Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Kasım 21, 2008, 02:05:25 ÖÖ
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ümmetin Sanal Kur'an Kursu...... www.ilminadresi.com
İslamı Öğreniyorum ( Bölüm Yöneticileri: AzRa - Kul Ahmedd )
KURBAN Hükmü
(Moderatörler:
Zemheri__
,
hakikat
)
KURBAN'LA İLGİLİ MESELER
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
[
1
]
Gönderen
Konu: KURBAN'LA İLGİLİ MESELER (Okunma Sayısı 1261 defa)
KUL AHMEDD
KUL AHMEDD
Süper Moderatör
Teşekkür: 258
Online
Mesaj Sayısı: 1719
DÜNYA Bİ GÜNDÜR ODA BU GÜNDÜR
KURBAN'LA İLGİLİ MESELER
«
:
Aralık 15, 2007, 11:05:39 ÖS »
KURBAN'LA İLGİLİ DİĞER MESELER
1078 Hz. Hunneş (ra)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hz. Ali (ra)'yi iki koç keserken gördüm ve ona: "- Bunlar nedir?" diye sordum. Hz. Ali (ra): "- Resûl-i Ekrem (sav) bana kendisi için kurban kesmemi vasiyyet etmişti, işte ben onları kesiyorum" buyurdu.(359) İslâm ûleması; herhangi bir mükellef, ölüm anında kendisi için kurban kesilmesini vasiyyet ederse, onun adına kurban kesilmesi caizdir" hükmünde müttefiktir.
1079 AKİKA KURBANI: Önce "Akika" kelimesi üzerinde duralım. Çocuğu ilk defa tıraş etmeye "Akk", çocuğun ilk saçlarına da "Akika" denir. İslâmi ıstılâlta: "Çocuğun doğumundan yedi gün sonra başındaki tüyleri tıraş edib, adını koyduktan sonra ALLAHû Teâla (cc)'ya şükür için kesilen kurbana "Akika kurbanı" denir. Hz. Aişe (r.anha) validemiz: "Resûl-i Ekrem (sav) bize erkek çocuklar için iki, kız çocukları için de bir koyun "Akika" kesmemizi emretti"(360) Akika, tetavvû (Nafile) olan bir kurbandır. Resûl-i Ekrem (sav) bizzat kesmiş ve kesmeleri için mü'minleri teşvik etmiştir. Nitekim bir Hadis-i Şerif'te: "Erkek çocuğu için akika kurbanı kesilmelidir. Onun için kan akıtarak gelecek belâları defedin"(361) buyurulmuştur. Akika kurbanı çocuğun doğumunun 7'nci gününde kesilmelidir. Eğer bu mümkün olmazsa 14'ncü veya 21'nci günleri de kesilebilir.
1080 Resûl-i Ekrem (sav) Cahiliyye döneminde araplar arasında yaygın olan "Atire ve Fer'a" kurbanlarını kaldırmıştır. "Atire"; Receb ayına saygı için kesilen kurbana verilen isimdir. "Fer'a" ise; deve, koyun ve keçinin ilk doğurduğukları yavruya verilen isimdir.(362) Cahiliyye döneminde araplar; bu ilk yavruyu, putlar önünde keserlerdi. Resûl-i Ekrem (sav): "Artık Fer'a ve Atire kurbanları yoktur"(363) emrini vererek bunları yasaklamıştır.
1081 İster bir şarta bağlı olsun, ister olmasın ALLAHû Teâla (cc)'nın rızası için kesilmek üzere nezredilen (Adanan) kurbanı kesmek vacibtir.(364) Muayyen nezr (Adak) yapan kimse, nahr (Bayram) günleri içerisinde nezrini yerine getiremezse, kurbanlık hayvanı diri olarak tasadduk eder.(365) Vücûbunun şartlarına haiz olan kimse de kurbanı, (Nahr günlerinde) kesemezse, tasadduk etme durumundadır. Kurban kesecek olan mükellefin, kurbanını bizzat kendisinin kesmesi efdaldir.(366) Vekâlet vererek bir başkasına kestirmesi de caizdir.
emanet ve ehliyet
KUL AHMEDD KUL AHMEDD KUL AHMEDD
Logged
Dikkat ! Forum Kuralı:
Mesajlarınızda sadece Alıntı ve Smiley (ifade) kullanmak site kurallarına uygun değildir.
~ HAFIZ 05 ~
~ حَافِظٌ ~ حَافِظٌ ~ حَافِظٌ ~
Üstad-ı Azam
Teşekkür: 135
Online
Mesaj Sayısı: 879
~ HEPİMİZ KARDEŞİZ ~ ~ İYİKİ KARDEŞİZ ~
Ynt: KURBAN'LA İLGİLİ MESELER
«
Yanıtla #1 :
Aralık 19, 2007, 12:34:34 ÖS »
KURBAN BAYRAMI
KEVSER SURESİ
إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ:فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ:إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ:
MEALİ :
“(Ey Rasülüm!) Gerçekten biz sana (Cennetteki Havzı) Kevseri verdik.O halde (buna şükür olarak) namaz kıl ve kurban kesiver.Doğrusu sana (evlatsız,nesli kesik deyip,Ebter deyip) dil uzatanlar,hayasız nesli kesiklerdir.”
Milletlerin hayatlarında sevinç duyacağı,mutlu olacağı günler ve geceler mevcuttur.Bizim milletimizin de sevinç ve neşe ile geçireceği günler ve geceler vardır.Bayram dediğimiz bu mutlu günlerimizi iki bölümde düşünmemiz gerekir.Bunlardan biri milli günlerimiz,milli bayramlarımız;diğeri de dini bayramlarımızdır.Milli bayramlarımızı milletçe sevinç ve neşeyle geçiririz.Tebrikleşiriz,cadde ve sokaklarımızı al bayrağımızla süsleriz.Yavrularımıza hediyeler alırız,ziyaretler yaparız,müşterek sevincimizi paylaşırız.
Dini bayramlarımız senede iki defa yapılır.Bunlardan biri Ramazan bayramı,diğeri de içinde bulunduğumuz bugün yapacağımız Kurban Bayramıdır.Müslümanlar bu iki bayramı sevinç ve neşe içerisinde geçirirler.ALLAH’a kul olarak görevini yapmanın verdiği huzur ve neşe,öbür taraftan yine ALLAH’ın verdiği nimetlere karşı şükür görevini ifa etmenin verdiği sevinç ve neşe…Bu bayramların bizim için çok büyük faydaları vardır.Hem bizleri manen yücelten,makam ve mevki sahibi yapan,hem birbirimize daha çok yaklaştıran ve kaynaştıran,birbirimizin derdine ve sevincine ortak kılan ,açları,çıplakları ve yoksulları düşünmeye yönelten;insanların ihtiyacını gidermenin mutluluk vesilesi olacağı şuurunu kazandıran günlerimiz de bizim için bayram günleridir.Konumuzu anlatırken bu konulara yer yer değineceğiz…
Merhum KADİ,bu surenin tefsirini şöyle yapmıştır:“Ey Muhammed (SAV)!Sana Kevseri,(ifrad derecede iyilik,ilim,amel ve iki cihan şerefi) verdik.”Nitekim Peygamberimiz (SAV):“Cennette bir nehir vardır,Rabbim onu bana vaad etti.O’nda bir çok hayır vardır.Baldan tatlı,sütten beyaz,buzdan soğuk ve köpükten daha yumuşaktır.Yan duvarları zebercedden,tasları gümüştendir.Bir içen bir daha susamaz.” buyurmuşlardır.Buradaki kevserden maksadın,cennetteki bir havuz veya Peygamberimiz (SAV)’in evlat,aile veya ümmetinin alimleri veya Kur’an- Kerim olabileceğini söyleyenler de olmuştur.
“Rabbin için namaz kıl.” Çünkü namaz şükrün bütün çeşidini camidir,hepsini içinde toplamıştır.Burada geçen namaz,bayram namazı,nahr ise kurban kesmek olarak tefsir edilmiştir.Hiç bir iyi ameli ve geride kalacak asil nesli olmayan kimse (EBTER),sana kin besleyen (kendisi ebter olan) kimsedir.Sen ebter değilsin,senin neslin ve faziletlerin kıyamete kadar baki kalacaktır.Ahirette ise senin için vasfı mümkün olmayan nimetler vardır.
İSLAM müfessirleri KEVSER kelimesine bir çok anlamlar vermişlerdir:
1-)Kevser,cennette bir nehrin adıdır.
2-)Kevser,cennette bir havuzdur.
3-)Kevser,mahşer yerinde bir havuzdur.
4-)Kevser,Peygamberimiz (SAV)’in sayısız üstünlük ve meziyetleridir.
5-)Kevser,iyi ve güzel ahlaktır.
6-)Kevser,Peygamberimiz (SAV)’in çocukları ve kendisine iman edenlerdir.
7-)Kevser,İSLAM alimleridir.
8-)Kevser’den maksat,Kur’an-ı Kerim’dir.
9-)Kevser,Peygamberimiz (SAV)’in kıyamet günü bütün mü’minlere şefaat etmesidir.
Kevser suresinin nüzul sebebine bakalım:Bir gün As b. Vail,camiye girerken kapıda Peygamberimiz (SAV) ile karşılaştı ve aralarında bir şeyler konuştular.Ardından içeri giren As b.Vail’e,camide bulunan bir gurup Kureyşli,kapıda kiminle konuştuğunu sordular.O da:“O nesli kesilmiş (EBTER) ile konuştuk.” diye cevap verdi.
Peygamberimiz (SAV)’in doğan erkek çocukları yaşamıyordu.İbrahim,Kasım ve Abdullah isimli oğulları kendinden evvel ölmüşlerdi.Bunlardan Kasım,peygamberlikten evvel doğmuş ve yine peygamberlikten evvel ölmüştü.İbrahim de peygamberlikten sonra doğmuş ve küçük yaşta vefat etmiştir.Daha sonra Abdullah vefat edince Peygamberimiz (SAV)’in dünyada erkek evladı kalmamıştır.Bu yüzden Kureyş müşrikleri,Peygamberimiz (SAV)’e Ebter demişlerdir.
İSLAM’dan önceki devirlerde Araplar,erkek çocuğu olmayanlara bu kötü adı takıyorlar,EBTER diyorlardı.(Sonunda hayırlı evladı kalmayan,zürriyeti kesilmiş,ocağı tütmeyecek,nesli devam etmeyecek kişi…)
As b.Vail’in kendisi hakkında ebter dediğini duyan Peygamberimiz (SAV) büyük bir üzüntüye kapıldı.Bunun üzerine ALLAH,sevgili Peygamberi (SAV)’i teselli etmek,üzüntüsünü gidermek ve O’nu düşmanlarına karşı savunmak,düşmanların hakaretlerine cevap vermek üzere KEVSER SURESİNİ inzal buyurdu ve şöyle dedi:“Ey Muhammed (SAV)!Doğan erkek çocuklarını yaşatsaydık,ya peygamber olacaklardı ya da olmayacaklardı.Eğer olmazlarsa senin şeref ve haysiyetin kırılacaktı.Eğer Peygamber olsalardı,sen son peygamber olmayacaktın.İşte bu sebeple senin erkek çocuklarını yaşatmadık.
Ey Muhammed!Sakın sana EBTER=NESLİ KESİLMİŞ diyenlere kulak asma.Ben senin adını,kendi adımla yan yana yazdım.Kelime-i Tevhid’de,ezanda,kamette,namazda adlarımız birlikte anılmaktadır.Üstelik sen Kevser sahibisin.Bütün bu şeref ve rütbeler sana yeter.O halde sen nasıl EBTER=NESLİ VE ZÜRRİYETİ KESİLMİŞ olabilirsin?”
Sevgili Peygamberimiz (SAV)’in üç erkek evladı dünyaya gelmiştir.Bunlardan biri Hz Hatice (RA) validemizden olma Kasım’dır.Nübüvvetten evvel doğmuş ve 17 günlükken ölmüştür.Daha sonra yine Hz Hatice (RA) validemizden olma Abdullah dünyaya gelmiş ve çocuk yaştayken Mekke’de vefat etmiştir.Daha sonra da Mısırlı Mariye (RA) validemizden olma İbrahim dünyaya gelmiş,70 gün yaşadıktan sonra Medine’de vefat etmiştir.Kız çocukları ise hepimizin bildiği gibi Fatıma,Ümmü Gülsüm,Zeynep ve Rukiye’dir.Hz Fatıma (RA) dışındaki bütün çocukları kendisinden evvel vefat etmişlerdir.Hz Fatıma (RA) ise,babasının vefatından 6 ay sonra vefat etmiştir.
ALLAH,Peygamberimiz (SAV)’e:“Senin zikrini yücelttim.” buyurmuştur.Yani Nübüvvet ve diğer başka hususlarda Peygamberimiz (SAV)’in ismini yükseltmiştir.Şehadet kelimesinde,ezan ve kamette O’nun ismini kendi ismine eklemiştir.İşte bu bir yüksekliktir.
Hasan b.Sabit şöyle der:“Görmez misin ALLAH,kulunu bir takım bürhanla gönderdi.Fakat ALLAH,O’nu o burhanlardan daha üstün kıldı.Kendi isminden birinin yarısını verdi,tecelli etsin diye.Zira O,yan, Arş sahibi olan ALLAH,Mahmud’dur.Peygamber (SAV) ise Muhammed’dir.ALLAH,Peygamber (SAV)’in ismini kendi ismime ekledi,müezzin beş defa EŞHEDÜ dediği zaman.”
Ebu Said el-Hudri (RA) rivayet ediyor:Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor:“Cebrail (AS) bana geldi ve dedi ki:Senin ve benim Rabbim olan ALLAH buyurdu ki:Senin ismini nasıl yücelttim bilir misin?Söyle Ya Muhammed (SAV)!”Peygamberimiz (SAV) şöyle dedi:“ALLAH bilir.” ALLAH:“Ben seninle anılırım.Şanı yüce olan ALLAH ismini,habibinin ismiyle Arş-ı Ala’nın üstüne,cennetin kapısına,bütün ağaçların üstüne ve cennet ehlinin giydiklerine yazdırdı.”
Rivayet olunur ki:“Hz Adem (AS) cennetten çıkarıldığı zaman Arş-ı Ala’nın ayakları üzerinde Muhammed (SAV)’in isminin ALLAH’ın ismiyle yazılı olduğunu gördü ve:“Şu isim kimindir Ya Rabbi?” dedi.ALLAH:“Bu senin en faziletli evladın.” buyurdu.Hz Adem (AS):“Bu faziletli evladının hürmetine babasını affeyle ALLAH’ım.” dedi.ALLAH ta:“Affettim seni,eğer Muhammed (SAV) olmasaydı,seni halk etmeyecektim.” buyurdu.
Bu yaptığımız açıklamalar bize gösteriyor ki,ALLAH,Peygamberimiz (SAV)’e EBTER diyenlere karşı hem cevap mahiyetinde,hem de Peygamberimiz (SAV)i teselli etmek,üzüntüsünü gidermek maksadıyla KEVSER SURESİNİ inzal buyurmuştur.
İSLAM dini,Müslümanlara bir yılda iki bayram getirmiştir.ALLAH anılmadan geçen günler bir kıymet ifade etmediğinden,dini bayramlarımız namazla açılıyor.İlahi hatıraların parladığı nice günler,ulviyet ve asaletleri bakımından sadece şahsi meselelerle iktifa edemezler.Zira imanlı,şuurlu ve duygulu bir insan için hakiki bayram,ebedi istikbal olan ahiret sevinçlerinde,ictimai saadet günlerinde gizlidir.Bu cihetle,fıtri ve ictimai en yüksek bir din olan İSLAM,bayramlarda yardımlaşmayı bir vazife olarak tavsiye etmiştir.Ramazan bayramında fıtır sadakasını,Kurban Bayramında da kurban kesmeyi hali vakti yerinde olan mü’minlere vacip kılmıştır.İçinde bulunduğumuz Kurban Bayramı,Kurban ibadetiyle mükellef olduğumuz bir gündür.Bugün kesilecek kurbanlarımızdan bütün mü’minler faydalanacak,gülmeyen yüzler gülecek,neşesiz gönüllere huzur dolacak,insanımız birbirine minnet ve şükran duygularıyla yaklaşacak,kardeşlik ruhu,birlik ve beraberlik anlayışı hakim olacak,sosyal adalet kurulacak,neticede insanlar mutlu ve mesut olacaklardır.
Bu fani günleri bayram yapan sır:ALLAH sevgisi ve iman lezzetidir.Bugün her varlıklı mü’min,ALLAH sevgisi ve ALLAH’a manen yaklaşmak arzusuyla kurban kesmek mecburiyetindedir.Çünkü,Peygamberimiz (SAV) bir hadislerinde şöyle buyuruyor:
من وجد سعة ولم يضح فلايقربن مصلانا.
“Bir kimse,kendisinin mali imkanları müsait olup ta kurban kesmezse,namazgahımıza yaklaşmasın.”
Bu müthiş bir tehdittir.Evet,ALLAH’ın verdiği mal bolluğu içindeyken,ALLAH yolunda,ALLAH’ın rızası için bir kurban kesmeme pintiliğini gösteren mü’minin İSLAM topluluğu içinde yeri yoktur.Mü’min kurban kesmekle hem ALLAH’ın rızasını kazanacak,hem O’na manen yaklaşacak,hem de mü’minlere bir ikram ve ihsanda bulunmuş olacaktır.
KURBANIN TARİHÇESİ
Kurbanın tarihçesini daha iyi anlamak için Kur’an ayetlerine bakalım:
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ:فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ:فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ
يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ سَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ:فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ:وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ:قَدْصَدَّقْتَ الرُّؤْيَا إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ:إِنَّ هَذَالَهُوَالْبَلَاء الْمُبِينُ.وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ:
“Ey Rabbim bana salihlerden (bir oğul) ihsan et (diye dua etti). Biz de ona çok uysal oğul müjdesini verdik.Artık o (oğul İbrahim’in) yanında koşmak çağına erince (babası):Oğulcağızım!dedi ben seni rüyamda boğazlıyor görüyorum. Bak artık sen ne düşünürsün. (Oğlu) dedi: Babacığım sana emredilen emir ne ise yap. İnşALLAH beni sabredenlerden bulacaksın. Vaktaki bu suretle ikisi de ALLAH’ın emrine ram oldular. (İbrahim) oğlunu alnı üzere yıktı.Biz ona: Ya İbrahim! Rüyana sadakat gösterdin.Şüphesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız diye nida ettik.Hakikat bu apaçık ve kati bir imtihan idi.(Oğlunu kurban etmeye karşılık ona büyük bir kurbanlık (semiz koç) fidye verdik.” (SAFFAT SURESİ – 100-107. AYETLER)
Hz İbrahim (AS),oğlu Hz İsmail (AS)’ı neden kurban etmek istemişti?Hz İbrahim (AS),ALLAH’a manen yaklaşmak amacıyla 1000 tane koç,300 sığır,100 deve kurban kesmişti.Bunun üzerine melekler hayret etmişlerdi.Hz İbrahim (AS) ise:“Hayret edilecek bir şey yok.Biz ALLAH’a malımızı feda ettiğimiz gibi canımızı da feda ederiz.Can,maldan daha kıymetlidir.Üstelik kimin malını kime feda ediyoruz?Bu mallar benim midir ki,mallarınız sizin midir ki?Elbette malın ve mülkün yegane sahibi ALLAH’tır.O halde bize emaneten rızıklanmamız için verilen malı asıl sahibine feda etmişsem,bunda şaşılacak ne var?Değil mal,ALLAH bana bir evlat verse,onu dahi Rabbimin yoluna feda ederim,kurban keserim.” buyurdu.
Hz İbrahim (AS) elbette Rabbine verdiği sözü yerine getirecekti.ALLAH Halil’inin makamını bizlere ibret olarak göstermek üzere;O’nu yeni bir imtihana tabi tuttu.Yani:“Bir evladım olsa onu dahi ALLAH yolunda kurban keserim.” sözünün gerçekleşmesi için ona bir erkek çocuğu verdi.
ALLAH şöyle buyurdu:“Halil olan İbrahim,bize:
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ:
“Ya Rabbi!Bana hayırlı bir erkek evlat ver.” diye dua etti.Biz de ona:
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ:
“Biz de O’na,halim bir erkek evlat tebşir ettik.” diye cevap verdik.
Birkaç yıl sonra,Hz İbrahim (AS)’ın,Hz Hacer’den bir evladı oldu.Bu çocuk,Hz İsmail (AS) idi,ALLAH’ın,Hz İsmail (AS) için HALİM sıfatını kullanması,ALLAH emirlerinde babasına karşı serkeş olmayıp,yumuşaklık ve itaat göstereceğinin alametidir.Hz İsmail (AS) hem halim hem de alim idi.Buradaki alimden maksat,ilahi sırlara vakıf olan,hayır ve şerri ayırt edebilen ve insanı kurtuluşa götürecek yolun ancak ALLAH yolu olduğunu bilen kimsedir.İşte Hz İsmail (AS) bu manada ,çocukken bile alimdi.
Hz İbrahim (AS) oğlunu kurban keseceğini vaad etmişti.Aradan zaman geçince bunu unuttu.Hz İsmail (AS) onunla yürüyecek çağa (7 ile 10 yaşlarına) gelince,rüyasında kendisine:“Nezrini yerine getir.” dendi.Bu rüyayı arife gününden bir gün önce yani Terviye günü görmüştü.Terviye gecesi,gördüğü rüyanın ALLAH tarafından mı şeytan tarafından mı olduğunu tefekkür etti.Bunun için o güne TERVİYE GÜNÜ denir.İkinci gece aynı rüyayı yine gördü.Bu sefer rüyanın ALLAH tarafından olduğunu anladı.Bu bakımdan o güne de ARİFE GÜNÜ,rüyayı gördüğü yere de ARAFAT denir.Üçüncü gece yine aynı rüyayı görür,rüyasında:“Nezrini yerine getir.” emrini alır.Artık oğlu İsmail’i kesme kararını alır.Bunun için de bu güne NAHR (KURBAN KESME) GÜNÜ denir.
Hz İbrahim (AS),oğlu Hz İsmail (AS) kesmeye götüreceği zaman hanımı Hacer’e şunları söyledi:“İsmail’e güzel elbiselerini giydir,onu bir ziyafete götürüyorum.” Bunun üzerine annesi oğlunu güzelce giydirdi,güzel kokular sürdü,başını güzelce taradı.Hz İbrahim (AS) bir ip,bir bıçak aldı ve Mina istikametine yürümeye başladılar.Bu ayada şeytan onlara musallat oldu.Bu arada İsmail (AS) babasının önünde yürüyordu.Şeytan ise babasını caydırmaya çalışmakla meşguldü.Hz İbrahim (AS)’a şöyle diyordu:“Bu çocuğu nasıl keseceksin?Buna kıyılır mı?Sen bir babasın,nasıl oğlunu keseceksin?” Hz İbrahim (AS) ise tek kelimeyle:“ALLAH emrettiği için keseceğim.” diyordu.Bundan ümidini kesen Şeytan,Hacer’e gitmişti ve:“Nasıl oturuyorsun?İbrahim oğlunu kesmeye götürdü.” diyordu.Hacer ise:“Yalan söylüyorsun,hiç baba evladını keser mi?Böyle bir şey görülmüş müdür?” diyordu.Şeytan:“O halde bıçakla ipi neden aldı?” deyince,Hacer:“Peki niçin kesecek?” dedi.Bunun üzerine Şeytan:“O zannediyor ki ALLAH,kendisine bunu emretmiş.” Bunun üzerine Hacer:“Nebiler batıl ile emrolunmazlar,ruhum ALLAH’ın emrine feda olsun!Oğlum ALLAH’ın emrine feda olsun.” deyince Şeytan yine ümitsizliğe düştü,meyus ve mükedder oldu.Bu defa da Hz İsmail (AS)’ın yanına geldi ve dedi ki:“Sen oynayıp gülüyorsun,halbuki babanın elinde bıçak ve ip var.İple seni bağlayacak ve bıçakla da seni kesecek.”Hz İsmail (AS):“Yalan söylüyorsun,babam beni hiç keser mi?” deyince,Şeytan:“O zannediyor ki,ALLAH kendisine bunu emretmiş.” dedi.Bunun üzerine Hz İsmail (AS):“İşittim ve Rabbimin emrine itaat ettim.”diyor.Şeytan bunun üzerine yine konuşmak isteyince,Hz İsmail (AS) yerden taş alıyor ve şeytanı taşlıyor.Şeytan perişan olup oradan uzaklaşıyor.Bunun neticesi olarak o mekanda yani bu olayın meydana geldiği MİNA’da hac mevsiminde şeytan taşlamak üzerimize vacip olmuştur.Aynı zamanda Hz İbrahim (AS)’ın sünnetine tabi oluyoruz.
Şeytan taşlama mahallinden Mina’ya vardıklarında Hz İbrahim (AS) oğluna dedi ki:“Yavrum,ben rüyamda görüyorum ki,seni boğazlıyorum.Artık bak ne düşünürsün?”Oğlu O’na:“Babacığım sana ne emrediliyorsa onu yap.İnşALLAH beni sabredenlerden bulacaksın.” dedi.Oğlundan bu cevabı alan Hz İbrahim (AS) anlıyor ki,ALLAH duasını kabul etmiştir.Çünkü O:“ALLAH’ım!Bana Salihlerden bir evlat ver.” diye dua etmişti.
Hz İsmail (AS) babasına şöyle dedi:“Baba,sana bazı vasiyetlerim var.Birincisi,elimi bağlamanı istiyorum ki,çırpınıp sana eziyet etmeyeyim.İkincisi yüzümü yere çevir ki,yüzüme bakıp merhamete gelmeyesin.Üçüncüsü gömleğimi çıkar,kan bulaşmasın,ecrin noksanlaşmasın ve kanlı gömleğimi annem görüp mahzunlaşmasın.Dördüncüsü beni keserken süratli kes,çünkü ölüm,çünkü ölüm acısı şiddetlidir.Beşincisi gömleğimi anneme götür,onunla beni hatırlasın.Kendisine benden selam söyle,sabretsin,ALLAH’ın emrine teslim olsun.Altıncısı beni nasıl kestiğini ona sakın anlatma.Yedincisi eve çocukları sokma,onun mahzuniyeti yenilenmesin.Benim yaşımda bir çocukla karşılaştığında yüzüne bakma ki üzülmeyesin.”
Bunun üzerine Hz İbrahim (AS) oğluna teşekkür ve dua ediyor,ALLAH’a hamd-ü senada bulunuyor.Neticede onu kurban kesmesi esnasında Hz İbrahim (AS) soğukkanlılıkla oğlunu düz bir kayaya yatırır.Evden getirdiği keskin bıçağı oğlunun boğazına dayar.Fakat hayret ki bütün gücüyle bastırmasına rağmen bıçak Hz İsmail (AS)’ın boğazını kesmez.Bu duruma canı sıkılan Hz İbrahim (AS) bıçağı taşa çalar,bıçak taşı keser.
Tam bu esnada yanında semiz bir koçla birlikte gökten inen bir meleğin tekbir sesleri duyulur.Hz İbrahim (AS) sese doğru başını çevirir.Gökten inen melek Hz İbrahim (AS)’a,ALLAH’ın şu emrini iletir:“Ey İbrahim,gerçekten rüyana sadakat gösterdin.”Dünyadaki en sevgili varlığını,Bu varlık,gönlünün süruru biricik evladın İsmail bile olsa ALLAH yolunda kurban etmekten çekinmeyeceğini yeterince ispat ettin.Hem sen,hem İsmail hem de eşin Hacer ALLAH’a bağlılığınızın dillere destan olmaya hak kazanan bir örneğini başarıyla sergilediniz.”
Koçu getiren Cebrail (AS):“ALLAHü ekber,ALLAHü ekber.” derken,Hz İbrahim (AS):“La ilahe ilALLAHü vALLAHü ekber.” derken,Hz İsmail (AS) da:“ALLAHü ekber ve lillahil hamd.” diyordu.Bugün bizler de Kurban keserken onlara uyarak aynı tekbiri getiriyoruz.
Baba-oğulun ALLAH’a gösterdikleri bu teslimiyete melekler hayret ediyorlar.1000 koç,300 sığır ve 100 deve kesmesinin ötesinde oğlunu ALLAH yolunda kesecek kadar teslimiyet sahibi olduğunu bir kere daha müşahade ediyorlar.Boşuna ALLAH kendisine HALİLİM dememiştir.Onun gözünde mal ve mülkün hiçbir değeri yoktu.ALLAH’a kulluk ve ALLAH yolunda olmak onun niçin kaçınılmaz bir şeydi.
KURBAN KESMENİN FAZİLETİ
Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor:
من ضحى طيبة لأضحيته كانت له حجابا من النار.
“Kim sevabını kastederek ve arzulayarak kurban keserse o kurban onu cehennem ateşinden korur.”
Kurban kesmekle mü’min bir taraftan ALLAH’ın emrini yerine getirmiş,O’na manen yaklaşmış olmakta,diğer yandan da kestiği kurbanla cehennem ateşinden korunmuş olmaktadır.Kurbanın akan her kanında,derisinin her kılında mü’min için sevap vardır.
Hz Ali (RA) şöyle diyor:“Kim kurbanlık satın almak üzere evden çıkarsa,onun her adımına ALLAH on sevap verir,on da günahından mahveder.Derecesine on ilave eder.Hayvanı almak için konuşması tesbih olur,parayı öderken parasının her dirhemi için 700 sevap verilir.Hayvanı yere yatırıp kestiği zaman bütün mahlukat onun için istiğfarda bulunur.Kanı akıtıldığında her damla kandan ALLAH on melek yaratıp kıyamete kadar onun için istiğfarda bulunurlar.Eti taksim edip dağıttığında,her lokması için Hz İsmail (AS) evladından bir köle azad etmiş sevabı verilir.”
Peygamberimiz (SAV) Hz Aişe (RA) validemize:“Ey Aişe!Kurbanını takdim et ve onu şahit tut.Yere akan bir damla kanından ötürü ALLAH senin geçmişteki günahlarını affedecektir.” buyurdu.Hz Aişe (RA):“Ya RasülALLAH!Bu yalnız bize mi,yoksa bütün mü’minlere mi mahsustur?” dediğinde,Peygamberimiz (SAV):“Bilakis bize ve bütün mü’minlere.” buyurdu.
Vehb ibni Münebbeh şöyle rivayet eder:“Davut (AS):“Ya Rabbi!Ümmet-i Muhammed’in keseceği kurbanların sevabı nedir?” diye sorduğunda ALLAH:“O kurbanın vücudundaki her kıla karşılık onlara on hasene vereceğim,on günahını da yok edeceğim;ayrıca on derece yükselteceğim.O kurbanın her kılına karşılık cennette bir saray,hurilerden bir cariye ve bir de bir adımı gözün göreceği en son noktaya varan kanatlı binekler ki,cennet ehli onlara binip istedikleri yere uçarlar.Ya Davut!Bilmez misin ki,kurban kıyamet gününde binek olup bütün belaları kaldıracaktır.” buyurdu.
Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur:
“Ademoğlunun amelleri arasında NAHR günü yapılan amellerden ALLAH’ın katında kan akıtmak kadar sevgili hiçbir amel yoktur.Doğrusu kurbanlık,kıyamet gününde boynuzları,kılları ve bacaklarıyla sapasağlam olarak sahibinin karşısına dikilir.Kurbanın kanı yere akmadan önce ALLAH’ın indindeki yerine damlar.Onunla nefislerinizi arıtırsınız.”
Bu hadisin tazammun ettiği manaya göre kurban bayramı günü yapılan ibadetlerin en efdali kurban kanı akıtmaktır.Bu kurbanlık kıyamet günü aynen dünyada olduğu gibi hiçbir azası noksan olmadan sahibine iade edilecektir.Her azası için bir sevap verilecek ve sırat köprüsünü geçmek için binek vazifesi yapacaktır.
Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur:
عظموا ضحايتكم فإنها علىالصراط مطاياكم.
“Kurbanınızı büyük yapınız,zira o sırat köprüsünde binitiniz olacaktır.”
Peygamberimiz (SAV)’den şöyle rivayet edilir:
“Mü’minler kıyamet günü diriltilerek kabirlerinden kalktıklarında,ALLAH,meleklerine şöyle buyurur:“Ey meleklerim!Sakın kullarımı yaya yürütmeyin.Onları cennet bineklerine bindirin.Çünkü onlar dünyadayken daima bineğe binmişlerdir.Onların bineği ilkin babalarının sülbu,ardından analarının rahmi,dünyaya geldikten sonra emzikten kesilene kadar ana kucağı,sonra baba kolları,büyüyüp gelişince de karada at gibi binek hayvanları,denizde gemiler,havada uçaklardı.Ölünce de mü’minlerin omuzlarında taşıdıkları tabutlarla kabirlerine götürülmüşlerdir.Ey meleklerim!Kabirlerinden kalktıkları bu günde siz onları sakın yaya olarak götürmeyin.Çünkü onlar dünyadayken binek üzerinden hiç inmediler.Şimdi onlara dünyadayken kurban olarak kestikleri koçlarını binek olarak hazırlayın.”
BAYRAMIN SOSYAL YÖNÜ
Bugün mü’minler olarak bayram günümüdür,sevinç günümüzdür.Bugün hepimiz sevinçliyiz.Çünkü sabahın erken saatlarından itibaren camiye koştuk,ALLAH’a kulluk ve ibadet yapmaya geldik.Bizi buraya gelmek için hiçbir kuvvet zorlamadı,kendi istek ve arzumuzla geldik.İçimizde durumu ve sosyal durumu değişik olan çeşitli insanlar var.Ama bu camide hepimiz eşit durumdayız,ALLAH’a kulluk yapma heyecanını duymaktayız.Bu günümüzden daha ulvi bir gün daha düşünülemez.Bayram namazından sonra evlerimize gittiğimizde ana-babalarımızı ziyaret edelim,ellerini öpelim,hal ve hatırlarını soralım,varsa ihtiyaçlarını karşılayalım,hayır dualarını kazanalım.Daha sonra diğer büyüklerimizi,akrabalarımızı,komşularımızı ziyaret edelim,tebrikleşelim,hal-hatır soralım.Bütün mü’minlerle selamlaşalım.Böylece birbirimize karşı içimizde sevgi ve muhabbet duygusunun mevcudiyetini,bunun zıddı olan buğz ve adavet duygusunun içimizde bulunmadığını göstermiş olalım.Neticede ALLAH’ın rahmetini ve mağfiretini kazanalım.
Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur:
من لقي أخاهفصافحه لطفاومودة لم يتفرقاحتىيغفرلهما.
“Bir kimse din kardeşiyle mülaki olduğunda (karşılaştığında) onunla latif bir muameleyle müsafaha ederse (el sıkışırsa),mağfiret olunmadan birbirlerinden ayrılmazlar.”
Bir başka hadislerinde ise:
“Bir kimse bir Müslüman kardeşinin hacetinde yürürse,ayrıldığı yerden dönünceye kadar ALLAH ona attığı her adımda 70 sevap yazar ve ondan 70 günah silinir.Eğer o iş onun aracılığıyla görülürse annesinden doğduğu gün gibi günahlarından çıkar.O sırada ölürse hesapsız cennete girer.” buyurur.
O halde bayramlarda yardımlaşalım,birbirimizin ihtiyaçlarını giderelim.Sevincimizi paylaşalım.Özellikle yetimleri ve dulları,biçare ihtiyarları arayıp soralım,ihtiyaçlarını karşılayalım.Gönüllerini alalım,yetimlerin yetim olduklarını unutturacak şekilde hediyelerle gönüllerini alalım.Hastaları ziyaret edelim,geçmiş olsun dileklerinde bulunalım.Unutmayalım ki,hasta ziyareti bizlere büyük sevap kazandırır.Aç olanları bulalım,karınlarını doyuralım,kestiğimiz kurbanların etinden onları da faydalandıralım.
Peygamberimiz (SAV) buyuruyor ki:
ليس المؤمن بالذىيشبع وجاره جآءع إلىجنبه.
“Kendisi doyup ta komşusu aç olan kimse mü’min değildir.”
İşte İSLAM’da sosyal adalete güzel bir örnek…Bu ifadeyi hiçbir din ve sistemde bulamazsınız.Komşusu aç yatarken,kendisi tok yatanı mü’min saymayan ilahi sistem…
Bu arada bayram bahanesiyle de olsa dargınları barıştıralım.Birlik ve beraberlik ruhunu pekiştirelim.Gönüllerdeki buğz ve adavet duygularının yerini sevgi,saygı ve muhabbet duygularının almasını sağlayalım.Şu gerçeği iyi bilelim ki Peygamberimiz (SAV):“Bize silah çeken bizden değildir ve bizi aldatan da bizden değildir.” buyurmuştur.Mü’min olarak yaşamak,mü’min olarak ölmek bizlerin en büyük ideali değil mi?Bizi bu nimetten alıkoyacak,uzaklaştıracak her türlü davranış ve hareketten kaçınalım…
KAYNAK : MÜ’MİNLERE VAAZ VE İRŞAD MEHMET ALTUNKAYA
Logged
http://static.boomp3.com/player.swf?id=7a7f4c889397
http://static.boomp3.com/player.swf?id=f3c290665081
http://static.boomp3.com/player.swf?id=6b25552f64cd
http://static.boomp3.com/player.swf?id=d07199527996
http://static.boomp3.com/player.swf?id=bea23b75f5b0
~ HAFIZ 05 ~
~ حَافِظٌ ~ حَافِظٌ ~ حَافِظٌ ~
Üstad-ı Azam
Teşekkür: 135
Online
Mesaj Sayısı: 879
~ HEPİMİZ KARDEŞİZ ~ ~ İYİKİ KARDEŞİZ ~
Ynt: KURBAN'LA İLGİLİ MESELER
«
Yanıtla #2 :
Aralık 19, 2007, 12:36:16 ÖS »
KURBAN VE HÜKÜMLERİ
KEVSER SURESİ
إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ:فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ:إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ:
MEALİ :
“(Ey Rasülüm!) Gerçekten biz sana (Cennetteki Havzı) Kevseri verdik.O halde (buna şükür olarak) namaz kıl ve kurban kesiver.Doğrusu sana (evlatsız,nesli kesik deyip,Ebter deyip) dil uzatanlar,hayasız nesli kesiklerdir.”
Kurban kelimesinin lügat manası:Kurbet,yaklaşmak demektir.KURBAN:ALLAH’a manen yaklaşmak için ibadet niyetiyle Kurban Bayramı günlerinde kesilen belirli cins ve vasıftaki hayvana denir.Daha kısa bir ifadeyle:Kurban,ibadet maksadıyla Kurban Bayramı günlerinde kesilen hayvanın adıdır.ALLAH rızası için kesilen kurbana UDHİYE,bunu kesmeye de TADHİYE adı verilir.
Zekat gibi kurban da malla yapılan bir ibadet vazifesidir.ALLAH yolunda fedakarlığın bir nişanesi,ALLAH’ın verdiği nimetlerin bir şükranesidir.Bunun neticesinde sevap ve ALLAH’ın rızası kazanılır.Ayrıca bir takım kaza ve belalardan korunulur.Kurban kesen bir Müslüman,ALLAH’ın emrine uyma konusunda her şeyini feda edebileceğini gösterir.Hz İbrahim (AS) ve Hz İsmail (AS)’ın ALLAH yolunda başarıyla verdikleri büyük imtihanın her sene Müslümanlarca hatırlanıp tekrar yaşanması ve ALLAH’a tazim keyfiyyetini hedef tutar.Aynı zamanda da o günlerde dünya Müslümanlarının Arafat’ta yaptıkları Hacc ve kurban ibadetine bulundukları yerden manen iştirak etmiş olurlar.
Kurban kesmekteki İLK HİKMET:Her şeyden önce ALLAH’a yaklaşmaya bir vesile olması,İKİNCİ HİKMET:ALLAH’ın verdiği sayısız nimetlere şükrün bir ifadesi,ÜÇÜNCÜ HİKMET:ALLAH’ın emirlerine teslimiyetin ve bu husustaki fedakarlığın alametidir.
KURBANIN HÜKMÜ VE DELİLLERİ
Kurban kesmek,zekat,bayram namazları ve sadaka-i fıtr gibi hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır.Kitap,sünnet ve icma ile sabittir.Kurban kesmek,şartlarını haiz olan Müslümanlar için vaciptir.Hükmünün vacip oluşunun delilleri şunlardır:
1-)KİTAPTAN DELİL:Kevser suresinin ikinci ayetidir:“Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.”Bu ayetteki“Deveyi boğazla”,“Kurban kes.”anlamına gelen VENHAR emri,bizzat Peygamberimiz (SAV) hakkında varid olduğundan,ümmeti için de kurban kesmek vaciptir.
2-)SÜNNETTEN DELİL:Ebu Hüreyre (RA)’tan rivayet edilen bir hadiste
Peygamberimiz (SAV),şöyle buyurmaktadır:
من وجد سعة ولم يضح فلا يقربن مصلانا
“Hali vakti yerinde olup ta kurban kesmeyen kimse,bizim mescitlerimize yaklaşmasın.”
Kurban kesmek Peygamberimiz (SAV)’in fiil ve hadisleriyle sabit olmuştur.Bu sünnet dini şeairden sayılmış ve Müslümanlarca yapıla gelmiştir.Böylece kurbanın ibadet olduğunda bir nevi İCMA akdolunmuştur.
KURBANIN ŞARTLARI
Kurbanın şartları iki kısma ayrılır.BİRİNCİSİ vücubunun yani bir müslümana kurban kesmenin dinen vacip olmasının şartlarıdır.İKİNCİSİ sıhhatinin yani kesilen kurbanın dinen sahih olmasının şartlarıdır.
1-) KURBANIN VÜCUBUNUN ŞARTLARI
Kurbanın vücubunun şartları 4’tür:
1-)MÜSLÜMAN OLMAK:Kurban kesmek,yalnız Müslüman olanlara vaciptir.Çünkü o bir ibadet ve ALLAH’a manen yaklaşmaktır.Her ne kadar İSLAM’ın dışındaki dinlerde de kurban kesme adeti varsa da onların kestikleri kurban ALLAH katında makbul değildir.Çünkü o bir FISK’tır.Bu konuda ALLAH şöyle buyurur:
وَلاَ تَأْكُلُواْ مِمَّا لَمْ يُذْكَرِاسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ وَإِنَّهُ لَفِسْقٌ وَإِنَّ الشَّيَاطِينَ لَيُوحُونَ إِلَىأَوْلِيَآئِهِمْ لِيُجَادِلُوكُمْ وَإِنْ أَطَعْتُمُوهُمْ إِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ:
“Üzerlerine ALLAH’ın ismi anılmamış (Besmele çekilmemiş) olan hayvanlardan yemeyin.Çünkü onu yemek emre aykırı harekettir.(fısktır.)” (EN’AM SURESİ – 121.AYET)
2-)MUKİM OLMAK:Sefer halinde bulunan yolculara kurban kesmek vacip değildir.Ancak tatavvu (nafile) olarak kesebilirler.Mekke dışından hacca gidenler,misafir hükmünde oldukları için kurban kesmek onlara vacip olmaz.Orada kesilen kurbanlar ise,HACC-I TEMETTÜ veya HACC-I KIRAN’a niyet edenlere vacip olan şükür kurbanlarıdır veya ceza olarak kesilen kurbanlardır.
3-)HÜR OLMAK:Köle ve esirlere kurban kesmek vacip değildir.Çünkü köle ve esirlerin malı yoktur.Bu sebeple hürriyet şart koşulmuş ve esirler için kurban kesmek vacip veya sünnet sayılmamıştır.Hür kadının hükmü de hür erkeğin hükmü gibidir.
4-)NİSABA MALİK OLMAK:Şer’an zengin sayılmak demektir.Mali bir ibadet için dinen zengin sayılacak kadar servet sahibi olmak lazımdır.Bir hadiste:“Sadaka,ancak zengin olanlara lazım gelir.”buyrulmuştur.Fıtır sadakası vacip olanlara kurban kesmek te vacip olur.Her ikisinin nisabı aynıdır.
Fitre sadakasında itibar edilen zenginlik,kurbanda da aynen muteberdir.Oturulan ev,evde kullanılan eşyalar,binek vasıtaları,iş ve sanat hayatında insanın kullandığı malzeme ve aletlerden başka 20 miskal yani 80.12 gr altın veya 200 dirhem yani 561.2 gr gümüş veya bunların kıymetinde bir mala sahip olan kimse zengin sayılır.Zaruri ihtiyaçları dışında elde bulunan nisap miktarı bir mal üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir.Saime olan hayvanlar,atlar ve ticaret malları nisaba girer.Bir kimsenin oturduğu evden başka bir akarı olur da bunun kirasıyla aylık ihtiyacını karşıladıktan sonra nisap miktarına ulaşan bir meblağa sahip olursa kurban kesmesi gerekir.Bir kimsenin borcu bulunur da mevcut malını oraya mahsup ettikten sonra geriye nisap miktarından az kalırsa kurban kesmesi gerekmez.Geriye kalan miktar nisaba ulaşırsa kurban kesmesi gerekir.Bir kimsenin kurban kesmesi için bütün vakitlerde zengin olması şart değildir.Kurban bayramı günlerinin evvelinde veya sonunda zengin olması,kurbanın vacip olması için yeterlidir.
KURBANIN SIHHATİNİN ŞARTLARI
Kurbanın sıhhatinin şartlarıysa Hanefilere göre ikidir.Vakt-i mahsusa ve kesilecek hayvanın ayıplardan salim olmasıdır.
1-)VAKT-İ MAHSUSA:Kurban kesmek,ancak şer’an tayin edilen vaktin girdiği zaman vacip olur.Bu vakit,Hanefilere göre EYYAM-NAHR denilen kurban bayramının ilk üç günüdür.
2-)KURBANIN AYIPLARDAN SALİM OLMASI:ALLAH’a yakınlık ve ibadet gayesiyle kesilecek olan kurbanların kusursuz olmasına dikkat edilmesi gerekir.Bu kusurları iki kısımda incelemek gerekir.BİRİNCİSİ çok ayıp sayılan ve o hayvanın kurban edilmesine dinen mani olan büyük kusurlar;İKİNCİSİ de az kusur sayılan ve kurban edilmesi kerahatle caiz olan kusurlardır.
KURBAN OLMASI CAİZ OLMAYAN HAYVANLAR:
1-) Bir veya iki gözü kör olmak
2-) Dişlerinin çoğu düşmüş olan
3-) Boynuzlarının ikisi veya biri kökünden kırılmış olan
4-) Kuyruğunun yarısından fazlası kesik olan
5-) Bir kulağının tamamı veya boyuna kesik olan
6-) Hayaları veya memelerinin ucu kopmuş olan
7-) Kemiklerinde ilik kalmamış derecede zayıf ve düşkün olan
8-) Doğuştan kulağı veya kuyruğu olmayan
9-) Kesilecek yere gidemeyecek kadar topal olan
10-) Sürüye gönderilemeyecek kadar deli olan
Özetlenen büyük kusurlardan biri bulunan hayvanın kurban edilmesi caiz değildir.Kurbanlık alırken bu hususa çok dikkat edilmelidir.
KÜÇÜK KUSURLARI OLUP TA KURBAN EDİLMESİ CAİZ OLAN HAYVANLAR
1-) Şaşı ve kesileceği yere yürüyebilen topal hayvanlar
2-) Bir ayağı topal,fakat aksayarak yürüyebilen hayvanlar
3-) Doğuştan boynuzsuz veya boynuzu biraz kırık hayvanlar
4-) Dişlerinin bir kısmı düşmüş,çoğu düşmemiş hayvanlar
5-) Otlamasına mani olmayacak kadar deli olan hayvanlar
6-) Kulak kepçesi delik olan hayvanlar
7-) Buruk veya tenasül uzvu bulunmayan hayvanlar
Bu sıralanan ayıplar,az kusur sayılırlar.Bu kusurlardan biri bulunan hayvanın kurban edilmesi caiz ise de bunda kerahat vardır.Müslümanın keseceği kurbanda gözle görünür bir kusur bulunmaması iyidir.
KURBANIN TOPLUM AÇISINDAN ÖNEMİ
İctimai adalete hizmet için zengin olan Müslümanlar kurban keser,fakirler de bol bol et yeme fırsatına kavuşur.Topluma hizmet eden hayır kurumlarına yardımda bulunulur.İnsanların ihtiyacı için her gün yeryüzünde yüz binlerce hayvan kesiliyor.Fakat bunlardan sadece hali vakti yerinde olanlar faydalanabiliyor.Kurban bayramında ise ALLAH rızası için bir kısım hayvanlar kesiliyor.Bunların etlerinden bir muhtaç insanlar istifade ediyor.Böylece kurban iktisadi bir mesele,dini ve ahlaki bir mahiyet alıyor.Şahsi menfaat yerine amme menfaati kaim oluyor.
Kurban kesmekle hayvan sayısında bir azalma olmaz.Zira bu zamanda kasaplar,kesimi muayyen bir zaman için bırakırlar veya azaltırlar.Bu suretle kesilen hayvanlar normal olarak her gün kesilen hayvanların miktarını pek aşmaz.Kendi zevkleri uğruna her gün binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenlerin,senede bir defa ALLAH rızası için bir kısım hayvanların fakirlerin menfaatine olarak kurban adı ile kesilmesini çok görmeleri büyük bir düşüncesizliktir,fakirin halini anlamamaktır,sosyal adaletin nasıl teessüs edeceğini bilmemektir.İşte bu açıdan kurbanın hikmetlerini ele alıp,üzerinde iyice düşünmek gerekir.
Kurbanın,kurban kesilen ev halkı ve çocuklar üzerindeki psikolojik olumlu sonuçları da aşikardır.Çünkü dinimize göre veren el,alan elden hayırlıdır.Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur:
اليد العليا خيرمن االيدالسفلى
“İnfak eden (Veren) el,isteyen (Alan) elden hayırlıdır.”
Bu bakımdan,fakir din kardeşlerimize bayram günü yapılan bu yardım,insana manevi bir haz ve memnuniyet verir.Evdeki çocuklar ise,kurban için hem çok sevinirler,hem de başkalarına sevgiyi ve yardımlaşmayı küçük yaştan itibaren öğrenmiş olurlar.İşte İSLAM’ın zengin Müslümanlardan kesmelerini istediği kurban,böyle ilahi hikmete dayanan,insani,ahlaki ve ictimai açıdan güzel bir hareket,dini bir vecibedir.
Peygamberimiz (SAV)’in şu hadisi üzerinde iyi düşünmek gerek:
من وجد سعة ولم يضح فلا يقربن مصلانا
“Kim bir geçim genişliği bulur da kurban kesmezse,asla mescidimize yaklaşmasın.”
KURBANI KİMLER KESER,KİMLER KESEMEZ?
Kurban kesmeye gücü yeten herkes kurban kesebilir.Ancak her kurban kesen insanın kestiği hayvanın eti yenmez.Zira kurban keserken TESMİYE’de bulunmak şarttır.TESMİYE:BİSMİLLAHİ ALLAHÜ EKBER demektir.Bunu ancak inananlar ve İSLAM’ı iyi bilenler söyler.İnanmayanlar ALLAH’ın ismini anmaya lüzum görmezler.öylece tesmiyede bulunmazlar ve onların kestikleri yenmez.
Kurban kesmek isteyen insanda şu özelliklerin bulunması gerekir:
1-) Müslüman ve ehl-i kitap olması
2-) Kesmeye yetecek kadar aklı ermesi
3-) Kesme işini hatırında tutabilecek kadar hafıza sahibi olması
4-) Kesebilecek kadar kudret ve kuvveti olması
1-) MÜSLÜMAN VE EHL-İ KİTAP OLMASI:Bundan maksat hayvanı keserken ALLAH’ın adını anması içindir.Kitabi olmayanlar keserken ALLAH’ın adını anmayacakları için bunlar kesemezler.Kitabi denince akla Hıristiyan ve Yahudiler gelir.
2-) AKLI OLMASI:Yine tesmiye için gereklidir.Çünkü aklı olmayan için dille ALLAH’ı anmak veya anmamak arasında bir fark yoktur.Sarhoşun da sarhoşluğu devam ettiği sürece ehliyeti yoktur,yani kestiği yenmez.
3-) HAFIZA SAHİBİ OLMASI:Çünkü kesim esnasında hafıza zayıflığı sebebiyle yapacağı hatalar kurbanı ifsat edebilir.
4-) KUVVET VE KUDRETİN BULUNMASI:Usülüne göre kesim yapabilmek ve bu kesimi hatasız ifa edebilmek için muayyen bir gücün bulunması gerekir.Aksi halde kesim eksik olabilir.Bu kudreti taşıyan Müslüman veya kitabi kadın,çocuk ve hasta bir kimsenin kestiği hayvanın eti yenir.Bununla beraber gücü kuvveti yerinde olsa,fakat Müslüman olmasa,aklı veya hafızası olmasa,bunların kestiği hayvanın eti yenmez.Keza tesmiyede bulunulmasa,besmeleyi kasden terk etse o kimsenin de kestiği hayvanın eti yenmez.
ŞU KİMSELERİN KESTİĞİ KURBANIN ETİ KATİYEN YENMEZ:
1-) Hiç bir dine mensup olmayan dinsizlerin
2-) Mecusilerin
3-) Putperestlerin
4-) Müslümanken din değiştirenlerin yani MÜRTEDLERİN
5-) Tesmiyeyi kasten terk edenlerin kestikleri hayvanların eti yenmez,haramdır.
KURBAN EDİLEN HAYVANLAR VE ARANAN ŞARTLAR
Kurban olarak kesilmesi caiz olan hayvanlar beş kısımdır:Deve,manda sığır,koyun,keçi.
Bunların erkeği de dişisi de caiz ise de deve ile sığırın dişisi,koyun ile keçinin erkeği efdaldir.Devenin beş,sığır ve mandanın iki,koyun ve keçinin bir yaşını doldurması şarttır.Gösterişli olan altı-yedi aylık kuzu da kurban olabilir.Fakat bir yaşını doldurmamış olan keçi gösterişli olsa da kurban olmaz.
Deve,sığır ve manda bir hisseden yedi hisseye kadar kurban olur.Hissedarların tek veya çift olması şart değildir.Bu adet,3,5,7 olabileceği gibi;2,4,6 da olabilir.Ortaklar hisselerini götürü usülüyle değil,tartarak alırlar.Fakat koyun ve keçi her ne kadar yaşlı ve cüsseli olsa da ancak bir kişi adına kesilebilir.Deve,sığır ve mandayı kurban olarak kesen hissedarların hepsinin de kurbana niyet etmiş olmaları şarttır.Bunlardan biri veya bir kaçı et yemeyi veya ticareti kastetmiş olursa ortaklardan hiç birinin kurbanı sahih olmaz.
KURBAN ETİNİN VE DERİSİNİN HÜKMÜ
Kesilen kurban,adak kurbanı olmadığı müddetçe,bunu kesen kimse ister zengin ister fakir olsun etinden yiyebilir.Ama hiç olmazsa bir miktarını fakirlere tasadduk etmelidir.Efdal olan kurban etini üçe ayırarak birini fakirlere vermeli,birini misafirlere ikram etmeli,birini de kendi çocukları için ayırmalıdır.Şu kadar ki,orta halli bir kimsenin çoluk çocuğu çoksa,kurban etini bunlar için alıkoyması münasip görülmüştür.Genel olarak kurban etinden fakirlere dağıtmak lazımdır.Bu dini bir vecibedir.
DERİSİNE GELİNCE:Derileri evlerde seccade gibi devamlı kullanılacak şeyler yapmak caiz ise de evla olan fakirlere tasadduk etmek veya hayır kurumlarına vermektir.Derilerin satılması veya kasaplık ücreti olarak verilmesi caiz değildir.Kurbanın etini ve derisini satmak mekruhtur.Eğer satılırsa alınan para tasadduk edilir,fakirlere sadaka olarak verilir.Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor:
من باع جلد اضحيته فلا اضحية له
“Kim kurbanın derisini satarsa,onun için kurban (kamil bir sevap) yoktur.”
KURBAN ÇEŞİTLERİ
1-)UDHİYYE:Kurban bayramı günlerinde kesilmesi vacip olan kurbanlardır.
2-)HACC İÇİN KESİLEN ŞÜKÜR VE TATAVVU KURBANLARI (HEDY):Hacc mevsiminde hacc ve umreyi birleştirerek iki ibadeti bir hacc mevsiminde yapanların,yani HACC-I TEMETTÜ veya HACC-I KIRAN yapanlarınkesmeleri vacip olan kurbanlardır.Hacıların kestiği bu kurban çeşidine genel olarak HEDY adı verilir.Bu kurbana Hanefilerce ŞÜKÜR KURBANI denmektedir.Çünkü bu,ifasında muvaffak olunan iki ibadetin şükranesi sayılır.
3-)NEZİR (ADAK) KURBANI:Nezir demek,ALLAH’a tazim maksadıyla mübah bir fiilin yapılmasını deruhte etmek üzere vacip kılmaktır.Buna adak ta denir.Bir kimse ya doğrudan doğruya,yani bir şart ve sebebe bağlamaksızın:“Nezrim (adağım) olsun,ALLAH için bir kurban keseceğim.” derse veya şarta bağlı olarak mesela:“Hastam iyi olursa nezrim olsun ALLAH için bir kurban keseceğim.” şeklinde konuşursa,birinci surette mutlaka bir kurban kesmesi vaciptir.İkinci surette ise hastası iyi olduğu takdirde bir kurban kesmesi vacip olur.Kesmezse günahkar olur.Nezredilen bir kurbanın,nezir sahibine borç olabilmesi için şu şartlara uygun olması gerekir:
a-)Kurban olarak adanan hayvan,vacip kurbanlar cinsinden olmalıdır.Mesela:Bir hindi veya bir horoz adamak,ödenmesi borç olan bir nezir olamaz.
b-)Adanan kurban,kendisine zaten vacip olan bir kurban olmamalıdır.Mesela:Zengin bir kimse:“Şu işim olursa bayramda bir kurban keseyim.” dese,kestiği nezir kurbanı yerine geçmez.
c-)Nezredilen kurban,ALLAH’a masiyet cinsinden olmamalıdır.Mesela:Oğlunu kurban etmeyi adamak gibi.
d-)Nezredilen kurban,başkasının malı olmamalıdır.Mesela:Filanın koyununu kesmeyi adarsa,bu adak sahih olmaz.
e-)Nezredilen kurban,haddi zatında muhal olmamalıdır.Geçmiş bir zaman için adamak gibi.
Adak kurbanının etini adak sahibi yiyemez.Ailesi,çocukları,ana-babası ve dedeleri de yiyemez.Tamamının fakirlere sadaka olarak dağıtılması lazımdır.Şayet bir miktar yiyecek olsalar,yediklerinin bedelini sadaka vermeleri gerekir.
4-)AKİKA (NESİKE) KURBANI:Yeni doğan çocuklar için,ALLAH’a şükretmek amacıyla kesilen kurbandır.Akika,yeni doğan çocuğun başındaki ana tüyüne denir.Erkek ve kız çocukları için akika kurbanı kesmek,mezhebimize göre mübahtır.Diğer üç mezhebe göre de sünnettir.Bu kurban çocuğun doğduğu günden erdinlik çağına ulaşıncaya kadar kesilir.Fakat yedinci günü kesilmesi efdaldir.Yedinci günü çocuğun kulağına ezan okunarak ismi konulur.Daha sonra başındaki akika tüyleri traş edilir.Tartılır ve tüylerin ağırlığınca altın veya gümüş sadaka olarak verilir.Daha sonra kurban kesilir.Çocuğun başına safran sürülür.Bu müstehaptır.
Akika kurbanının etinden,kesen şahıs ve aile efradı yiyebilir,başkalarına da yedirebilir.İsterse sadaka olarak dağıtabilir.Bu kurbanın hükümleri,bayram günlerinde kesilen vacip kurbanlarınki gibidir.Yani kurbanın sahibi yer,eşine dostuna yedirir veya fukaraya sadaka olarak dağıtabilir.
5-)ÖLÜ İÇİN KESİLEN KURBAN:Bu kurbanda aranan şartların diğerlerinden bir farkı yoktur.Özet olarak:
A-)Sevabını ölmüş bir akrabamızın veya sevdiğimiz bir zatın ruhuna bağışlamak üzere keseceğimiz kurbanın,kurban bayramında kesilen normal kurbanlardan bir farkı yoktur.
B-)Bir kimse,kendi parasıyla satın aldığı hayvanı,sevabını ölmüş bir yakınının ruhuna bağışlamak üzere bayram günlerinde kurban edebilir.Kestiği hayvanın etinden kendisi yiyebilir,başkalarına da yedirebilir.Arife günü kesmesi,fakirlerin bayramı daha neşeli karşılamalarına vasile olacağı için daha isabetlidir.
C-)Ancak bir kimse öldükten sonra kendisi için kurban kesilmesini vasiyet etmişse,varislerinin bu kurbanı,Kurban Bayramı günlerinde kesmeleri lazımdır.Çünkü vasiyet edilen KURBAN lafzında kurbanın etinden kesen yiyemez.Tamamının tasadduk edilmesi lazımdır.
D-)Ölen şahsın vasiyeti olmazsa,fakat bıraktığı mal ve parayla satın alınıp kurban kesilse,bu kurbanın hükmü de vasiyet edilen kurban gibidir.Bu kurbanın etinden de kesen yiyemez.
ETİ YENEN VE YENMEYEN HAYVANLAR
1-)Yaratılış bakımından iğrenç ve kötü olmayan ehli hayvanların etleri,usülünce kesilince dinen helaldir,yenilebilir.Koyun,keçi,sığır,manda,deve,geyik,hindi,kaz,ördek,devekuşu,
bıldırcın,güvercin,keklik ve avlandığını bildiğimiz diğer kuşlar ve tavşan bu cümledendir,etleri yenir.
2-)Daima suda yaşayan her nevi balıkların etleri helaldir,yenilebilir.Kalkan,sazan ve yunus balıkları da yenilebilir.Ama,diğer su hayvanlarından olan yengeç,midye,istiridye,pis ve murdar sayıldığından etlerini yemek helal değildir.Balık suretinde olmayan deniz aygırı ve deniz hınzırı da yenilmez.
3-)Azı dişleri ve pençesiyle avını tutan,parçalayan ve dövüşen yırtıcı ve vahşi hayvanların etleri haramdır,yenilmez.Bunlar:Kurt,ayı,aslan,kaplan,pars,sırtlan,sansar,sincap,fil,maymun,tilki,gelincik ve kedi,köpek gibi hayvanlardır.Domuzun eti de yenilmez,kesinlikle haramdır.
4-)Tırnaklarıyla kapıp avlanan ve tab’an kerih görülen kuşların etleri de haramdır veya tahrimen mekruhtur.Bunlar:Çaylak,kerkenez,kuzgun,kartal,akbaba,yarasa,atmaca,şahin,
alacakarga gibi bazen de leş yiyen hayvanlardır.
5-)Tab’an habis ve iğrenç olan hayvanlar da haramdır,yenilmez.Bunlar:Fare,köstebek,kirpi,kertenkele,yılan,kurbağa,kaplumbağa,
salyangoz,arı,sinek gibi haşerat,kurt ve böceklerdir.
KAYNAK : MÜ’MİNLERE VAAZ VE İRŞAD MEHMET ALTUNKAYA
Logged
~ HAFIZ 05 ~
~ حَافِظٌ ~ حَافِظٌ ~ حَافِظٌ ~
Üstad-ı Azam
Teşekkür: 135
Online
Mesaj Sayısı: 879
~ HEPİMİZ KARDEŞİZ ~ ~ İYİKİ KARDEŞİZ ~
Ynt: KURBAN'LA İLGİLİ MESELER
«
Yanıtla #3 :
Aralık 19, 2007, 12:40:30 ÖS »
KURBAN VE KURBAN BAYRAMI
SAFFAT SURESİ :100-111. AYETLER
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ:فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيم:ٍفَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ
يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُسَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ:فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ:وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَاإِبْرَاهِيمُ:قَدْصَدَّقْتَ الرُّؤْيَا إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ:إِنَّ هَذَا لَهُوَالْبَلَاء الْمُبِينُ:وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ:وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ:سَلَامٌ عَلَى إِبْرَاهِيمَ:كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ:إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ:
MEALİ :
“Ey Rabbim bana salihlerden (bir oğul) ihsan et (diye dua etti). Biz de ona çok uysal oğul müjdesini verdik.Artık o (oğul İbrahim’in) yanında koşmak çağına erince (babası):Oğulcağızım!dedi ben seni rüyamda boğazlıyor görüyorum. Bak artık sen ne düşünürsün. (Oğlu) dedi: Babacığım sana emredilen emir ne ise yap. İnşALLAH beni sabredenlerden bulacaksın. Vaktaki bu suretle ikisi de ALLAH’ın emrine ram oldular. (İbrahim) oğlunu alnı üzere yıktı.Biz ona: Ya İbrahim! Rüyana sadakat gösterdin.Şüphesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız diye nida ettik.Hakikat bu apaçık ve kati bir imtihan idi.(Oğlunu kurban etmeye karşılık ona büyük bir kurbanlık (semiz koç) fidye verdik.Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam bıraktık.Selam olsun İbrahim’e.İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.Çünkü O,bizim mü’min kullarımızdandır.” (SAFFAT SURESİ : 100-111.AYETLER)
Dini bayramlarımızdan Kurban Bayramını idrak etmenin sevinci içerisindeyiz.Bizleri bugünlere sağlıkla eriştiren ALLAH’a hamdediyor,O’nun sevgili Peygamberi Hz Muhammed (SAV)’e salat ve selam ediyoruz.Önce bu bayramda yapmakla yükümlü olduğumuz kurbandan söz etmek istiyorum.
Kurban,kurban bayramı günlerinde ibadet niyetiyle belli hayvanlardan birini keserek yapılan bir ibadettir.Buna Arapça’da UDHİYYE denir.Kurban,ALLAH’ın ihsan buyurduğu varlığa bir teşekkürdür.Kurban ibadeti,İSLAM’dan önce de vardı.ALLAH’ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir peygamber olan Hz. İbrahim (AS),bir adakta bulunmuş,bir oğlu olduğu takdirde onu ALLAH’a kurban edeceğini adamıştı.Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama o her nasılsa adağını unutmuştu.Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti.Tefsirlerde ifade edildiğine göre Hz İbrahim (AS) bu rüyayı üç ayrı gece görmüştü.Peygamberlerin rüyası da vahiy olduğu gibi onlar tarafından yapılan rüya tabirleri de vahiydir.Hz İbrahim (AS) da rüyasını,oğlunu kurban etmesi şeklinde tabir etmiş ve böylece bu tabir de vahiy olmuştur.Artık Hz İbrahim (AS)’ın bu vahyi yerine getirmesi gerekiyordu.Elbette bu çok zordu ama ALLAH’tan aldığı vahye uymaması daha da zordu.Hz İbrahim (AS) büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı.Hiç tereddüt etmeden ALLAH’a teslim oldu ve durumu oğlu Hz İsmail (AS)’a açmaya karar verdi.
Şimdi konuyla ilgili Kur’an-ı Kerim’in açıklamalarını dinleyelim:ALLAH şöyle buyuruyor:
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ:فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيم:ٍفَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ
يَا بُنَيَّ إِنِّي أَرَى فِي الْمَنَامِ أَنِّي أَذْبَحُكَ فَانظُرْ مَاذَا تَرَى قَالَ يَا أَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُسَتَجِدُنِي إِن شَاء اللَّهُ مِنَ الصَّابِرِينَ:فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ:وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَاإِبْرَاهِيمُ:قَدْصَدَّقْتَ الرُّؤْيَا إِنَّا كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ:إِنَّ هَذَا لَهُوَالْبَلَاء الْمُبِينُ:وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ:وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ:سَلَامٌ عَلَى إِبْرَاهِيمَ:كَذَلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ:إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ:
“Ey Rabbim bana salihlerden (bir oğul) ihsan et (diye dua etti). Biz de ona çok uysal oğul müjdesini verdik.Artık o (oğul İbrahim’in) yanında koşmak çağına erince (babası):Oğulcağızım!dedi ben seni rüyamda boğazlıyor görüyorum. Bak artık sen ne düşünürsün. (Oğlu) dedi: Babacığım sana emredilen emir ne ise yap. İnşALLAH beni sabredenlerden bulacaksın. Vaktaki bu suretle ikisi de ALLAH’ın emrine ram oldular. (İbrahim) oğlunu alnı üzere yıktı.Biz ona: Ya İbrahim! Rüyana sadakat gösterdin.Şüphesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız diye nida ettik.Hakikat bu apaçık ve kati bir imtihan idi.(Oğlunu kurban etmeye karşılık ona büyük bir kurbanlık (semiz koç) fidye verdik.Kendisine sonradan gelenler için de iyi bir nam bıraktık.Selam olsun İbrahim’e.İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.Çünkü O,bizim mü’min kullarımızdandır.” (SAFFAT SURESİ : 100-111.AYETLER)
Görülüyor ki,Kur’an da Hz İbrahim (AS)’ın gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit etmiştir.Çünkü ALLAH Hz İbrahim (AS)’a seslenirken:“Ey İbrahim,gördüğün rüyaya gerçekten sadakat gösterdin.” buyurmuştur.
Hz İbrahim (AS),ALLAH’ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı üzerine yatırınca ALLAH,Hz İsmail (AS)’ın yerine bir koyun kurban etmesini emretmiştir.Bu,ALLAH’ın insanlığa büyük bir lütfudur.ALLAH,insanları Hz İbrahim (AS) aracılığıyla insan kurban etmekten korumuş olmasaydı,muhtemelen insanlar,insan kurban etme gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve insanları bu korkunç gelenekten kimse kurtaramazdı.Hz İbrahim (AS) oğlu yerine ALLAH’ın kendisine gönderdiği koçu kurban etmiştir.Böylece kurban Hz İbrahim (AS)’dan sünnet olarak bize intikal etmiştir.
Kurban,insanın ALLAH’a yaklaşmasına ve O’nun rızasını kazanmasına vesile olan bir ibadettir.KURBAN kelimesinde bu mana vardır.İnsan,kurban kesmekle Hz İbrahim (AS) gibi ALLAH’a ve O’nun emirlerine bağlılığını,gerekirse O’nun rızasını kazanmak için her türlü fedakarlığa katlanacağını göstermiş olur.
ALLAH’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi niyettir.Kurban’da da böyledir,iyi niyet ve ihlas esastır.Bakınız bu hususta Kur’an-ı Kerim şöyle buyuruyor:
لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَاوَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ:
“Onların (kurbanların) ne etleri ne de kanları ALLAH’a ulaşır.Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır.” (HACC SURESİ – 37.AYET)
Esasen ALLAH ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder.Maide suresindeki şu ayetler,bu konuyu bir örnek vererek açıklıyor:
وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ابْنَيْ آدَمَ بِالْحَقِّ إِذْ قَرَّبَا قُرْبَاناًفَتُقُبِّلَ مِن أَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الآخَرِ قَالَ لَأَقْتُلَنَّكَ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّهُ مِنَ الْمُتَّقِينَ:لَئِن بَسَطتَ إِلَيَّ يَدَكَ لِتَقْتُلَنِي مَا أَنَاْ بِبَاسِطٍ يَدِيَ إِلَيْكَ لَأَقْتُلَكَ إِنِّي أَخَافُ اللّهَ رَبَّ الْعَالَمِينَ:
“(Ey Muhammed) Onlara Adem’in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyla oku.Hani her ikisi birere kurban sunmuşlardı,birinden kabul edilmiş,diğerinden kabul edilmemişti.(Kurbanı kabul edilmeyen ötekine):“Seni öldüreceğim.”demişti.Diğeri ise:“ALLAH yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder.” dedi ve devam etti:“ALLAH’a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim.Ben,alemlerin rabbi olan ALLAH’tan korkarım.” dedi. (MAİDE SURESİ – 27-28.AYETLER)
Görülüyor ki,Kurban kesenlerden biri iyi niyeti ve ALLAH’tan korkması sebebiyle sunduğu kurban kabul görmüş,diğeri ise,kötü niyeti sebebiyle kurbanı kabul görmemiştir.
Peygamberimiz (SAV),bu konuda şöyle buyurur:
“Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir.Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan da ancak odur.”
Kurban,İSLAM’daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir başka örneğidir.Her gün dünyada sayısız hayvan kesilir ve bundan çoğunlukla varlıklı olanlar faydalanır.Halbuki kurban bayramında kesilen hayvanlardan daha çok yoksullar ve hatır kurumları istifade ederler.
KURBAN MEŞRU BİR İBADETTİR
Kurban bir gelenek değil,kitap ve sünnetle meşruiyeti sabit olan bir ibadettir.Kurban da zekat gibi Hicretin ikinci yılında meşru kılınmıştır.Kur’an şöyle buyuruyor:
وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُم مِّن شَعَائِرِاللَّهِ لَكُمْ فِيهَا خَيْرٌ فَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهَا صَوَافَّ فَإِذَا وَجَبَتْ جُنُوبُهَا فَكُلُوا مِنْهَا وَأَطْعِمُوا الْقَانِعَ وَالْمُعْتَرَّ كَذَلِكَ سَخَّرْنَاهَالَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ:
“Kurbanlık deve ve sığırlar,ALLAH’ın size olan nişanelerinden (ALLAH’ın size verdiği dinin alametlerinden) kıldık.Sizin için onlarda hayır vardır.O halde onları ön ayaklarından biri bağlı olduğu halde keserken üzerlerine ALLAH’ın adını anın.Yanları yere yaslandığı (yani canları çıktığı) vakit onların etlerinden yiyin,kanaat edip istemeyene de,isteyene de yedirin.Böylece onları sizin emrinize verdik ki,şükredesiniz.” (HACC SURESİ – 36.AYET)
Peygamberimiz (SAV) de bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Ademoğlu Kurban bayramı günü,ALLAH katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmamıştır.Şüphesiz ki o kesilen kurban kıyamet günü boynuzları ve kıllarıyla gelir.Hiç şüphe yok ki,kurbanın kanı yere düşmeden önce ALLAH katında kabul görür.Öyleyse gönüllerinizi kurban ile hoş edin.”
Peygamberimiz (SAV) kurbanı tavsiye ederken kendileri bizzat kurban keserek bizlere örnek olmuşlardır.Müslim’in rivayetine göre Enes (RA) şöyle demiştir:“ALLAH’ın Rasülü (SAV) beyaz renkli iki koç kurban ederdi.”
KURBANIN HÜKMÜ
İSLAM alim ve müctehidleri kurbanın hükmü konusunda farklı ictihadlarda bulunmuşlardır.İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre kurban vaciptir.Delili de:
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ:
“Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayet-i kerimesinin delaletiyle,Peygamberimiz (SAV)’in:“Kimin hali vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgahımıza yaklaşmasın.” hadisindeki vaid (korkutma) dir.Böyle bir korkutma ancak vacip olan bir ibadetin terki için yapılır.Yani İmam-ı Azam demek istiyor ki,kurban vacip olmasaydı Peygamberimiz (SAV) onu terk edene böyle bir tehditte bulunmazdı.
Şafii,Maliki ve Hanbeliler ile,Hanefilerden İmam-ı Ebu Yusuf’a göre ise kurban vacip değil,sünnet-i müekkededir.Kurbanın sünnet olduğunu söyleyenlerin dayandıkları delillerin bir kısmı şu hadislerdir:
Ümmü Seleme (RA)’dan rivayete göre Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurmuştur:
“Bilinen on gün girdiği vakit elinde kurbanı olup ta kurban kesmek isteyen kimse (bedeninden) asla bir kıl almasın,tek bir tırnak kesmesin.”
Bu hadiste Peygamberimiz (SAV),kurbanı kişinin isteğine bırakmıştır.Bu ise onun vacip olmadığını gösterir.
Bir başka hadis te mealen şöyledir:
“Üç şey vardır;bunlar bana farz,size nafiledir.Onlar da:vitir,kurban ve kuşluk namazı.”
Kurbanın hükmü (yani vacip mi sünnet mi olduğu) hakkındaki bu farklı görüş ve ictihadlar sebebiyle;bir kimsenin zekat,hac,sadaka-i fıtr ve kurban borcu olduğu halde vefat edip bu borçlarının ödenmesi için malının üçte birini vasiyet etse (ki ancak malının üçte birini vasiyet etmeye izinlidir) malının üçte biri yeterse borçlarının tamamı ödenir.Malının üçte biri yetmezse önce zekat borcu ödenir.Çünkü borçların içerisinden en önemli olan zekattır.Bu borcu ödendikten sonra malı artarsa haccı yaptırılır.Bundan sonra sadaka-i fıtr ödenir.Daha sonra malı artarsa kurban borcu ödenir.
KURBAN KİMLERE BORÇTUR?
Kurban,mukim olan ve sadaka-i fıtr nisabına malik olan her kadın ve erkek müslümana vaciptir.Bu tariften anlaşılıyor ki:Müslüman olmayan,seferde bulunan müslümana ve fakir olana kurban vacip değildir.
Hz Ebu Bekir (RA) ile Hz Ömer (RA) seferde bulunduklarında kurban kesmemişlerdir.Şayet seferde olan kimse kurban kesmek isterse,kurban kendisine vacip olduğu için değil,nafile olarak kesebilir,kesmediği takdirde sorumlu olmaz.
İmam-ı Azam Ebu Hanife ile Ebu Yusuf’a göre kurbanın vacip olmasında akıl ve ergenlik çağına gelmiş olma şart değildir.Yani zengin olan çocuğun ve delinin mallarından babaları veya vasileri kurban keserler.Bu kurbanlardan sadece kendileri yiyebilir,başkaları yiyemez.İmam-ı Muhammed ve İmam-ı Züfer’e göre kurbanın vacip olması için akıl ve ergenlik çapına gelmiş olma şarttır.Bu itibarla zengin olan çocuklarla deli olanların mallarından kurban kesilmez.Fetva da bu görüşe göredir,yani zengin de olsalar çocuklarla delilerin kurban kesmeleri gerekmez.
ZENGİNLİĞİN ÖLÇÜSÜ
Herhangi mali bir ibadetin borç olması için öngörülen zenginlik ölçüsü NİSAP kelimesiyle ifade edilmektedir.Kurban nisabı;kişinin temel ihtiyaçları olan oturulacak evi,evinin yeter derecede eşyası,binek için olan bineği,üç kat elbisesi,kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin bir yıllık nafakalarından ve borcundan fazla 80.18 gr altın veya bunun kıymeti para ve eşyaya malik olan kimse,kurban kesecek kadar zengin demektir.Bu kimseye yılda bir defa kurban günlerinde kurban kesmek vacip olur.
Bu ölçü aynı zamanda zekat için de geçerlidir.Ancak zekat nisabında malın artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmiş olması şarttır.Kurban nisabında bunlar aranmaz.Kurban kesme günlerinde zengin olan kimseye kurban kesmek vacip olur.
HANGİ HAYVANLAR KURBAN EDİLİR?
Kurban edilecek hayvanlar;koyun,keçi,deve,sığır ve mandadır.Bu hayvanlardan devenin 5,sığır ile mandanın 2 ve koyun ile keçinin 1 yaşını doldurmuş olmaları şarttır.Ancak koyunlar,altı ayı tamamladıkları halde 1 yaşını doldurmuş gibi gösterişli olurlarsa bunlar da kurban edilebilir.
Bir koyun veya keçiyi ancak bir kişi kurban edebilir.Fakat sığır manda ve deve yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir.Ortakların tek veya çift olmalarında bir sakınca yoktur.,
Ortakların hepsi ibadet niyetiyle katılmak durumundadır.Mesela ortaklardan biri vacip olan kurbanı,diğeri adak kurbanı,bir diğeri de nafile kurbana niyet edebilir.Çünkü hepsinin niyeti ibadettir.Fakat ortaklardan biri herhangi bir ibadet değil de et kastıyla katılmış olsa bu sahih olmaz,diğerleri de niyet etmiş oldukları kurbanı kesmiş sayılmazlar.
HANGİ AYIPLAR HAYVANIN KURBAN OLMASINA MANİ OLUR?
Bilindiği gibi kurban bir ibadettir.Bunun için kurbanlık hayvanların kusursuz olmaları esastır.Her kusur olmasa da bazı kusurlar kurbana manidir.Bu kusurlar kısaca şunlardır:
---İki gözü veya bir gözü kör olan
---Aşırı derecede zayıf olan
---Kesim yerine yürüyerek gidemeyecek derecede aksak olan
---Kulağının,kuyruğunun veya tenasül uzvunun üçte birinden fazlası yok olan
---Dişlerinin yarıdan fazlası düşmüş olan
---Doğuştan kulağı ve tenasül organı olmayan
---Koyun ve keçide bir,sığırda iki memesi kurumuş olan
---Burnu kesilmiş olan
---Dilinin çoğu kesilmiş olan
---Ölüm derecesinde hasta olan
Böyle kusuru olan hayvanları kurban etmek caiz değildir.Bunun için kurbanlık alırken kusurlu olup olmadığına dikkat etmek lazımdır.
Kurban,bayram namazı kılına yerlerde namazdan sonra olmak üzere bayramın ilk üç günüdür.(Şafiilerde dördüncü gün de olabilir.) Arife günü veya bayramın ilk üç gününden sonra kurban kesmek,kurban olmaz.Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor:
“Bu günümüzde yapacağımız ilk şey bayram namazı kılmaktır.Sonra evlerinize dönüp kurban kesmek olacaktır.Her kim böyle yaparsa sünnetimize uygun iş yapmış olur.Kim önce kurban keserse o da ancak ailesine bir et sunmuş olur,bu kestiği kurban olmaz.”
KURBANIN BEDELİNİ YOKSULLARA VERMEKLE KURBAN KESİLMİŞ OLUR MU?
Bazı kimseler hemen her yıl kurban bayramında bu soruyu sorarlar:Hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksullara vermekle kurban kesilmiş olur mu?Kurbanın rüknü,kurban edilmesi caiz olan hayvanlardan birini kesmek olduğundan,hayvanı kesmeden canlı olarak veya bedelini yoksula vermekle kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz,bu ancak sadaka olur.
Yalnız kurban kendisine vacip olan kimse satın aldığı kurbanı herhangi bir sebeple kurban günlerinde kesmez veya hiç kurban satın almaz ise kurban günleri geçtikten sonra,bu kimse kurbanlık hayvanın kıymetini fakirlere sadaka olarak verir.Satın alıp kesmediği kurbanını ise canlı olarak fakirlere verir.Kurban günleri geçtikten sonra daha önce satın alınmış kurbanlık artık kesilmez.
Kişi kesebiliyorsa kurbanını kendisi keser.Çünkü bu bir ibadettir.Onu,kişinin kendisinin yapması,başkasına vekalet vermesinden daha faziletli ve sevaptır.Peygamberimiz (SAV) Veda Haccında 100 deve kurban etmiş,bunların 63 tanesini bizzat kendileri kesmiş,kalanları da Hz Ali (RA)’a vekalet vererek kestirmiştir.Şayet kendisi kesemiyorsa o takdirde ehil olan birisine vekalet vermek suretiyle kestirir ve kendisi de orada hazır bulunur.Peygamberimiz (SAV) kızı Hz Fatıma (RA)’ya:
“Kurbanın kesilirken orada hazır bulun.Zira işlemiş olduğun her günah,kurban kanından ilk damlası yere düştüğünde bağışlanır.” buyurmuşlardır.
KURBAN ETİNİN TAKSİMİ
Deve ve sığır gibi hayvanlar ortaklaşa kurban edildiğinde etleri ortaklar arasında tahmini olarak değil,tartılarak taksim edilir.Ancak bir ailenin fertleri için kurban edilen hayvanın etini taksim etmek gerekmez.bunun gibi ortaklaşa kurban kesenler kurbanın etini tamamen yoksullara veya bir hayır kurumuna verecek olurlarsa yine kurban etini taksim etmeleri gerekmez.
Kurban etinin tamamını yoksullara sadaka olarak dağıtmak veya kendisi ve çoluk çocuğu için alıkoymak caiz ise de en uygun olanı,kurban etini üçe taksim edip birini kurban kesemeyen yoksullara sadaka olarak dağıtmak,bir bölümünü akraba,tanıdık ve komşulara ikram etmek,diğer bölümünü de kendi çoluk çocuğu ile yemektir.Kurban etinden Müslüman olmayan komşulara da vermek caizdir.
Şayet kurban kesenin çoluk çocuğu kalabalıksa ve hali vakti iyi değilse bu takdirde kurban etini sadaka ve hediye olarak dağıtmayıp,tamamını çoluk çocuğu için alıkoyması daha uygun olur.Çünkü kan akıtmakla kurban vecibesi yerine gelmiş olur.
Bayram,Peygamberimiz (SAV)’in Mekke’den Medine’ye hicretinin ikinci yılında meşru kılınmıştır.Peygamberimiz (SAV),Medine’ye hicret ettiklerinde Medine’lilerin eğlendikleri iki günleri vardı.Peygamberimiz (SAV):“Bu günler ne oluyor?” diye sorduğunda,onlar:“Biz cahiliyette bu günlerde oynayıp eğlenirdik.”dediler.Bunun üzerine Peygamberimiz (SAV):“Bunların yerine ALLAH size daha hayırlı iki gün verdi:Ramazan bayramı,Kurban bayramı.” buyurdu.Ramazan bayramı namazı Kurban bayramı namazı da vaciptir ve Cuma namazının şartlarına tabidir.Yani Cuma namazını kılmakla yükümlü olanlar,bayram namazını da kılmakla yükümlüdürler.Ancak Cuma namazı farz,bayram namazları ise vaciptir.
Bayram namazı,güneş doğduktan ve kerahat vakti çıktıktan sonra,öğleye kadar kılınır.Herhangi bir sebeple ilk günü kılınamazsa,ertesi gün kılınır.Bayram namazı Cuma namazı gibi ancak cemaatla kılınır.İki rekattir ve şöyle niyet edilir:
“Niyet ettim ALLAH rızası için kurban bayram namazını kılmaya,uydum imama:” Bundan sonra tekbir alınır.Birinci rekatta SÜBHANEKE okunur.Sonra imam açıktan,cemaat tarafından da gizlice üç defa “ALLAHü Ekber” diyerek tekbir alınır.İlk tekbirde eller yukarı kaldırılır,sonra yanlara bırakılır.Üçüncü tekbirin peşinden eller bağlanır.İmam fatiha ve bir sure okur,cemaat dinler.Sonra diğer namazlarda olduğu gibi rüku ve secdeler yapılır.İkinci rekata kalkıldığında imam önce fatiha bir sure okur.Sonra birinci rekatta olduğu gibi üç defa tekbir alınır.Her üç tekbirde de eller yukarı kaldırılıp yanlara salınır.Dördüncü tekbirde rükua gidilir ve secdeler yapılarak oturulur,tahiyyat salli ve barik okunur,sonra selam verilir.
BAYRAM GECESİ VE GÜNLERİNDE YAPILMASI MÜSTEHAP OLAN ŞEYLER
---Bayram gecelerini dua ve ibadetle ihya etmek,kaza namazı kılmak,Kur’an okumak ve ALLAH’tan af ve mağfiret dilemek.Çünkü duaların makbul olduğu gecelerden biri de bayram geceleridir.Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurmuştur:
“Ramazan ve Kurban bayramı gecelerini,sevabını umarak ibadetle geçiren kimsenin kalbi,kalplerin öldüğü gün ölmez.”
---Bayram sabahı erken kalkıp yıkanıp temizlendikten sonra namaz gitmek.
---Güzel koku sürünmek
---Temiz ve yeni elbise giymek
---Gücü yetiyorsa namaza yürüyerek gitmek
---Güler yüzlü ve sevinçli görünmek
---Yoksullara çokça sadaka vermek
---Bayram namazına gelirken yolda tekbir getirmek
---Kurban kesecekse kurban etinden yiyinceye kadar oruç tutuyormuş gibi bir şey yiyip içmemek.
---Kurban etinden iftar etmek.Çünkü Peygamberimiz (SAV) böyle yapardı.
---Çoluk çocuğuna bolluk göstermek
Bütün bunlar yapılması müstehap olan şeylerdir.
Bayram günleri sevinç günleridir.Bu günlerde sevinçli ve güler yüzlü görünmek tavsiye edilmiştir.Bu itibarla bayramların toplum hayatımızda üstün bir yeri vardır.Bayram günleri toplum şuurunu bütünleştirir.Toplum fertleri birbirleriyle kaynaşıp sevinir.Hayatın bitip tükenmek bilmeyen sıkıntıları içinde bunalan,bitkin ve yorgun hale gelen insanları,bayramlar dinçleştirir ve çalışma azimlerini arttırır.
Bu günlerde akraba ve komşularla olan ilişkiler kuvvetlenir,birlik ve kardeşlik güçlenir.Bayram sabahı camileri dolduran kalabalıkların hep birlikte ve içtenlikle ALLAH’a yönelmeleri,O’ndan af ve bağışlanma dilemeleri ayrı bir önem taşır.Çünkü böyle bir amaçla bir araya gelen,aynı iman ve heyecanı taşıyan toplulukları ALLAH’ın rahmeti kuşatır ve onları affeder.
Bu günlerde anne-babamızın ellerini öpüp hayır dualarını almalıyız.Dinimizde ALLAH’a ibadetten sonra anne-babaya saygı ve iyilik emredilmiş,onlara karşı ÖF bile demek yasaklanmıştır.Akraba ve komşularla tebrikleşerek,karşılıklı sevgi ve saygı duyguları aktarılmalı,karşılaştığımız herkesle selamlaşarak tebrikleşmeliyiz.Tanıdıklarımız ziyaret ederek hatırlarını sormalı ve gönüllerini almalıyız.Hastanelerde ve evlerde yatan hastaları görmeli,şifa dileklerimizi sunmalıyız.Yetimlerle ve kimsesiz çocuklarla ilgilenip onları okşamalı ve onlara anne-babaları gibi davranmalıyız.Çevremizdeki yoksullara ve bakıma muhtaç durumda olanlara yardım ellerimizi uzatmalı,onların da bayram sevinci yaşamalarını sağlamalıyız.
Bizden hayır dua bekleyen ölülerimizin mezarlarına giderek onlara dua etmeli,ruhları için hayır ve hasenatta bulunmalıyız.Tanıdıklarımızdan dargın olanları barıştırmaya çalışmalı ve aralarını bulmalıyız.Her zaman olduğu gibi bayram günlerinde İSLAM’ın emrettiği şekilde çevremizdeki insanlara iyi davranmalı,incitici ve zarar verici davranışlardan kaçınmalıyız.Bütün bunlar,toplumu oluşturan fertleri birbirleriyle kaynaştırarak milli birliğin sağlanmasında ve toplumu rahatsız eden ayrılık ve düşmanlıkların yok olmasında etkili olur.Bu duygularla hepinizin kurban bayramını tebrik ediyor,daha nice bayramlara sağlıkla,huzurla erişmenizi ALLAH’ta diliyorum.Mübarek bayramın ilkemize, İSLAM alemine ve bütün insanlığa iyilik ve hayırlar getirmesini diliyorum.ALLAH,yaptığımız ibadetleri ve keseceğimiz kurbanlarımızı rızasına muvafık eylesin ve bizi kendisine ibadetten ayırmasın.
KAYNAK : DİYANET AYLIK DERGİ MART-2000
Logged
~ HAFIZ 05 ~
~ حَافِظٌ ~ حَافِظٌ ~ حَافِظٌ ~
Üstad-ı Azam
Teşekkür: 135
Online
Mesaj Sayısı: 879
~ HEPİMİZ KARDEŞİZ ~ ~ İYİKİ KARDEŞİZ ~
Ynt: KURBAN'LA İLGİLİ MESELER
«
Yanıtla #4 :
Aralık 19, 2007, 12:42:21 ÖS »
KURBANIN ÇEŞİTLERİ VE NİSAP HÜKÜMLERİ
KEVSER SURESİ : 1-3.AYETLER
إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ:فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ:إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ:
MEALİ :
“(Habibim),hakikaten biz sana KEVSER’i verdik.O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.Sana buğzeden (yok mu?İşte asıl) zürriyetsiz olan şüphesiz odur.”
Mali ibadetlerimizden olan kurban,ALLAH’a manevi yakınlık elde etmenin vesilelerinden olup zaman,mekan ve niyetlere göre bir çok kısımlara ayrılmaktadır.Bu ibadetlerle mükellef olan Müslümanlar ifa edeceği vazifede eksiklik ve aksaklık yapmamak için bunlarla ilgili hükümleri bilmek,zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmek zorundadırlar.Zira ibadetler,dini esaslara uygunluğu nispetinde değer kazanmış olur.Ehemmiyet derecesine göre kurbanla ilgili hükümleri açıklayalım:
1-)UDHİYYE KURBANI:Ergenlik çağına ulaşmış ve zengin bulunan her Müslümana ZİLHİCCE ayının 10.gününün girmesiyle vacip olan kurbandır.Bu vazifenin İSLAMi şartlara uygun olarak ve zamanında yerine getirilmesi vaciptir.Bu kurban,teslimiyet makamının efendisi olan Hz İbrahim (AS)’ın gördüğü bir rüya ile telakki ettiği vahiy neticesi olarak,oğlu İsmail (AS)’ı kurban edişinin;peygamberzade peygamber Hz İsmail (AS)’in da en küçük bir tereddüt göstermeden,emr- ilahi’ye boynunu teslim edişinin