAH'ın iman edenleri belirtip-ayırması ve sizden şahidler (veya şehidler) edinmesi içindir. ALLAH, zulmedenleri sevmez; (AL-İ İMRAN SURESİ / 140) • • Bu, ellerinizin önden sunduklarıdır. ALLAH, gerçekten kullara zulmedici değildir. (AL-İ İMRAN SURESİ / 182) • • "Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, artık onu 'hor ve aşağılık' kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur." (AL-İ İMRAN SURESİ / 192) • • Gerçekten, yetimlerin mallarını zulmederek yiyenler, karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Onlar, çılgın bir ateşe gireceklerdir. (NİSA SURESİ / 10) • • Kim haddi aşarak ve zulmederek böyle yaparsa, biz onu ateşe göndeririz. Bu ALLAH için pek kolaydır. (NİSA SURESİ / 30) • • Biz elçilerden hiç kimseyi ancak ALLAH'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip ALLAH'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette ALLAH'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı. (NİSA SURESİ / 64) • • Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: "Nerde idiniz?" Onlar: "Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik." derler. (Melekler de "Hicret etmeniz için ALLAH'ın arzı geniş değil miydi?" derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o? (NİSA SURESİ / 97) • • Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip sonra ALLAH'tan bağışlanma dilerse ALLAH'ı bağışlayıcı ve merhamet edici olarak bulur. (NİSA SURESİ / 110) • • ALLAH, zulme uğrayanlar dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. ALLAH işitendir, bilendir. (NİSA SURESİ / 148) • • Gerçek şu ki, inkâr edenler ve zulmedenler, ALLAH onları bağışlayacak değildir, onları bir yola da iletecek değildir. (NİSA SURESİ / 168) • • "Şüphesiz kendi günahını ve benim günahımı yüklenmeni ve böylelikle ateşin halkından olmanı isterim. Zulmedenlerin cezası budur." (MAİDE SURESİ / 29) • • Andolsun, "Şüphesiz ALLAH, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre düşmüştür. Oysa Mesih'in dediği (şudur "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan ALLAH'a ibadet edin. Çünkü O, kendisine ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir. Zulmedenlere yardımcı yoktur." (MAİDE SURESİ / 72) • • Eğer o ikisi aleyhinde kesin olarak günahı hak ettiklerine ilişkin bilgi sahibi olunursa, bu durumda haksızlığa uğrayanlardan iki kişi -ki bunlar buna daha hak sahibidirler- öbürlerinin yerine geçerler ve: "Bizim şehadetimiz o ikisinin şehadetinden şüphesiz daha doğrudur. Biz haddi aşmadık, yoksa gerçekten zulmedenlerden oluruz" diye ALLAH'a yemin ederler. (MAİDE SURESİ / 107) • • Böylece zulmeden topluluğun kökü kurutuldu. Hamd, alemlerin Rabbi olan ALLAH'adır. (EN'AM SURESİ / 45) • • De ki: "Düşündünüz mü hiç; size ALLAH'ın azabı apansız ya da açıkdan geliverirse, zulme sapan kavimden başkası mı yıkıma uğrayacak?" (EN'AM SURESİ / 47) • • De ki: "Kendisine acele etmekte olduğunuz şey benim yanımda olsaydı, benimle aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. ALLAH zulmedenleri en iyi bilendir. (EN'AM SURESİ / 5 • • Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma. (EN'AM SURESİ ) • Zorlu azabımız onlara gelince yakarabildikleri: "Biz gerçekten zulme sapanlardandık" demelerinden başka olmadı. (A'RAF SURESİ / 5) • • Kimin tartıları hafif kalırsa, bunlar da ayetlerimize zulmedegeldiklerinden dolayı nefislerini hüsrana uğratanlardır. (A'RAF SURESİ / 9) • • Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız." (A'RAF SURESİ / 23) • • Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız. (A'RAF SURESİ / 41) • • (Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip-iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular. (A'RAF SURESİ / 148) • • Biz onları (İsrailoğullarını) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa'ya: "Asan'la taşa vur" diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan- topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla gölge çektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da şöyle dedik "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." Onlar bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı. (A'RAF SURESİ / 160) • • Onlardan zulmedenler, sözü kendilerine söylenenden başka bir şeyle değiştirdiler. Biz de bunun üzerine zulmetmeleri dolayısıyla gökten 'iğrenç bir azab' indirdik. (A'RAF SURESİ / 162) • • Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında ise, biz de kötülükten sakındıranları kurtardık. Zulmedenleri yaptıkları fısk dolayısıyla pek zorlu bir azab ile yakaladık. (A'RAF SURESİ / 165) • • Ayetlerimizi yalanlayanlar ve yalnızca kendi nefislerine zulmedenlerin örneği ne kötüdür. (A'RAF SURESİ / 177) • • Ve sizlerden yalnızca zulmedenlere isabet etmekle kalmayan bir fitneden korkup-sakının. Bilin ki, gerçekten ALLAH (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (ENFAL SURESİ / 25) • • Bu, ellerinizin önceden takdim ettiği işler yüzündendir. Yoksa şüphesiz ALLAH kullara zulmedici değildir. (ENFAL SURESİ / 51) • • Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanladılar; biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik. Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi. (ENFAL SURESİ / 54) • • Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram'ı onarmayı, ALLAH'a ve ahiret gününe iman eden ve ALLAH yolunda cihad edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) ALLAH katında bir olmazlar. ALLAH zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (TEVBE SURESİ / 19) • • Ey iman edenler, eğer imana karşı inkârı sevip-tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte bunlar zulmeden kimselerdir. (TEVBE SURESİ / 23) • • Gerçek şu ki, ALLAH katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri ALLAH'ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşmayın. Ve bilin ki ALLAH, takva sahipleriyle beraberdir. (TEVBE SURESİ / 36) • • Sizinle birlikte çıksalardı, size 'kötülük ve zarardan' başka bir şey ilave etmez ve aranıza mutlaka fitne sokmak üzere içinizde çaba yürütürlerdi. İçinizde onlara 'haber taşıyanlar' vardır. ALLAH, zulmedenleri bilir. (TEVBE SURESİ / 47) • • Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara Râsulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki ALLAH, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (TEVBE SURESİ / 70) • • Binasının temelini, ALLAH korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yarın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? ALLAH, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (TEVBE SURESİ / 109) • • Andolsun, sizden önceki nesilleri, Râsulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız. (YUNUS SURESİ / 13) • • Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz yorumu gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak. (YUNUS SURESİ / 39) • • Şüphesiz ALLAH, insanlara hiç bir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar. (YUNUS SURESİ / 44) • • Her ümmetin bir Râsulü vardır. Onlara Râsulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar. (YUNUS SURESİ / 47) • • Sonra o zulmetmekte olanlara: "Sürekli azabı tadın" denilecek. Kazandıklarınız dışında, bir başka şeyle mi cezalandırılacaktınız?" (YUNUS SURESİ / 52) • • Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir. (YUNUS SURESİ / 54) • • Dediler ki: "Biz ALLAH'a tevekkül ettik; Rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne (konusu) kılma." (YUNUS SURESİ / 85) • • "ALLAH'tan başka, sana yararı da, zararı da olmayan(ilahlar)a tapma. Eğer sen (bunun aksini) yapacak olursan, bu durumda gerçekten zulmedenlerden olursun" (diye emrolundum.) (YUNUS SURESİ / 106) • • "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi imal et. Zulmedenler konusunda bana hitapta bulunma. Çünkü onlar suda- boğulacaklardır." (HUD SURESİ / 37) • • O zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (HUD SURESİ / 67) • • Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb'ı ve O'nunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulmedenleri dayanılmaz bir ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (HUD SURESİ / 94) • • Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Böylece Rabbinin emri geldiği zaman, ALLAH'ı bırakıp da taptıkları ilahları, onlara hiç bir şey sağlayamadı, 'helak ve kayıplarını' arttırmaktan başka bir işe yaramadı. (HUD SURESİ / 101) • • Zulmedenlere eğilim göstermeyin, yoksa size ateş dokunur. Sizin ALLAH'tan başka velileriniz yoktur, sonra yardım göremezsiniz. (HUD SURESİ / 113) • • Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu-günahkarlardı. (HUD SURESİ / 116)
• Halkı, ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o ülkeleri zulm ile helak edecek değildi. (HUD SURESİ / 117) • • Dediler ki: "Bunun cezası, (su tası) yükünde bulunanın kendisidir. İşte biz zulmedenleri böyle cezalandırırız." (YUSUF SURESİ / 75) • • İnkâr edenler, Râsullerine dediler ki: "Muhakkak (ya) sizi kendi toprağımızdan süreceğiz veya dinimize geri döneceksiniz." Böylelikle Rableri kendilerine vahyetti ki: "Şüphesiz biz, zulmedenleri helak edeceğiz. (İBRAHİM SURESİ / 13) • • (Ey Muhammed,) ALLAH'ı sakın zulmedenlerin yapmakta olduklarından habersiz sanma, onları yalnızca gözlerin dehşetle belireceği bir güne ertelemektedir. (İBRAHİM SURESİ / 42) • • Azabın kendilerine geleceği gün (ile) insanları uyarıp-korkut ki, (o gün) zulmedenler, şöyle diyecekler: "Bizi yakın bir süreye kadar ertele ki, Senin çağrına cevap verelim ve elçilere uyalım." Oysa daha önce, kendiniz için hiç zeval yoktur diye and içenler, sizler değil miydiniz? (İBRAHİM SURESİ / 44) • • Siz, kendi nefislerine zulmedenlerin yerleştikleri yerlerde oturmuştunuz. Onlara ne yaptığımız size açıklanmıştı ve size örnekler vermiştik. (İBRAHİM SURESİ / 45) • • (Küfre sapanlar) Kendilerine meleklerin gelmesinden veya Rabbinin emrinin gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. ALLAH onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (NAHL SURESİ / 33) • • Zulme uğratıldıktan sonra, ALLAH yolunda hicret edenleri dünyada şüphesiz güzel bir biçimde yerleştireceğiz; ahiret karşılığı ise daha büyüktür. Bilmiş olsalardı. (NAHL SURESİ / 41) • • O zulmedenler, azabı gördüklerinde, onlara ne (azab) hafifletilecek, ne süre tanınacak. (NAHL SURESİ / 85) • • O gün, herkes kendi nefsi adına mücadele eder ve herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir. Onlar zulme uğratılmazlar. (NAHL SURESİ / 111) • • Yahudi olanlara da, bundan önce sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (NAHL SURESİ / 118) • • Bizi ayet (mucize)ler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semud'a dişi deveyi görünür (bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz. (İSRA SURESİ / 59) • • Görmüyorlar mı; gökleri ve yeri yaratan ALLAH, onların benzerini yaratmaya gücü yeter ve onlar için kendisinde şüphe olmayan bir süre (ecel) kılmıştır. Zulmedenler ise ancak inkarda ayak direttiler. (İSRA SURESİ / 99) • • (Önlerine) Kitap konulmuştur; artık suçlu-günahkarların, onda olanlardan dolayı dehşetle-korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki: "Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp her şeyi sayıp-döküyor?" Yapıp-ettiklerini (önlerinde) hazır bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye zulmetmez. (KEHF SURESİ / 49) • • İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tesbit ettik. (KEHF SURESİ / 59) • • Dedi ki: "Kim zulmederse biz onu azablandıracağız, sonra Rabbine döndürülür, O da onu görülmemiş bir azabla azablandırır." (KEHF SURESİ / 87) • • Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunanlar (onların dışındadır); işte bunlar, cennete girecekler ve hiç bir şeyle zulme uğratılmayacaklar. (MERYEM SURESİ / 60) • • Sonra, takva sahiplerini kurtarırız ve zulmedenleri diz üstü çökmüş olarak bırakıveririz. (MERYEM SURESİ / 72) • • Onların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Zulmedenler, gizlice fısıldaştılar: "Bu sizin benzeriniz olan bir beşer değil mi? Öyleyse, göz göre göre büyüye mi geleceksiniz?" (ENBİYA SURESİ / 3) • • Biz, zulmeden ülkelerden nicesini kırıp geçirdik ve bunun ardından bir başka kavmi meydana getirdik. (ENBİYA SURESİ / 11) • • Andolsun, onlara Rabbinin azabından 'bir ufak esinti' dokunacak olsa hiç tartışmasız; "Eyvahlar bize, gerçekten bizler zulme sapanlarmışız" diyecekler. (ENBİYA SURESİ / 46) • • Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: "Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda bulunmuştu. (ENBİYA SURESİ / 87)
|