Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kasım 21, 2008, 08:06:35 ÖS

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Profil Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
+  Ümmetin Sanal Kur'an Kursu...... www.ilminadresi.com
|-+  İslamı Öğreniyorum ( Bölüm Yöneticileri: AzRa - Kul Ahmedd )
| |-+  İslam ve Toplum
| | |-+  İslam Hakkında Genel Bilgiler (Moderatörler: Zemheri__, hakikat)
| | | |-+  Bir Mürşide İntisap Etmek Kölelikmidir?
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Bir Mürşide İntisap Etmek Kölelikmidir?  (Okunma Sayısı 244 defa)
şebnem

Üstad-ı Azam
*****


Teşekkür: 120
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 801


« : Ağustos 08, 2008, 10:37:13 ÖS »

Bir Mürşide İntisap Etmek Kölelikmidir?

Tasavvufa dışarıdan bakanların anlamakta güçlük çektikleri bir mesele de mürşide teslimiyettir. Özellikle tasavvuf ehlinin mürid-mürşid ilişkisine, ölü ve yıkayıcısı ilişkisini örnek göstermeleri itirazlara sebep olmaktadır.

Tasavvuftaki mürşide teslimiyetin karakteri ve sınırları gerçekte nedir? Bu teslimiyetin insan iradesinin reddi anlamına geldiğini söyleyenler haklı olabilir mi?

Tasavvuf adabıyla ilgili biraz kitap karıştıranlar şu ifadeyi mutlaka okumuşlardır: “Bir mürid, mürşidine hiç itirazsız teslim olmalıdır. Öyle ki, bir ölü, yıkayıcısına nasıl hiç itiraz etmez, ne tarafa çevirse dönerse, mürid de mürşidine karşı böyle olmalıdır. Mürşidine ‘niçin?’ ‘neden?’ diye itiraz eden kimse maksadına eremez.”

Gerçekten de bütün tasavvuf kollarında mürşidler, müridlerinden bu manada bir teslimiyet isterler. Ancak böyle bir teslimiyet anlayışı eleştirilmekte ve şöyle itiraz gelmektedir:

“Mürşid de olsa, bir insana bu derecede teslim olmak doğru olabilir mi? Böyle bir teslimiyetin dinde yeri, terbiyede gereği var mıdır? Bu durum, insan hürriyetini yok etmek ve birilerinin esaretine girmek değil midir? ALLAH ve Rasulü’nden başka emirlerine itiraz edilmeyecek kimse var mıdır? Mürşid hiç yanılmaz mı? Yanılırsa, onu uyarmak ve yanlışını göstermek gerekmez mi? Böyle yapan bir kimse niçin manevi terbiyede yolda kalsın?”
[/b][/size]
Logged
şebnem

Üstad-ı Azam
*****


Teşekkür: 120
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 801


« Yanıtla #1 : Ağustos 08, 2008, 10:38:28 ÖS »

Asıl teslim olunan Yüce ALLAH’tır

Aslında, Yüce Yaratıcı’dan başka hiç kimsenin insanları kendisine itaat etmeye davet yetkisi ve görevi yoktur. Her emrine uyulacak, her hükmünde teslim olunacak tek varlık, alemlerin sahibi Yüce ALLAH’tır. Hiç bir peygamber de kendi şahsından kaynaklanan bir sebep ve yetkiyle insanlara bir şeyi emretme veya yasaklama yetkisine sahip değildir. Fakat peygamberi Yüce ALLAH davetle görevlendirip halkın arasına gönderdiği zaman, konumu, yetkisi ve insanlar üzerindeki etkisi değişir.

Kur’an’da belirtildiği gibi, ALLAH’ın gönderdiği peygambere itaat eden kimse, bizzat ALLAH’a itaat etmiş olur. Ona isyan eden de ALLAH’a isyan etmiş olur (Nisa/80). Hz. Peygamber A.S.’a uymadan hiç kimse ALLAH’ın rızasına ulaşamaz. Onu anne-babası dahil bütün insanlardan daha fazla sevmeyen kimse tam mümin de olamaz (Buharî, Müslim). Onun öğrettiği dine sadece kalbiyle değil, bütün his ve hevesiyle, içi ve dışıyla uymayan kimse gerçek mümin sıfatını alamaz (Begavî, İbnu Asım, İbnu Recep). Çünkü Hz. Peygamber A.S. ALLAH’a giden yolun kılavuzu, bu yolda insanların terbiyecisi ve sahibidir. Her hükmü Cenab-ı Hakk’ın hükmü yerindedir. Onu insanlığın önüne koyan Yüce ALLAH’tır. “Bu peygamberime uyun ki, benim muhabbetime, rızama ve cennetime ulaşın!” diyen de bizzat Yüce ALLAH’tır.

Bunun için, insan Yüce ALLAH’a muhabbet ve teslimiyetini ancak O’nun peygamberine gösterdiği muhabbet ve teslimiyet ile ortaya koyabilir. Bu açıdan bakıldığında, günümüzdeki bir insanın ALLAH yoluna davet eden bir mürşide göstereceği samimiyet ve teslimiyet de ALLAH sevgisinin ispatından başka bir şey değildir. Bu teslimiyet görünürde insana, hakikate ise ALLAH’a bağlanmaktır.

İçi ve dışıyla Hakk’a teslim olan kimse, ALLAHu Tealâ’dan başka her şeyin köleliğinden kurtulur, hür olur, kalbi ALLAH ile huzur, ilâhi aşk ile hayat bulur. Hakk’a itiraz eden kimse ise, iradesini nefsinin eline vermiş olur. Bundan sonra o kimse kendisini hür irade ve hürriyet sahibi görse de, aslında bütün yaptıkları bir çeşit köleliktir. Çünkü bu kimse, devamlı nefsine köle, şehvetine esir, midesine hizmetçi, maddeye bekçi, insanların aferin ve alkışına bağımlı bir halde hayat sürmektedir. Böyle bir hayat şeref ve hürriyet değil, tam manası ile zillet ve köleliktir. Asıl hürriyet, Yüce ALLAH’tan başka hiç bir varlığa kulluk yapmamaktır.
Logged
şebnem

Üstad-ı Azam
*****


Teşekkür: 120
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 801


« Yanıtla #2 : Ağustos 08, 2008, 10:40:05 ÖS »

Mürşidin yetkisi ve konumu

Kâmil mürşidin vazifesi, güzel ahlâkı temsil ve tatbiktir. Onun tek hedefi ilâhi hükümleri en güzel şekilde uygulamak, korumak ve yaşatmaktır. Buna dini ihya etmek denir.

Mürşid, Yüce ALLAH’ın dostudur. Bu sıfatıyla vazifesi, isteyenlere ALLAH’ın dostluğunu öğretmektir. O aynı zamanda ümmeti terbiye işinde Hz. Peygamber A.S.’ın vekili ve vârisidir. Bu sıfatıyla vazifesi kalpleri ALLAH’a bağlamak, gönülleri kötü ahlâktan arındırmak, insanı ALLAH’ın edebiyle edeplendirmek, nefsin, şeytanın, eşyanın ve dünyanın esaretinden kurtarıp gerçek hürriyete kavuşturmaktır.

Kâmil mürşid, bu sıfat ve vazifeleriyle dünyada en önemli işi yürütmektedir. Hangi iş insanın Yaratıcı’sına yönelmesinden daha önemli olabilir? İşte bu büyük işi yürüten insana karşı vazifemizi şu ayet belirlemektedir:

“Ey iman edenler! ALLAH’a itaat edin. Peygamber’e ve içinizden (ALLAH’ın yapmanızı istediği) işlerinizi yürüten önder ve idarecilerinize de itaat edin.” (Nisa/59)

Ayrıca, Hz. Peygamber A.S.’ın şu uyarıları da bizim için bağlayıcıdır:

“Başınızdaki kimse gözü kör, ayağı topal, rengi siyah bir köle de olsa, sizi ALLAH’ın Kitabı’na göre sevk ve idare ettiği sürece onun sözünü dinleyip emirlerine itaat edin.” (Buharî, Müslim, Nesaî)

“Bana itaat eden ALLAH’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden de ALLAH’a isyan etmiş olur. Benim emirime (dini işlerinizi yürüten imamınıza) itaat eden bana itaat etmiş olur. Ona isyan eden de bana isyan etmiş olur.” (Buharî, Nesaî)

Şu halde, gerçekten peygamber vârisi, alim, arif, kâmil bir mürşide tabi olmak, aslında ALLAH ve Rasulü’ne tabi olmaktır.
Logged
şebnem

Üstad-ı Azam
*****


Teşekkür: 120
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 801


« Yanıtla #3 : Ağustos 08, 2008, 10:40:47 ÖS »

Teslim olunacak kimseyi iyi tanımalıdır

Gafile uyanın kalbi uyanmaz. Cahile dert açanın derdi dinmez. İşinin ehli olmayan doktor insanı candan eder. Sahte mürşid de imandan eder. Birisi dünyayı, diğeri ahireti harap eder. O halde hak yolunda peşine düşülen kimseyi iyi tanımalı, manevi terbiye için ehli olmayan kimseye yanaşmamalıdır.

Kâmil mürşid, her şeyden önce kendisi terbiye olmuş kimsedir. Ayrıca insanları terbiye için izinli ve ehliyetlidir. Çünkü kendisi ehliyetli bir üstadın elinde terbiye görmüş, takva ve edeple süslenmiş, hak yolunda imamlık vasfını elde etmiştir. ALLAHu Tealâ onu kendi yolunda kılavuz, örnek ve şahit yapmıştır. Önüne Kur’an ve Sünnet’i koymuş, insanları onlardaki gerçeklere davet görevi vermiştir.

İşte bu noktada mürşid, ALLAH yolunda gitmek isteyenleri ciddi olarak ilgilendirmektedir. Öyle ki, İmam Rabbani K.S.’nin uyardığı gibi, bütün arzusu ALLAH rızası olan bir veliye itiraz, ALLAH’a itiraz gibi olmaktadır. Çünkü veli, herkese sadece ALLAHu Tealâ’nın kuldan istediklerini emretmekte, Hz. Peygamber A.S.’ın usulü üzere terbiye vermektedir. O kendisine değil, Hakk’a davet etmektedir.

Tasavvuf terbiyesinin asıl hedefi kâmil insan yetiştirmektir. Ariflerin tarifine göre kâmil insan, ALLAH’a aşık olmuş, kalbi gaflet ve manevi kirlerden zikir ile huzur bulmuş, gönlü boş arzu ve sahte sevgilerden arınmış, nefsi ilâhi emirlere itaat edecek bir kıvama gelmiş; kısaca içi ve dışıyla Yüce ALLAH’a teslim olmuş insandır. İşte bu kıvamı bulmak için önündeki rehbere samimi olarak inanmaya, gücü nisbetinde emir ve tavsiyelerine uymaya teslimiyet denir.
Logged
şebnem

Üstad-ı Azam
*****


Teşekkür: 120
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 801


« Yanıtla #4 : Ağustos 08, 2008, 10:41:27 ÖS »

Tedavi için teslim olmak şarttır

ALLAH’ın dostu olmak isteyen kimse, bunun gereğini yapmalıdır. Bu yola giren kimseye tasavvufta mürid denir. İlk aşamada mürid, ölümcül bir hastalığa yakalanmış hasta gibi düşünülür. Böyle bir hastaya ne lazımsa, müride de o lazımdır.

Eğer ağır bir hasta şifa bulmak istiyorsa, aklını kullanıp kendisini ehil bir doktora teslim etmelidir. Hasta şunu bilmelidir ki, kendi aklı ve tecrübesiyle veya eline alıp okuyacağı tıp kitapları ile bu hastalığı tedavi etmesi mümkün değildir.

Bu durumda karşısında iki seçenek vardır: Ya bilgi, tecrübe ve ehliyeti ispat edilmiş bir doktora gidip teslim olacak ve her ne derse yerine getirecek. Ya da bu hastalığı çeke çeke ölecek. Şüphesiz akıl ve insaf doktora teslim olmayı seçer. Çünkü bu teslimiyette sıhhat, hayat ve huzur vardır. Kendi bildiğini yapmakta ise yıkım, acı ve sıkıntı vardır. Böyle bir teslimiyet, aklını bir kenara bırakmak değil, aklını iyi kullanmaktır.

Terbiye için mürşide teslim olmak da aynen böyledir. Çünkü müridin kalbi hasta, gönlü yaralı, vicdanı sıkıntı içindedir. Kalbi, geflet, günahlara meyil, şehvetine düşkünlük, kibir, kendini beğenme, haset, gösteriş, aşırı dünya sevgisi, gereksiz rızk endişesi, geçim kaygısı, ölüm korkusu, ibadetlere karşı tembellik gibi manevi hastalıklarla hastadır. Gönlü, Yüce Yaratıcısı’nı unutup eşyaya bağlandığı için yaralıdır. Vicdanı ise, içine düştüğü bu halden devamlı sıkıntı çekmektedir. Çünkü bu dertler karşısında aklı aciz kalmaktadır. Nefsi her gün derdine dert katmakta, devamlı hastalıkları artmaktadır. Kendi tedbir ve tecrübeleri tedavi için yetmemektedir. Günler geçmekte, fakat hastalıkları geçmemektedir. Bu durumda, aklı olan ne yapmalıdır?

Bu kimsenin de önünde iki seçenek vardır: Ya aklını kullanıp bu işin ehli bir mürşide gidip teslim olacak; onun tedbir ve tedavi tecrübesine uyup manevi dertlerinden kurtulacak. Ya da bu hastalıklar içinde ölüp mahcup ve perişan bir şekilde Yüce ALLAH’ın huzuruna çıkacak. Elbette akıl, vicdan ve tecrübe, böyle bir hastanın da bu işin ehline teslim olmasını ister. Zaten Kur’an ve Sünnet bunu emreder. Sayısız tercübe ve görülüp yaşanmış olaylar da bunun gerçek olduğunu ispat eder.

Mevcut hastalığını kabul etmeyen, mütehassıs doktoruna güvenmeyen, tarif edilen usulde ilaçlarını içmeyen, kendi keyfine göre hareket eden kimse, maddi-manevi hiç bir hastalığından kurtulamaz. Böyle bir hasta kalkıp da ‘aklım bana yeter, ben doktor filan tanımam, kimseye teslim olmam, istediğim gibi yaşarım!’ derse, ona akıllı değil, belki deli denir.
Logged
Sabiha Ateş Alpat

Site Yazarı
*****

Teşekkür: 58
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 24

Değerli Yazarımız


WWW
« Yanıtla #5 : Ağustos 08, 2008, 10:50:06 ÖS »

Aslında mesele çok açık ama anlamayana sen anlatamazsın diyor Rabb'imiz...Peygamberin yapmadığı ,Peygamberden sonra ibadet anlamında çıkan her şey bidat  ve her bidatta merdud..mesele bu kadar açık ama  tabiki kavrayana...
Logged
şebnem

Üstad-ı Azam
*****


Teşekkür: 120
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 801


« Yanıtla #6 : Ağustos 08, 2008, 10:53:16 ÖS »

bana gerizekalımı diyorsunuz.

Logged
şebnem

Üstad-ı Azam
*****


Teşekkür: 120
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 801


« Yanıtla #7 : Ağustos 08, 2008, 10:58:11 ÖS »

Aslında mesele çok açık ama anlamayana sen anlatamazsın diyor Rabb'imiz...Peygamberin yapmadığı ,Peygamberden sonra ibadet anlamında çıkan her şey bidat  ve her bidatta merdud..mesele bu kadar açık ama  tabiki kavrayana...
bana gerizekalımı diyorsunuz.
Logged
Gül'e Hasret

Bint-i Mennani
Editör
******


Teşekkür: 600
Online Online

Mesaj Sayısı: 2841

Her hasretin,bir vuslatı vardır...


« Yanıtla #8 : Ağustos 08, 2008, 11:20:03 ÖS »

Aslında mesele çok açık ama anlamayana sen anlatamazsın diyor Rabb'imiz...Peygamberin yapmadığı ,Peygamberden sonra ibadet anlamında çıkan her şey bidat  ve her bidatta merdud..mesele bu kadar açık ama  tabiki kavrayana...
bana gerizekalımı diyorsunuz.

sebnem kardesim konuyu saptirmadan Sabiha Hocanin ne dedigine bakalim isterseniz
Hocamiz diyor ki Peygamberden sonra ibadet adina cikan hersey bidattir
efendimiz bir hadislerinde ne diyor her bidat dalalettir her dalalet atestedir ....

konu bu kadar öz bu hadisi anlamak bile yeter bize
Logged

"Zulmedenler yakında nasıl bir inkîlabla devrileceklerini göreceklerdir !"
[Şu'arâ - 227]


Gül'e Hasret

Bint-i Mennani
Editör
******


Teşekkür: 600
Online Online

Mesaj Sayısı: 2841

Her hasretin,bir vuslatı vardır...


« Yanıtla #9 : Ağustos 08, 2008, 11:29:14 ÖS »


“Ey iman edenler! ALLAH’a itaat edin. Peygamber’e ve içinizden (ALLAH’ın yapmanızı istediği) işlerinizi yürüten önder ve idarecilerinize de itaat edin.” (Nisa/59)

Ayrıca, Hz. Peygamber A.S.’ın şu uyarıları da bizim için bağlayıcıdır:

“Başınızdaki kimse gözü kör, ayağı topal, rengi siyah bir köle de olsa, sizi ALLAH’ın Kitabı’na göre sevk ve idare ettiği sürece onun sözünü dinleyip emirlerine itaat edin.” (Buharî, Müslim, Nesaî)




sebnem kardesim bu hadis ve ayet devlet idarecilerinden bahsediyor (tabiki ALLAHin kanunu ile hukmedenlerden)
Logged
007SERHAN

En
Editör
******


Teşekkür: 343
Online Online

Mesaj Sayısı: 2642

FATİHALAR YASİNLER BİTMEZ KARADENİZDE


WWW
« Yanıtla #10 : Ağustos 08, 2008, 11:34:36 ÖS »

bana gerizekalımı diyorsunuz.



Kimse kimseye böyle birşey demez bu forumda Heleki Sabiha hoca lütfen bin düşünüp bir konuşalım
Logged

HATALIYSAM LÜTFEN ARAMIZDA KALSIN

ÖSS Nedeniyle Bir Müddet Çevrimdışı
şebnem

Üstad-ı Azam
*****


Teşekkür: 120
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 801


« Yanıtla #11 : Ağustos 08, 2008, 11:42:29 ÖS »

bana gerizekalımı diyorsunuz.



Kimse kimseye böyle birşey demez bu forumda Heleki Sabiha hoca lütfen bin düşünüp bir konuşalım
sanırım bu sözün muhattabıda dikkatli olmak zorunda,serhan bey kardeşim.
Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
HAMD ETMEK İbretlik Hikayeler HAMZA 6 336 Son Mesaj Ocak 21, 2007, 12:44:48 ÖS
Gönderen: ruya
Lânet etmek İslam Hakkında Genel Bilgiler eminalak 1 115 Son Mesaj Temmuz 14, 2007, 12:31:57 ÖÖ
Gönderen: eminalak
ALAY ETMEK İslam ve Sosyal Meseleler eminalak 0 48 Son Mesaj Temmuz 22, 2007, 01:40:43 ÖS
Gönderen: eminalak
Mücadele Etmek ve Başarmak İbretlik Hikayeler BAKLACI 0 97 Son Mesaj Ekim 29, 2007, 03:14:02 ÖS
Gönderen: BAKLACI
Dili Muhafaza Etmek Serbest Kürsü ..:: EBRAR ::.. 0 63 Son Mesaj Aralık 18, 2007, 06:56:33 ÖS
Gönderen: ..:: EBRAR ::..

|Site Map|Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Home
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
SMF Theme By: MPDesignZ.com

Dost Sitemiz: ZeynepDer.Org

Valid XHTML 1.0 Transitional