KÜTÜB-İ SİTTE <En Sahih Hadis Kitapları>

(1/2) > >>

Mesken:
KÜTÜB-İ SİTTE

Kütüb-i Sitte, Arapça “kitaplar” mânâsına gelen “kütüb” kelimesiyle “altı” mânâsına gelen “sitte” kelimesinden meydana gelmiş bir tâbir olup, “altı kitap” anlamındadır.

Kütüb-i Sitte, İslâm dininin en önemli iki kaynağından biri niteliğindeki sünnet malzemesini meydana getiren ve en sahih (güvenilir) hadislerden oluşan altı hadis kitabına verilen genel isimdir. Söz konusu bu altı kitap Kur’ân-ı Kerîm’den sonra en sahih kitaplar olarak kabul edilen Buhârî ile Müslim’in Câmiu’s-Sahîh adlı eserleri ile Ebû Dâvud, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce’nin Sünen türündeki eserlerinden ibârettir.

İbn Mâce’nin kitabı yerine İmam Mâlik yâhut Dârimî adlı âlimlerin kitaplarını Kütüb-i Sitte’den sayanlar olmuşsa da genel olarak İbn Mâce’nin kitabı Kütüb-i Sitte’nin altıncı kitabı olarak benimsenmiştir.

Kütüb-i Sitte’nin Oluşumu

Hadis ilminin altın çağı olarak bilinen h. III. asrın İslâmî ilimlerini, özellikle hadis ilimlerini araştırmak açısından büyük bir önemi vardır. Bu asırda “Sahîhayn” (en güvenilir iki hadis kitabı) olarak bilinen Buhârî ve Müslim’in kitapları ardarda telif edilmiş ve müellifleri henüz hayatta iken büyük ilgi görmüştür.

Onlardan bir asır kadar sonra yaşamış olan Sa‘îd b. Seken (v. 353/ 964), Buhârî ve Müslim’in Câmî türündeki eserleri ile Ebû Dâvûd ve Nesâî’nin Sünen türündeki eserlerinin İslâm’ın temelleri olduğunu ifâde etmiştir. Daha sonra bunlara Tirmizî’nin Sünen’i de eklenmiş ve bu beş kitap usûl-i hamse (beş temel) diye adlandırılmıştır. Bu oluşumun ilk defâ ne zaman ve kim tarafından ortaya konduğu hakkında bir bilgiye ulaşılamamıştır. Ancak kaynaklarda Tirmizî’nin eserinin, h. V. yüzyıldan sonra rağbet görerek bu temel kitaplar arasında yer aldığı bildirilmektedir.

H.V. asrın sonlarına doğru Usûl-i hamse adı verilen bu kitaplara İbn Mâce’nin Sünen’i de eklenerek Sahîhayn (Buhârî ve Müslim’in kitapları) ve dört Sünen’den (Ebû Dâvud, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce’nin sünen türündeki eserleri) oluşan bu altı kitap ilk defâ Ebu’l-Fazl Muhammed b. Tâhir el-Makdisî (v. 507/ 1113) tarafından Kütüb-i Sitte olarak adlandırılmış ve hicrî VII. asırdan itibaren hadis ilminde bu kitaplar Kütüb-i Sitte olarak anılagelmiştir.

Mesken:
Kütüb-i Sitte ve Müellifleri
BUHÂRÎ ve ESERİ
Muhammed b. İsmâil b. İbrâhim el-Buhârî, h. 194 (810) yılında Buhâra’da doğmuştur. On yaşlarında iken hadise karşı derin bir ilgi duymuş ve hadis ezberlemeye başlamıştır.

Memleketindeki hocalarından ders aldıktan sonra, o günün belli başlı ilim merkezleri olan Şam, Basra, Hicaz, Kûfe, Bağdat ve Mısır’da tahsîline devâm etmiştir.

Ders aldığı hoca sayısının bini bulduğu ifâde edilir. Ezberlediği hadis sayısı ise kendi ifâdesiyle, yüz bini sahih, toplam üç yüz bindir.

Kırk yıl kadar süren ilim yolculuğu sonunda Buhâra yakınlarındaki Hartenk’e yerleşmiş ve h. 256 (870) yılında 62 yaşında iken vefât etmiştir.

Döneminin en büyük âlimlerinden olan Buhârî’nin hadis bilgisi defâlarca yoklanmıştır. Bir keresinde 100 kadar hadisin sened ve metinleri karıştırıldıktan sonra Buhârî’ye okunmuş ve bu hadisler hakkında ne diyeceği sorulmuştur. Buhârî hepsini ezberden düzeltmiş ve soranların hayranlıklarını kazanmıştır. Bir çok kereler muhtelif kişilerce ve defâlarca tekrâr edilen bu imtihanlar ona âlimler arasında haklı bir ün ve mevkî kazandırmıştır.

Buhârî telif hayatına daha öğrencilik yıllarında başlamıştır. Onun küçük, orta ve büyük Târih, Edebü’l-Müfred, ed-Duafâ adlı kitapları yanında Kütüb-i Sitte’nin birinci kitabı kabul edilen el-Câmiu’s-Sahîh’i (Sahîh-i Buhârî) çok özel bir yere sâhiptir.

Buhârî eserini, hocası İshak b. Râhûye’nin (v. 238/ 852) “Biri çıkıp sahih hadisleri toplayan bir kitap telif etse…” işâreti üzerine, büyük bir gayret ve titizlikle, ömrünün yaklaşık dörtte birini vererek meydana getirmiştir. Onun gösterdiği dikkat ve titizliğin güzel bir neticesi olarak eseri Kur’an’dan sonra en sağlam kitap olarak İslâm âlimlerinin beğenisine mazhar olmuştur.

Hadis edebiyatı tarihi içinde bir dönüm noktası kabul edilen Sahîh-i Buhârî sadece sahih yâni güvenilir hadisleri toplamak maksat ve gayretinin sonucudur.

Buhârî eserine 7275 hadis almıştır ve bunları konularına göre tanzim ve tertîp etmiştir. Aynı hadîsin çeşitli rivâyetlerini bir yerde toplamak yerine, ilgili olduğu yerlerde tekrar etmek sûretiyle bir hadisten birden fazla hüküm ve pratik sonuçlar çıkarılabileceğini göstermiştir.

Gerçekten bir çok yönden üstünlüklere sahip olan bu eser İslâm ilim çevrelerinin ve Müslüman halkın dikkatini çekmiştir. Hakkında yapılan çalışmalar iki yüzü geçmiştir

Mesken:
MÜSLİM ve ESERİ
Müslim b. Haccâc el-Kuşeyrî, h. 200’lü yıllarda Nişabur’da doğmuştur. Meşhur bir Arap kabîlesi olan Kuşeyr’e mensuptur.

Müslim’in çocukluk yılları hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. O da Buhârî gibi ömrünü hadise adamıştır. Devrin ilim merkezleri olan Hicaz, Mısır, Îran, Sûriye, Mezopotamya ve Türkistan’a seyahatler yaparak ilim tahsil etmiştir.

Müslim ömrünün sonlarına doğru Buhârî ile de tanışmış ve onun ilmini takdir etmiştir. H. 261 (874) senesinde vefât etmiştir.

İmam Müslim hadis alanında bir çok eser vermiştir, bunların en meşhuru da şüphesiz Kütüb-i Sitte’nin ikinci kitabı olan el-Câmiu’s-Sahîh’idir. Eser, 300.000 hadis içinden seçilmiş ve konularına göre tertip edilmiş 4000 kadar hadisten oluşmaktadır. Müslim, eserine, yalnızca âlimlerin güvenilirliği konusunda görüş birliğine vardığı hadisleri aldığını ifâde etmiştir.

Müslim aynı hadisin değişik rivâyetlerini aynı yere toplamakta büyük bir dikkat ve başarı göstermiştir. Müslim’in Sahîh’i tertip bakımından Buhârî’nin Sahîh’inden üstün kabul edilmiştir. Hadisleri eserlerine almakta takip ettiği bazı kâideleri anlattığı bir de giriş bölümü yazmıştır.

Mesken:
TİRMİZÎ ve ESERİ

Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ b. Sevre, h. 209 (827) senesinde Tirmiz’de doğmuştur.

Tirmizî Arabistan, Mezopotamya, Îran ve Horasan gibi çeşitli ilim merkezlerine hadis öğrenmek için seyahatler yapmış; Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud gibi üstadlarla da görüşmüştür. H. 279 (892) senesinde Tirmiz’de vefât etmiştir.

Fevkalâde hâfıza gücüyle tanınan ve hadis ilminin çeşitli bölümlerine dair eserleri bulunan Tirmizî’nin Sünen-i Tirmizî diye meşhur olmuş el-Câmiu’s-Sahîh’i ittifakla Kütüb-i Sitte’den sayılmıştır.

Tirmizî eserini fıkıh konularına göre tertip etmiştir. Kitapta 4000 kadar hadis bulunmaktadır. Tirmizî râvîleri iyice tetkîk etmiş, her hadîsin sıhhat (güvenilirlik) derecesini tayin etmeye çalışmış ve fıkıh âlimlerinin hadislerden nasıl hüküm çıkardıklarına dikkat çekmiştir. Hemen her hadisten sonra hadisle ilgili değerlendirmesine yer vermiştir.

Tirmizî eseri hakkında “Bu eser kimin evinde bulunursa, orada konuşan bir peygamber var sayılır” demiştir.

Mesken:
EBÛ DÂVUD ve ESERİ

Ebû Dâvud Muhammed b. Süleyman b. İshak b. el-Ezdî es-Sicistânî, h. 202 senesinde Sicistan’da doğmuştur.

İlk tahsilinden sonra Nişabur, Kûfe, Horasan, Arabistan, Mezopotamya, Îran, Sûriye ve Mısır’a ilim yolculukları yapmıştır. H. 275 (888) senesinde Basra’da vefât etmiştir.

Ebû Dâvûd bir çok eser vermiştir. Bunların en meşhuru fıkıh konularına ait hadislerden oluşan Sünen’idir. Onun eseri hadis edebiyâtı içinde oldukça önemli bir yere sâhip olan Sünen türünün ilki kabul edilmektedir. 500.000 hadis içinden yirmi yılda seçilmiş 4800 hadisten meydana gelmiştir.

Ebû Dâvud “Akıllı kimse için bu hadislerin dört tanesi bile yeter” demiş ve bunları şöyle sıralamıştır: “Ameller niyetlere göre değerlendirilir”, “Gereksizi (mâlâyânî) terk etmesi kişinin îman olgunluğundandır”, “Kendi nefsi için istediğini Müslüman kardeşi için istemeyen olgun mümin olamaz.”, “Helâl de bellidir, haram da.”

Ebû Dâvud her konuda en kuvvetli olan hadisleri zikretmiştir. Hadislerin muhtelif rivâyetlerini de vermiştir. Hadis âlimlerinin ittifakla terk ettiği hadisleri eserine almamakla beraber; fıkıh âlimlerinin delil olarak kullandığı bazı zayıf hadisleri alırken kusurlarını göstermiş, sahih olarak bildiği hadisler için ise herhangi bir açıklama yapmamıştır.

Sünen, zaman içinde bütün mezhep mensuplarınca okutulmuştur.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa