Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aralık 04, 2008, 09:38:49 ÖS

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Profil Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
+  Ümmetin Sanal Kur'an Kursu...... www.ilminadresi.com
|-+  Kur'an-ı Kerim ( Bölüm Yöneticileri: GeDa - Eminalak )
| |-+  Tefsir (Moderatörler: isra_leyl, Zemheri__)
| | |-+  MAİDE-44
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: MAİDE-44  (Okunma Sayısı 416 defa)
ali turab

Moderatör
****


Teşekkür: 117
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 283

Ey Teslimiyet Senin Adın İSLAM'dır


« : Aralık 31, 2007, 12:00:02 ÖS »

"...İnsanlardan değil, benden korkunuz da ayetlerimi bir kaç para karşılığında satmayınız. Kim ALLAH'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermez ise onlar kafirlerin ta kendileridirler."

Yüce ALLAH, -her zaman ve her ulustan- kimi insanların, ALLAH'ın indirdikleri ile hüküm verilmesine karşı çıkacaklarını biliyordu. Bu tür insanların öz benlikleri, ALLAH'ın hükümlerine razı olmaya ve söz konusu hükümlere boyun eğmeye kesinlikle yanaşmayacaktır. Burjuvalar, tağutlar, tahtları ve üst makamları ellerinde bulunduran mirasyediler, ALLAH'ın indirdikleriyle hükmedilmesine kesinkes karşı çıkacaklardır. Zira ALLAH'ın indirdiği hükümler uygulandığında, onların yüzlerine geçirmiş olduğu ilahlık maskesi yere düşecek ve ilahlık sadece ALLAH'a ait olacaktır. Böylece, insanlar için ALLAH'ın izin vermediği kanunlar koyan söz konusu kimselerin elindeki egemenlik, yasama ve yürütme yetkisi çekilip alınmış olacaktır. Sömürü, zulüm ve haram üzerine kurdukları düzene kendilerine maddi ve ekonomik çıkar sağlamakta olan söz konusu kimseler elbette ki ALLAH'ın indirdiği hükümlerin uygulanmaması için yırtınacaklardır. Çünkü ALLAH'ın şeriatı, onların zulüm üzerine kurulu çıkar mekanizmalarının kökünü kazıyacaktır. Şehvetlerinin, tutkularının, yarmaladıkları malların esiri olanlar, ahlâkî çözülmeyi yaşayanlar, ALLAH'ın indirdiği hükümlerin yürürlüğe konmaması için elbette ki direneceklerdir. Çünkü ALLAH'ın dini, onları bu niteliklerinden arınmaya zorlayacak, bunu yapmamaları durumunda ise onları cezalandıracaktır. Söz konusu kimseler, yeryüzünde iyiliğin, adaletin, barışın yaygınlaşmasından rahatsız olduklarından dolayı, her türlü yola başvurarak, ALLAH'ın hükümlerinin yürürlüğe konmasını engellemek için çabalayacaklardır.

ALLAH, indirdiği hükümler yürürlüğe konmak istendiğinde, her cephede bu tür direnişlerle karşılaşılacağını biliyordu. Bu durumda, ALLAH'ın dinini sahiplenenlerin ve dinin doğruluğuna tanıklık edenlerin yapacağı iş, karşıt-güçlere karşı direnmek, onları göğüslemek, mal ve can pahasına da olsa mücadele etmektir. ALLAH, onlara hitaben diyor ki:

"İnsanlardan değil, benden korkunuz!"

Onların, ALLAH'ın şeriatını uygulamaları dışında bir korkuları olamaz insanlardan. Bu insanlar ister, ALLAH'ın şeriatına boyun eğmemekte direten ve ilahlığın sadece ama sadece ALLAH'a ait olduğunu kabullenmeye yanaşmayan tağutlar olsun... İster, ALLAH'a isyan içerisinde olmakla birlikte, O'nun şeriatını kendi kişisel çıkarlarını korumak için kullanmakta olan kimseler olsun... İster, ALLAH'ın şeriatındaki hükümleri ağırlaştıran ve çarpıtan sapık güruhlar olsun... Her halukârda, durum değişmemektedir. Ayette kendilerine hitap edilenlerin, sözünü ettiğimiz kimselerden ve onların dışındaki insanlardan, yaşamda ALLAH'ın şeriatını hakim kılmak için didinme dışında korkmaları söz konusu olamaz. Asıl korkulması gerekenin, ALLAH olduğu hiç bir zaman unutulmamalıdır. ALLAH dışında hiç kimseden korkulmamalıdır.

Yine ALLAH, kitabının koruyucuları ve kitabının doğruluğunun tanıkları durumundaki din bilginlerinden kimilerinin, dünya hayatının çekiciliğine kapılıp baştan çıkabileceklerini de biliyordu. Bu tür din bilginlerinden, ALLAH'ın hükümlerini istemeyen devlet yetkilileri, zenginler ve şehvet düşkünleri ile diyalog içinde bulunanlar ve de dünya hayatının cazibesine kapılarak onların yaptıklarına hiç ses çıkarmamayı yeğleyenler de olacaktır. Zaten bu tür yoldan çıkmış din adamlarına her zaman, her toplumda rastlayabilmek mümkündür. Nitekim bu tür din adamları yahudiler arasında da vardı. İşte ALLAH, böylesi bir tutum içerisine girmiş din bilginlerine diyor ki:

"Ayetlerimi birkaç paralık çıkarlarınız uğruna satmayınız."

Burada suskun kalanlara, ayetleri çarpıtanlara, yamama fetvalar ürete bilmek için çaba harcayanlara sesleniliyor!

Gerçekten de bu tür kimselerin, yaptıklarına karşılık olarak alacakları para ya da sağlayacakları çıkar ne olursa olsun, neticede bir "hiç"tir. Maaş, görev, makam, unvan, titır ya da birtakım çıkarlar uğruna, dini satıp bile bile cehennemi satın aldıkları düşünülürse, kazançları gerçekten de bir hiç değil midir?

Bir emanet yüklenmiş kişinin, tutup ihanet etmesinden daha kötü bir şey düşünülemez. koruyucu konumundaki birinin, vurdumduymazlaşmasından daha korkunç birşey yoktur. Tanık konumundaki birinin, gerçeği. saptırmasından daha iğrenç bir şey olamaz. Ne var ki "din adamı" kisvesi altında pek çok kimse, dine ihanet etmekte, bu konuda vurdumduymazlaşmakta ve gerçekleri saptırmaktadır. ALLAH'ın indirdikleriyle hükmetmeleri gerekirken, suskun kalmayı yeğlemektedirler. Yöneticilere hoş görünmeyi ALLAH'ın kitabına tercilı ederek, ayetleri çarpıtmaktadırlar...

"ALLAH'ın indirdikleri ayetlere göre hüküm vermeyenler, kafirlerin ta kendileridirler."

Bu son derece kesin ve su götürmez bir ifadedir. Gerek ayetin orijinalinde şart edatı olarak "men"in kullanılması ve gerek cevap cümlesi, bu hükmün, herkesi kapsayabileceğinin göstergesidir. Ayette herhangi bir kapaklık olmadığı gibi bu hüküm, zaman ve mekan sınırlarını da aşmaktadır. Bu, hangi kuşakta ve hangi ulusta olursa olsun, ALLAH'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyen herkesi kapsamına alan genel bir hükümdür...

Bunun nedenini ise daha önce açıklamıştık. Zira, ALLAH'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyen, ALLAH'ın ilahlığını reddediyor demektir. Oysa ilahlık zorunlu olarak, egemenliği ve yasamayı da içermektedir. ALLAH'ın :ayetlerine göre hüküm vermeyen bir kimse ise bir yandan, ALLAH'ın ilahlığını ve ilahlığının niteliklerini reddetmekte, diğer yandan da ilahlık hakkını ve ilahlığın niteliklerini kendisine mal etmeye kalkışmaktadır. Gerçekten de küfür bu değil de nedir? Pratik -ki bu teoriden çok daha önemlidir- sırf küfür kokuyorsa, dil ile mümin ya da müslüman olduğunu savlamanın anlamı nedir?

Son derece kesin olan bu hüküm konusunda demagoji yapmak, gerçekten kaçmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. Böylesi bir hükmü tevil etmeye Çabalamak, ayeti çarpıtmaktan başka bir şey olamaz. Bu bağlamda yapılan demogojiler ya da teviller, söz konusu ayetin muhatabı konumundaki kimseler hakkında ALLAH'ın koyduğu hükmü hiçbir biçimde değiştiremez.
Logged

ali turab

Moderatör
****


Teşekkür: 117
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 283

Ey Teslimiyet Senin Adın İSLAM'dır


« Yanıtla #1 : Aralık 31, 2007, 12:03:12 ÖS »

"ALLAH'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyenler, zalimlerin ta kendileridirler."

Bu, genel bir ifadedir. Bunu özele indirgeyebileceğimiz herhangi bir dayanak söz konusu değildir. Ancak burada, "zalimler" diye yeni bir nitelik daha ekleniyor.

Bu yeni nitelik, daha önce geçen "kafirler" biçimindeki nitelikten farklı bir durumun olduğu anlamında değildir. Bu, ALLAH'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyen kişiye sadece yeni bir niteliğin eklenmesinden ibarettir. ALLAH'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyen kişi, ALLAH'ın ilahlığını ve kullar üzerindeki yasama yetkisinin ona özgü olduğunu reddetmesinden ve de insanlar üzerinde yasama yetkisini kendisine mal ederek ilahlık iddiasına kalkışmasından ötürü kafirdir. Yine, insanları, -onlar için en uygun olan- ALLAH'ın şeriatından koparıp başka bir şeriata uymaya zorlamasından ötürü de zalimdir. Aslında bu tür bir kişi, tehlikeli bir yola atılmakla, küfrün cezasına çarpılmayı haketmekle ve -aralarında yaşadığı- insanların yaşamlarını kargaşaya, bozguna maruz bırakmakla, bizzat kendisine de zulmetmektedir.

Gönderme yapılan nokta ve "ALLAH'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyenler" biçimindeki şart cümlesi, ayeti böyle anlamamızı gerektiriyor. İkinci şart cümlesinin cevabı, birinci şart cümlesinin cevabına ekleniyor. Her ikisinde de, mutlaklık ve genellik ifade eden şart edatı "men (kim ki...)" kullanılmış ve aynı noktaya gönderme yapılmıştır
Logged
ali turab

Moderatör
****


Teşekkür: 117
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 283

Ey Teslimiyet Senin Adın İSLAM'dır


« Yanıtla #2 : Aralık 31, 2007, 12:06:06 ÖS »

"İncil ümmeti, ALLAH'ın bu kitapta indirdiklerine göre hüküm versin."

Bu konuda kural, sadece ALLAH'ın indirdiklerine göre hüküm vermektir.

Hristiyanlar ve yahudiler -İslâm öncesinde- Tevrat ve İncil'in gereklerini yerine getirmemişlerse ve -İslâm sonrasında- ALLAH katından gönderilen Kur'an doğrultusunda harekât etmemişlerse, neticede bir hiçtirler. Tüm bu kitaplarda tek bir şeriat söz konusudur. Onlar bu şeriata uymakla yükümlüdürler. ALLAH'ın, tek bir harfi bile olmaksızın korunmuş son şeriatı da İslâm'dır:

"ALLAH'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyenler, fasıkların, doğru yoldan çıkanların ta kendileridirler."

Buradaki nassta da yine genel ve kesin bir ifade kullanılıyor. Yalnız burada, daha önceki "kâfirler" ve "zalimler" biçimindeki niteliklere, "fasıklar" diye bir yenisi daha ekleniyor. Bu, daha önceki ayetlerde bahsedilenlerden farklı bir topluluk ya da değişik bir durum söz konusu olduğu anlamında değildir. Durum yine aynıdır. Olay, bu ayetle, hangi ulustan ve hangi kuşaktan olursa olsun ALLAH'ın indirdiği ayetlere göre hüküm vermeyen kişiye, daha önceki iki niteliğe ek olarak, yeni bir niteliğin daha eklenmesinden ibarettir.

Küfür, ALLAH'ın şeriatını reddederek O'nun ilahlığını inkâr ederek olur. Zulüm, insanları ALLAH'ın belirlediği şeriat dışında bir şeriata uymaya zorlamak ve onların yaşamlarında kargaşaya, bozguna neden olmakla işlenir. Fasıklık ise, ALLAH'ın sistemini bırakıp başka bir sisteme tabi olmak demektir. İşte ilk fiil, bu niteliklerin her üçünü de kapsamakta ve söz konusu fiili işleyen kişi her üç niteliği de -aralarında hiçbir ayrım yapılmaksızın- bütünüyle haketmektedir.


Logged
AzRa

Süper Moderatör
*****


Teşekkür: 231
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 209

İSLAM geliyor!İSLAM geliyor!Muzaffer olacağız!


« Yanıtla #3 : Kasım 04, 2008, 02:20:39 ÖS »

Halbuki ALLAH Teala ehl-i Kitab'a ellerindeki kitaplar hükmetmelerini emrediyor. 
Kendilerini ALLAH'a teslim etmiş peygamberler, inananlar onunla hükmeder.
ALLAH dostları ve ilim adamları da ALLAH'ın kitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit olmaları dolayısıyla onunla hüküm verirler.
Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin!
her kim ALLAH'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir.

Her kim, ALLAH'ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse, onlar hep zalimlerdir." (Maide, 44)


Logged

"Söylesem tesiri yok;sussam gönül razı değil."
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
5. MÂİDE SÜRESİ Sure Mealleri ve Ezber cumali 0 116 Son Mesaj Ekim 12, 2006, 02:36:20 ÖS
Gönderen: cumali

|Site Map|Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Home
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
SMF Theme By: MPDesignZ.com

Dost Sitemiz: ZeynepDer.Org

Valid XHTML 1.0 Transitional