Gül'e Hasret
Bint-i Mennani
Editör
    
Teşekkür: 600
Online
Mesaj Sayısı: 2840
Her hasretin,bir vuslatı vardır...
|
 |
« : Haziran 10, 2008, 11:28:49 ÖS » |
|
İçinde yaşadığımız döneme bir isim koymamız gerekseydi eğer ateş yürekliler dönemi derdim her halde, etrafımıza baktığımızda cayır,cayır yanan yürekleri görebiliyoruz .yüreklerin ateşini körüklemek için bir sürü yanıcı madde üretenler var.Yüreklerde derin patlamalara neden olacak, ateşi alev topu haline getirecek,volkanik yürekler haline getirecek türlü maddeler üreten tesisler mevcut.Volkanik dağlarda patlamalar olduğunda uzun süre lav püskürerek çevre halkına zarar verebiliyor.Volkanik yüreklerde aynı şekilde patlamalarda hem kendileri parçalanıyor aynı zamanda da lavları etrafa zarar verebiliyor, yaklaştığınızda o yakıcılığı yüzünüzde çok rahat bir şekilde hissedebiliyorsunuz.
Ateşi bir tek şeyle söndürebilirsiniz su ile ancak ateşe suyu vermenin de bir tekniği vardır. Büyük bir alev topunun ortasına direk suyu boşaltırsanız her taraf duman olur yangının çıkış noktasını bulamazsınız, yangına doğru müdahale edemezsiniz, duman nedeni ile etraf kararır, göz gözü görmez.Dolayısı ile ateşin hızını kesmek için onu harlayan birkaç şeyi kontrollü bir şekilde geri çekerseniz sönmesi daha kolay olur. Ateşe dikkatsizce yaklaşırsanız bir kıvılcımda size sıçrayabilir su bile olsanız bir kısmınız buharlaşır. Ancak ateşi dağıtabilirsek ve henüz tutuşmayan yanıcı maddeleri geri çekebilirsek onu söndürmemiz su vermemiz daha rahat olur o cos sesi daha az çıkar, dumanı daha az olur böylece kimse panik de olmaz.
Vahiy de yüreğin suyudur, yüreğin üç hali vardır sıcak hali, buz tutmuş katı hali, bir de ateş hali. Her halin vahiyle buluşması farklıdır. Sıcak bir yürek vahiyle buluştuğunda serinler, rahatlar, ılıman bir hal alır. Buz tutmuş bir yürek vahiyle buluştuğunda buzları erir su olur, tıpkı bir bardak suyun içine buz attığınızda buz nasıl yavaş, yavaş eriyor ise yürek de ki buzlarda yavaş, yavaş eriyerek vahiyle buluşur.Yüreğin ateş haline geldiğimizde bu noktada çok dikkat etmek lazım, büyük bir incelik gerek ateş ve suyun buluşması müthiştir, ateş kesinlikle söner bir süre dumanları çıksa da mutlaka suya yenilir ancak ateşin tam ortasına su verilmez yoksa tozu dumana katarız. Yürek de ki yangına sebebiyet veren henüz tutuşmamış maddeleri dağıtıp yangını zayıflatmak ve suyu da kontrollü vermek gerekir. Ateş söner külleri kalır ve yine su ile yıkadığımızda ateşten iz bile kalmaz.
Yürek yangınlarının çokça olduğu şu dönemde, sanırım yürekle vahyin buluşması bilinçsizde olduğundan her yer toz duman içinde, göz gözü görmüyor bir taraf sönerken bir taraf tutuşuyor, ateş üzerimize sıçrıyor. Yanıcı elbiseler giyerek ateşe yaklaşıyoruz, ateşe su vermek mi niyetimiz yoksa ateşle oynamayı mı seviyoruz, bize heyecan mı veriyor ya da yüzümüze vuran sıcaklığı ile mayıştırıyor mu bizi?
Uzun lafın kısası yüreğimizi serinletmeden, yüreğimizi eritmeden, yüreğimizi söndürmeden
Hiçbir ateşe su veremeyiz, hiçbir yürek yangınını söndüremeyiz dostlar.
Rabbim yüreklerimizi vahiy ile buluştursun.Ve ateşe bir damla su düşecekse o da yüreğimizden düşsün.
Derya FIÇICI
|