Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kasım 21, 2008, 02:24:41 ÖÖ

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Profil Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
+  Ümmetin Sanal Kur'an Kursu...... www.ilminadresi.com
|-+  İslamı Öğreniyorum ( Bölüm Yöneticileri: AzRa - Kul Ahmedd )
| |-+  İslam ve Toplum
| | |-+  İslam ve Bilim (Moderatörler: Zemheri__, hakikat)
| | | |-+  İNSAN yanlız değildir !
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: İNSAN yanlız değildir !  (Okunma Sayısı 267 defa)
HAMZA

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
Editör
******


Teşekkür: 593
Online Online

Mesaj Sayısı: 2728


WWW
« : Nisan 09, 2008, 03:50:55 ÖS »


".......... O her şeyi yaratmış ve bir ön tasarıya göre düzenlemiştir."

(Furkan Sûresi - 2.Âyet)


ALLAH Âzze ve Celle bu koca evrendeki her varlık biriminin hacmini, biçimini, fonksiyonunu, işini, zamanını, yerini, diğer varlıklarla uyumlu ilişkisini düzenlemiştir.

Gerek evrenin kendisinin ve gerekse evrende yeralan tüm varlıkların bileşimleri; insanı gerçekten hayrete düşürür, "rastlantı" düşüncesini kökünden çürütür. İnsanoğlunun bilgisi geliştikçe, evrenin yasalarına, işleyişine ve varlık birimlerine egemen olan uyumun yeni örneklerini keşfettikçe bu çarpıcı ayetin anlamını daha iyi anlıyor, onun kapsamını kavramaya çalışanın ufku biraz daha genişliyor. Tekrarlayalım:

"O her şeyi yaratmış ve bir ön tasarıya göre düzenlemiştir."

Bakın Newyork bilimler akademisinin eski başkanlarından O'Crasy Morisson "İnsan Yalnız Değildir" adlı eserinde ne diyor?

"İnsanı dehşete düşüren bir başka nokta, tabiatın bu günkü biçimde düzenlenmiş olması, bu düzenin bu kadar üstün bir inceliğe ermiş olmasıdır. Mesela yer kabuğu şimdikinden bir kaç metre daha kalın olsaydı, karbondioksid'in oksijen atomlarından birini emecek, bunun sonucunda bitkilerin yaşaması mümkün olmayacaktı.

Eğer atmosfer, şimdikinden daha kalın olsaydı, atmosfer dışında yanan milyonlarca meteor, yerkürenin değişik yerlerine çarpacaktı. Bu meteorlar altı mil ile kırk mil arasında değişen bir hızla düşerler. Bu durumda yanabilen her şeyi tutuşturabilirlerdi. Eğer bu meteorlar kurşun hızı ile düşseler yere çakılırlar ve bundan korkunç sonuçlar doğardı. Eğer kurşun hızından doksan kat daha hızla düşen bir meteor parçası insana çarparak geçse sadece ısı etkisi ile onu paramparça ederdi.

Atmosfer, gerektiği kadar kalındır. Bu ölçülü kalınlık, bitkilerin muhtaç oldukları kimyasal etkili ışınları sızdırmaya elverişlidir. Ayrıca mikropları öldürür ve besinlerin gelişmesine imkan verir. Üstelik eğer insan gereğinden daha uzun bir süre güneşte kalmazsa bu ışınlardan zarar görmez. Uzun yüzyıllardan beri yeryüzü, çoğu zehirli olan gazlar yaydığı halde hava kirlenmiyor, temiz kalabiliyor, insanın yaşaması için gerekli olan dengeli oranını koruyabiliyor. Bu büyük dengeyi yerkabuğunu saran su kütleleri, okyanuslar sağlıyor. Hayat, besin maddeleri, yağmurlar, yaşamaya uygun iklim, bitkiler ve son olarak insanın kendisi varlıklarını bu su kitlesine borçludurlar."


Logged


CESUR bir gün, KORKAK ise her gün ölür.
Oysa ki ÖLÜM, her ikisine de belirlenen vakitten önce gelmez.
Toplumda zulme uğrayan Mazlûmlar, En az zâlimler kadar cesaretli olmalıdırlar.
Sakın korku putunu yüreğinize dikmeyin, korkuyu korkutmadıkça CESUR ve YÜREKLİ olamazsınız. Korkulmaya lâyık ise sadece Azîz ve Celîl olan Hazreti ALLAH (c.c.)'dır...


HAMZA

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
Editör
******


Teşekkür: 593
Online Online

Mesaj Sayısı: 2728


WWW
« Yanıtla #1 : Nisan 09, 2008, 03:52:13 ÖS »


Yazar, kitabının bir başka bölümünde şöyle diyor:

"Eğer havadaki oksijenin oranı şimdiki gibi yüzde yirmibir değil de yüzde elli, ya da daha yüksek olsaydı, dünyadaki bütün yanabilen maddeler her an tutuşabilirlerdi. O zaman çakan şimşekten çıkan ilk kıvılcım bir ağaca çarpsa bütün bir ormanı patlamaları küle çevirirdi. Buna karşılık eğer havadaki oksijenin oranı yüzde on'a, ya da daha aşağıya düşse belki hayat, uzun yüzyıllar içinde kendini bu şartlara adapte ederdi, ama bu durumda şimdi insanın varlığına alıştığı uygarlık imkanlarının bir çoğundan mesela ateşten-yoksun olurduk."

Yazar, adı geçen eserinin üçüncü bölümünde ise şöyle diyor:

"Tabiatta ne hayret verici bir denge,bir denetim mekanizması vardır. Bu denge sert kabuklu hayvanların döneminden beri her hangi bir hayvan türünün dünyaya egemen olmasına meydan vermemiştir. Hiç bir hayvan türü ne kadar yırtıcı, ne kadar iri gövdeli ve ne kadar kurnaz olursa olsun dünyayı ele geçirememiştir. Yalnız insan bitkilerin ve hayvanların yaşama alanlarını değiştirerek bu doğal dengeyi bozmuştur. Fakat çok geçmeden hayvan, böcek ve bitki kaynaklı çeşitli afetlere uğrayarak bu yanlış uygulamanın ağır cezasını çekmiştir.

Şimdi anlatacağımız olay, bu kuralların insan varlığı açısından ne kadar önemli olduklarının canlı örneğidir.

Birkaç yıl önce Avustralya'da erozyonu önleme amacı ile başka yerden,getirtilen kaktüs türünde bir bitki geliştirildi. Fakat bu bitki türü o kadar hızlı bir şekilde yayıldı ki çok geçmeden tüm İngiltere'nin yüzölçümüne eş bir alan kapladı. Şehirlilerin de, köylülerin de hayatlarını zorlaştırmaya başladı, ékinleri yoketti, tarıma darbe indirdi. Ama Avusturalyalılar yine de bu bitkinin hızlı yayılışını önleyecek bir çare bulamadılar. Tüm Avusturalya hiç bir engel tanımadan yayılışını sürdüren, bu yabancı kaynaklı başıboş bitki ordusunun istilasına uğrama tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.

Bunun üzerine böcek uzmanları dünyanın çeşitli yerlerinde yaptıkları araştırmalar sonunda sadece bu kaktüs bitkisi üzerinde yaşayan, sırf onun yapraklarını yiyerek beslenen bir böcek buldular. Bu böcek hızlı ürüyordu. Ayni zamanda Avustralya'da, düşmanı olan bir başka böcek türü yoktu. Bu yüzden çok geçmeden sözkonusu kaktüs türü bitkinin yayılmasını durdurdu. Arkasından kendi üremesi de yavaşladı. Günün birinde sözkonusu kaktüs türü bitkinin, sürekli yayılışını önlemeye yetecek kadar az bir nesli kaldı.

Görüldüğü gibi tabiatta her zaman kurallar ve dengeler egemendir ve dengeler her zaman faydalıdır.


Logged
HAMZA

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
Editör
******


Teşekkür: 593
Online Online

Mesaj Sayısı: 2728


WWW
« Yanıtla #2 : Nisan 09, 2008, 03:53:11 ÖS »


Sıtma hastalığının taşıyıcısı olan sivrisinek neden bütün dünyaya yayılmayı başaramadı? Oysa atalarımız ya onun aşıladığı hastalıktan ölüyor, ya da aşıladığı mikroba karşı bağışıklık kazanıyorlardı. Ayni soruyu sarı hummayı yayan sinek için sorabiliriz. Oysa bu sinek bir zamanlar o kadar kuzeye doğru ilerledi ki, bir mevsimde Newyork şehrine kadar sokulabilmişti. Soğuk bölgelerde sık rastlanan sinek türleri için ayni sözü söyleyebiliriz. Niçin gece sineği asıl yurdu olan sıcak bölgeler dışında yaşayacak biçimde gelişerek insan türünü kökünden yok edebilecek bir etkinlik düzeyine erememiştir? Düne kadar insan koleranın, vebanın ve daha bir çok öldürücü mikrobun karşısında herhangi bir koruyucu önlemden yoksundu. Koruyucu aşılardan tamamen habersiz bir cahillik dönemi yaşıyordu. Bütün bunları hatırladığı takdirde bu aleyhte faktörlere rağmen insan soyunun varlığının devam etmesinin gerçekten hayret verici bir olgu olduğunu anlamakta gecikmez.

Böceklerin, insanlar gibi akciğerleri yoktur. Solunumlarını borucuklar aracılığı ile gerçekleştirirler. Fakat böcekler gelişip vucudları irileşince söz konusu borucuklar irileşen vucudları oranındaki oksijen akışını sağlayamazlar. Bu yüzden tabiatta bir kaç santimden uzun böcek türüne rastlanmaz. Böceklerin kanatları da fazla uzamaz. İşte böceklerin organik yapılarının bu özellikleri ve solunum yollarının sınırlı fonksiyonu yüzünden iri gövdeli bir böcek türünün varlığı mümkün değildir. Bu sınırlı gelişmişlik düzeyi tüm böcek türlerini frenlemiş; onlara dünyaya egemen olma imkanı vermemiştir. Eğer bu doğal engel olmasaydı, yeryüzünde insan soyu varolamazdı. Arslan kadar iri bir eşek arısı ile ya da o kadar kocaman bir örümcek ile normal bir insanın karşılaştığını düşününüz. Acaba o insanın hali nice olur?

Bunlar dışında hayvan fizyolojisinde öyle müthiş, öyle şaşırtıcı düzenlemeler var ki, pek az insan bunların farkındadır. Ama eğer bu düzenlemeler olmasaydı, hiç bir hayvan, hatta hiç bir bitki varlığını sürdüremezdi.
Logged
HAMZA

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
Editör
******


Teşekkür: 593
Online Online

Mesaj Sayısı: 2728


WWW
« Yanıtla #3 : Nisan 09, 2008, 03:54:36 ÖS »


Görülüyor ki, insan bilgisi gün geçtikçe yüce ALLAH'ın yaratıklarına ilişkin tasarlayıcılığının hayret verici yeni bir belirtisini, evrene ilişkin ince bir düzenlemesini keşfediyor; böylece O'nun sevgili "kul"una indirdiği Kur'anda yeralan "O her şeyi yaratmış ve bir ön-tasarıya göre düzenlemiştir." şeklindeki buyruğunun her gün yeni bir anlamını kavramaktadır.

Gerçek böyle olmakla birlikte şu müşrikler bütün bunlardan hiç bir şey anlamıyorlar. Okuyalım:

"Müşrikler ALLAH'ı bir yana bırakarak hiç bir şey yaratamayan, kendileri birer yaratık olan, kendilerine ne fayda ve ne de zarar dokunduramayan; öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltmeye güçleri yetmeyen ilahlar edindiler."


(Furkan Sûresi - 3.Âyet)



Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
bazı şeyler göründüğü gibi değildir.... İbret-i Âlem eminalak 1 186 Son Mesaj Mayıs 23, 2007, 03:27:14 ÖS
Gönderen: HAMZA
Nişanlılık , Nikahlılık Değildir. Sabiha Ateş ALPAT Gül'e Hasret 1 177 Son Mesaj Haziran 07, 2007, 01:40:21 ÖS
Gönderen: eminalak
Ramazan festival değildir! 11 Ay'ın Sultanı RAMAZAN AzRa 2 165 Son Mesaj Eylül 13, 2007, 10:02:20 ÖS
Gönderen: AzRa
Başörtüsü Aksesuar Değildir! İslam ve Sosyal Meseleler hafiz-ul_esrar 2 150 Son Mesaj Ekim 28, 2007, 03:37:56 ÖS
Gönderen: ZKU
Giremediğin Gönül Senin Değildir Serbest Kürsü GeDa 1 101 Son Mesaj Kasım 07, 2007, 09:47:55 ÖS
Gönderen: KUL AHMEDD

|Site Map|Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Home
Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
SMF Theme By: MPDesignZ.com

Dost Sitemiz: ZeynepDer.Org

Valid XHTML 1.0 Transitional