Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Ekim 24, 2018, 02:44:32 ÖÖ

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Profil Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
B O Y K O T   Ü R Ü N L E R I
+  �mmetin Sanal Kur'an Kursu...... www.ilminadresi.com
|-+  İslamı Öğreniyorum
| |-+  İslam'ın Şartları - Rükûnleri
| | |-+  Namaz
| | | |-+  Namazı Terketmenin Hükmü
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Namazı Terketmenin Hükmü  (Okunma Sayısı 962 defa)
нαzαη

Süper Üye
*****


DUA : 105
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 730


« : Kasım 20, 2007, 09:08:57 ÖÖ »

Namazın akıllı, büluğ çağına girmiş, hayız ve nifastan temizlenmiş her
müslümana
farz olduğu konusunda görüş birliği vardır. Namaz ve oruç gibi bedenî
ibadetlerde vekâlet ve
niyabet geçerli değildir. Namazın farz olduğunu inkâr eden dinden
çıkar. Çünkü namaz kesin
ayet, hadis ve icma delilleriyle sabittir. Tembellik veya
umursamazlık sebebiyle namazı terkeden
âsî ve fasık olur.

Namazı kılmamak
dünya ve âhirette azaba sebep olur. Âhiretteki
azapla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle
buyurur: "Onlar suçlulara sorarlar: Sizi Sakar cehennemine
sürükleyen nedir? Suçlular
şöyle cevap verirler: "Biz namaz kılanlardan değildik" (el-Müddessir,
74/40-43). "Onlardan
sonra öyle bir nesil geldi ki, namazı terkettiler, heva ve heveslerine
uydular. Onlar bu
taşkınlıklarının cezasını yakında göreceklerdir. Fakat tövbe edip, iman eden
ve salih
amel işleyen bunun dışındadır" (Meryem, 19/59, 60). "Vay o namaz kılanların haline ki,

onlar kıldıkları namazdan habersizdirler" (el-Mâûn, 107/4-5). Hz. Peygamber (s.a.s)'de
şöyle
buyurmuştur: Bilerek namazı terkeden kimseden Allah ve Rasûlunün zimmeti kalkar"
(Ahmed b.
Hanbel, IV, 238, VI, 461). Kim ikindi namazını terkederse ameli boşa gitmiş
olur" (Buhârî,
Mevâkît,13, 34; Nesâî, Salât,15). Kim, önemsemeyerek üç cuma namazını
terkederse, Allah
Teâlâ onun kalbine mühür vurur" (Nesâî, Cumâ, 2; Tirmizî, Cuma 7; Ibn
Mâce, Ikâme,
93).

Hanefilere göre, tembellik yüzünden namazını terkeden kimse,
namazı inkâr
etmediği sürece dinden çıkmaz, ancak günahkâr, fasık olur. Kendisi bu
konuda uyarılarak
tevbeye , kötü örnek olmaması için toplumdan tecrid edilir ve te'dib
amacıyla dövülür.
Ramazan orucunu terkeden kimse de bunun gibidir (Ibn Abidîn,
Reddül-Muhtâr, Mısır, t.y., I,
326; eş-Şürünbülâlî, Merâkıl-Felâh, Mısır 1315, s. 60;
ez-Zühaylî, el-Fıkhul-Islâmî ve Edilletuh,
Dimaşk 1985, I, 503).

Hanefiler
dışındaki mezhep imamlarına göre ise, namazını özürsüz
olarak terkeden kimse,
mürted'de olduğu gibi Islâm toplumuna karşı gelmiş sayılır ve tövbe
etmezse en ağır
şekilde cezalandırılır (Ibn Rüşd, Bidâyetül-Müctehid, Mısır t.y., I, 87; eş-Şirâzî,

el-Muhezzeb, el-Nalebî tab'ı, I, 51; Ibn Kudâme, el-Muğnî, 3. baskı, Kahire t.y., II,
442-447;
ez-Zühaylî, a.g.e., I.503, 504; Krş. et-Tevbe, 9/5; Buhârî, Diyât, 6; Müslim,
Kasâme, 25,
26).

Namazını unutarak, uyanamayarak veya tembellik yüzünden
zamanında kılamayan
bunu kaza eder. Hadis-i şerifte; Kim uyuyarak veya unutmak
suretiyle namazını kılmamış olursa,
hatırladığında hemen kılsın " (Ebû Davûd,
Salât,11; Ibn Mâce, Salât,10; Nesaî, Mevakît, 53)
buyurulur. Fakihlerin büyük
çoğunluğuna göre; uyumak veya unutmak gibi bir özür sebebiyle
namazını vaktinde
kılamayanın kaza etmesi gerekince, özürsüz olarak, tembellik yüzünden
kılmayana
öncelikle kaza gerekir. Namazı vaktinde kılamadığından dolayı da Allah'a ayrıca
tevbe
ve istiğfar etmesi gereklidir. Cenab-ı Hak, kendisine ortak koşmanın dışında kalan

günahları affedebilir. Namazı da içine alabilen bu affın kapsamıyla ilgili çeşitli nasslar
vardır.
,

Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:

"Şüphesiz Allah, kendisine
ortak
koşulmasını affetmez. Bunun dışında dilediği kimseyi affeder" (en-Nisâ,
4/48).

Ubâde b.
es-Sâmit'in naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur: Kullarına farz
kıldığı beş vakit namazı,
küçümsemeden hakkını vererek, eksiksiz olarak kılan
kimseyi, Allah Teâlâ cennetine sokmaya
söz vermiştir. Fakat bu namazları yerine
getirmeyenler için böyle bir sözü yoktur. Dilerse azap
eder, dilerse bağışlar" (Ebû Dâvûd,
Vitr, 2; Nesâî, Salât, 6; Dârimî, Salât, 208; Mâlik,
Muvatta', Salâtül-Leyl, 14). Ebû Hureyre
(r.a)'ın naklettiği bir hadiste de şöyle buyurulur:
"Kıyamet gününde kulun ilk hesaba
çekileceği şey farz namazdır. Eğer bu namazı tam olarak
yerine getirmişse ne güzel. Aksi
halde şöyle denilir: Bakın bakalım, bunun nafile namazı var
mıdır?" Eğer nafile
namazları varsa, farzların eksiği bu nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer farzlar
için de aynı
şeyler yapılır" (Tirmizî, Salât, 188; Ebû Dâvûd, Salât, 145; Nesaî, Salât, 9, Tahrîm,
2; Ibn
Mâce, Ikame, 202).

Bu duruma göre, farz namazların eksisini sünnet ve diğer
nafile
namazlar tamamlamaktadır. Farz, vacib veya sünnet ayırımı yapılmaksızın ibadetlerin

yerine getirilmesi müminin gayesi olmalıdır. Çünkü bu, dünyevî huzur ve mânevî mutluluk

kaynağı olması yanında, ahiret için de en büyük hazırlıktır.
Kayıtlı



Suya anlat derler derdini
gördüğün kötü rüyayı suya anlat
anlat ki, akıp gitsin suyla
su dinlesin
aksın
gitsin
bitsin
...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


|Site Map|Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Home
Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
SMF Theme By: MPDesignZ.com

Dost Sitemiz: ZeynepDer.Org

Valid XHTML 1.0 Transitional