Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kasım 21, 2008, 06:45:00 ÖS

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Profil Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
+  Ümmetin Sanal Kur'an Kursu...... www.ilminadresi.com
|-+  İslamı Öğreniyorum ( Bölüm Yöneticileri: AzRa - Kul Ahmedd )
| |-+  İslam ve Toplum (Moderatörler: Zemheri__, hakikat)
| | |-+  Zor zamanlarda kardeş olmak
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Zor zamanlarda kardeş olmak  (Okunma Sayısı 144 defa)
Gül'e Hasret

Bint-i Mennani
Editör
******


Teşekkür: 600
Online Online

Mesaj Sayısı: 2840

Her hasretin,bir vuslatı vardır...


« : Haziran 14, 2008, 11:36:10 ÖÖ »

Mutsuzluğunu, yoksulluğunu, düş kırıklıklarını, acılarını ve yalnızlığını keskin fırça darbeleriyle resmeden Van Gogh, eğer bugün yaşıyor olsaydı özellikle Ortadoğu’da insanlığın geldiği bu noktayı acaba nasıl tasvir ederdi? Ancak Ortadoğu’da, Filistin’de, Afrika’da, Afganistan’da vesaire ülkelerde tablolara sığmayacak kadar büyük acıların, yoksullukların ve yalnızlıkların yaşandığı da bir gerçektir. “Sınırı aşan için sınır yoktur” demiş Epiktedos. Hırslarını, açgözlülüklerini dizginleyemeyen Kapitalist, Emperyalist ülkeler için söylenmiş olmalı bu söz. Zamanında içli şairlerin, ressamların, müzisyenlerin, filozofların çıktığı bu ülkeler şimdilerde duyguyu, ahlakı, vicdanı bir tarafa atarak gözlerine hırs bürümüş bir şekilde bir damla petrol için 5 yaşındaki bir çocuğu gözden çıkarabilecek kadar sınırı aşmış bulunmaktadırlar.
 
Aynı toprağın, aynı inancın, aynı kültürün insanlarını birbirine düşüren politikaların mimarı konumundaki batı emperyalizminin aktörlerinin bu bitmek tükenmek bilmeyen hırslarının ve sapık ideallerinin sonu gelecek gibi değil. Bunun için her türlü birliktelik projelerini bir şekilde iflas ettirmişlerdir. Sezai Karakoç, Diriliş dergisinde Menderes’in “Bağdat Paktı” ile İSLAM ülkelerinin birlik ve beraberliğini esas aldığından bahseder. Ancak 1958’de Irak’ta, Pakistan’da ve Suriye’de peş peşe darbelerin yapıldığını 2 yıl sonrada Türkiye’de benzer bir darbenin yapıldığını da ilave eder Sezai Karakoç. Aynı zamanda Ziya-ül Hakk’ın, Ali Butto’nun ve Kral Faysal’ın öldürülme nedenlerini de bu kişilerin bulundukları coğrafyada birlik ve beraberliği sağlama girişimlerinde bulunmalarına bağlar. Benzer bir engelleme yakın bir zamanda 28 Şubat post-modern darbesiyle gerçekleşmiş oldu. Refah Parti’sinin anti-kapitalist ve anti-emperyalist tutumu bunun yanında Ortadoğu ülkeleriyle kurduğu olumlu ilişkiler (iç politikadaki olumsuzluklar bahane edilerek) bu darbenin yapılmasında etkili olmuştur kanaatindeyim..İç politikada bir darbe için bol miktarda bahane bulunabilir.Örneğin bir gazetemiz bile her gün 100 yıl geriye gideceğiz endişesiyle çıkmaktadır. Burada önemli olan esas sebep “birlik-beraberlik ve kardeşlik” yolunda emin adımlar atılmasıdır. Bunu ister sağ partiler, ister sol partiler isterse İSLAMcı bir parti yapsın hiç fark etmez burada mühim olan; halklar birlik olmasın, çatışsın ki emperyalizmin yolu açılsın. İster Marksist olun, ister putperest isterse İSLAMcı olun yani ne olursanız olun ama asla birlik olmayın denilmektedir.
 
Kapitalist, küreselci, emperyalist ülkelerin hırslarının, açgözlülüklerinin, demokrasi, insan hakları vs. bahaneleriyle 4–5 yaşlarında binlerce çocuğu öldürmelerinin önünü ancak bir şekilde alabiliriz. Bu hukuk tanımaz, çıkarcı, insanlık dışı ideolojilerin karşısında içi insanlık, aşk, ahlak, erdem dolu kardeşlik dolu, inanç dolu bir birlikteliğin ve bütünleşmenin sağlam adımlarını atmalıyız. 1000 yıldır Türk ve Kürt nasıl yan yana yaşabilmişse ve bu topraklar kaynaşmanın, birliğin, insanı sevmenin tüm detaylarını dün bütün herkese gösterebilmişse fevkalade bugünde gösterebilir çünkü buna hem kültürü hem yüreği hem de inancı müsaittir.
 
Ancak ülkemizde bu durumun farkında olmayan, bu kadar kaynaşan ve insanı seven bir medeniyetin varlığından habersizmiş gibi davranan büyük şirketlerin gazeteleri vardır. Bunlardan biri “Biz Kimiz?” anketleri yaparak ülkemizdeki renkleri, ırkları, mezhepleri bilinçli ya da bilinçsiz ayırmakta bir diğeri ise çocuklara dağıttığı bir oyun vasıtasıyla ülkeyi bölünmüş gibi gösterebilmektedir. Başkalarının çıkarını kendi çıkarıymış gibi görme hastalıklı bir ruh halidir.”Gazeteci-yazar” unvanlığı bizim ülkemizde düşünürlerin, fikir adamlarının yerini alan ilginç bir meslek türüdür. Her türlü fikrin, felsefenin, edebiyatın, sanatın, siyasetin, ekonominin vs. hakkından gelebilecek kadar donanım sahibi olan bu insanların yorumları etrafında dönmektedir her şey! Oysa bir aydının görevi kamplar yaratmak olmamalı, bu toplumun içindeki yerini ve ağırlığını bilmelidir bir aydın. Aydınlar toplumu haktan, adaletten, insanlıktan ve özgürlükten yana bilinçlendirme görevi ve sorumluluğuyla kendilerini donatmalıdırlar. Elbette kalemi Hak’tan, özgürlükten, adaletten, ahlaktan, erdemlilikten yana olanları burada ayırmak gerekir. Her ne kadar ömürlerinin sonuna kadar “Nobel” ödülü alamayacak olsalar da! Her ne kadar birlikten, kardeşlikten bahsedenlerin sayısı azda olsa bu coğrafyanın insanı bu tür yazarlarımıza gereken özeni ve itinayı elbette bir gün gösterecektir.
 
Bu yüzyılda seküler ideolojilerle bireylere yaşatılan tam anlamıyla insan dışılıktır. Bu bir meydan okumadır, ahlaka, öze ve Hakk’a karşı açılan bir savaştır. Bu savaşta halklar bir araya gelmedikçe, birbirlerine sarılmadıkça asla kazanamayacaklardır. Hz. Muhammed(a.s.) bir devlet kurarken ilk elde kardeşliği esas tutmuştur. Bu bize tutulan bir ışık aynı zamanda da bir mesajdır. Halklar arasında kültürel, politik ve sosyal köprüler oluşturulmalıdır. Fenerbahçe takımına Suriye’de gösterilen ilgi ve alaka, statta karşılıklı açılan iki ülke bayrakları en önemlisi sınırın açılması ne kadar sevindirici ve umut verici bir tablodur.
 
Zor zamanlar geçiriyoruz, etrafımızı aç gözlü, hırslı sömürgeciler kaplamış durumda. Sürekli aramıza fitne tohumları ekip bundan çıkar elde diyorlar. Madenlerimizi, elmaslarımızı, altınlarımızı, petrolümüzü aldıkları gibi inancımızı, ahlakımızı birbirimize olan sevgi ve muhabbetimizi de alıp götürüyorlar. Bir Türk bir Kürt’ten, bir Kürt bir Türkmen’den, bir Şii bir Sünni’den hiç bu kadar nefret etmemişti. Sürekli kardeşliği ve birliği konu alan yazılara karşı ”Çok güzel şeylerden bahsediliyor, söyleniyor, yazılıyor ancak bu nasıl gerçekleşecek? Hangi ad altında bir birliktelik olacak?” Gibi eleştiriler getirilerek somut deliller isteniyor. Bunu matematiksel olarak ifade etmek mümkün değil ancak peygamberin yaptığı gibi kalkıp yanı başımızdakiyle kucaklaşmakla bunu izah edebiliriz. Bizde yanı başımızdaki, arkamızdaki, tersimizdeki, sağımızdaki ve solumuzdakilerle kucaklaşarak işe koyulabiliriz. Bir kere sarıldık mı gerisi gelir...
 

 Ufuk Coşkun
Logged

"Zulmedenler yakında nasıl bir inkîlabla devrileceklerini göreceklerdir !"
[Şu'arâ - 227]


ali turab

Moderatör
****


Teşekkür: 117
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 274

Ey Teslimiyet Senin Adın İSLAM'dır


« Yanıtla #1 : Haziran 14, 2008, 02:38:05 ÖS »

gerçekten günümüzde unutulmuş bir değer kardeşlik.hele birde zor zamanlarda önemi artan bir duygu kardeşlik... a.r.o. ablam çok önemli paylaşım...selam ile
Logged

Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
kardeş olmak.(Hasan EL BENNA) İslam ve Sosyal Meseleler eminalak 0 127 Son Mesaj Ekim 22, 2007, 01:12:17 ÖÖ
Gönderen: eminalak
türbanlı olmak mı?---ilgi odağı olmak mı? İslam ve Toplum ALİ OSMAN 11 451 Son Mesaj Ocak 03, 2008, 12:51:15 ÖÖ
Gönderen: kervan
Uyan Be Kardeş! Fotoğraflar 007SERHAN 0 53 Son Mesaj Haziran 24, 2008, 02:16:59 ÖS
Gönderen: 007SERHAN
Rasulullah'la kardeş olmak.... Peygamber Efendimiz (S.A.V.) нαzαη 0 90 Son Mesaj Temmuz 26, 2008, 03:48:23 ÖS
Gönderen: нαzαη

|Site Map|Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Home
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
SMF Theme By: MPDesignZ.com

Dost Sitemiz: ZeynepDer.Org

Valid XHTML 1.0 Transitional