Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Ekim 24, 2018, 02:29:16 ÖÖ

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Profil Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
B O Y K O T   Ü R Ü N L E R I
+  �mmetin Sanal Kur'an Kursu...... www.ilminadresi.com
|-+  Hz.Peygamberimiz (S.A.V.) - Sahabeler – İslam Önderleri
| |-+  İslamın Önde Gelenleri
| | |-+  Hz. Ali’nin Mısır’a vali tayin ettiği Haris oğlu Malik Ejder’e yazdığı mektup3
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Hz. Ali’nin Mısır’a vali tayin ettiği Haris oğlu Malik Ejder’e yazdığı mektup3  (Okunma Sayısı 1374 defa)
kulhimet

Tecrübeli Üye
***


DUA : 64
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 214


« : Ekim 08, 2009, 02:16:57 ÖS »



Zamanın bir kısmını ihtiyaç sahiplerine harca. Onların hepsini huzuruna al, otur, onlarla görüş. O mecliste seni yaratan Allaha karşı gönül alçaklığını takın. Askerinden, yardımcılarından, koruyucularından, zaptiye erkânından hiç kimse onları korkutmasın, onlara mani olmasın. Onlarda seninle yüz yüze korkmadan, çekinmeden konuşsunlar. Allahın salatı ona ve soyuna olsun, Resülullah’ın bir yerde değil bir çok yerde (Zayıfın korkup çekinerek, dili dolaşarak söz söylemeye çalıştığı, fakat kuvvetliden hakkını alamadığı toplum ne temizliğe ulaşır, ne de kutluluğa kavuşur) buyurduğunu duymuşumdur. Onların sert konuşmalarına, söz söylerken ağır laflar edenine tahammğl et. Daralmayı, onlarla görüşmeden çekinip utanmayı bırak da Allah bu yğzden sana rahmetlerini yaysın. O’na itaatin yüzünden sevaplar versin. İhsanda bulunduğun zaman minnet yükleyerek verme ki, verdiğin alana sinsin. Vermediğin zaman da güzellikle özürler getirerek verm ki almayan, hiç olmazsa sevinsin.

Bazı işler de vardır ki bizzat senin yapman gerektir. Bunların biri kâtiplerin yazmakta aciz gösterdikleri hususlarda memurlarına senin cevap vermendir. Biri de halkın ihtiyacı sana hangi gün arz edilirse hemen o gün o ihtiyaçları gidermendir ki, bu olabilir ki yardımcılarını sıkar, vaktinde yapmazlar bu işi. Her günün işini o gün gör. Çünkü her gün yapılacak bir iş vardır.

Vakitlerin en üstünü, en fazlasını seninle Allah arasında ki kulluğa hasret. Fakat halka sarf ettiğin vakitlerin de hepsi, işlerde niyetin temiz oldu mu, halk bu yüzden esenliğe erişti mi, Allaha ait olur. O’na kulluk sayılır.

Allah için dinini halis kılan farzlara bilhassa dikkat et. Gecende, gündüzünde bedeni ibadetlerini onlarla Allaha yaklaşmak kastıyla kusur etmeden, riyaya düşmeden nasıl gerekse o çeşit yerine getir. Halka ibadet ettirdiğin zaman ibadeti uzatıp onları usandırmadan, tez, fakat erkânını yitirmeden yaptır. Çünkü halk içinde hasta olan vardır.

Allahın salatı O’na ve soyuna olsun, beni Yemen’e gönderdiği zaman Resülullah’a, onlara nasıl namaz kıldırayım diye sordum. ’’ En zayıfının kıldığı namaz gibi kıldır. İnsanlara karşı merhametli davran’’ buyurdular.

Bütün bunlardan sonra derim ki: Buyruğunun altında bulunanlara uzun müddet görünmez olma, çünkü valilerin halka görünmemeleri darlıktan bir kısımdır. Halkı sıkar. Valilerin idare işlerinde az bilgili olduklarına delalet eder. Onlara görünmemek, onların onların bir çok şeyleri öğrenmelerine de engel olur. Onlarca büyük şey küçük görünür, küçük şeylerse gözlerinde büyür. Güzel ve iyi, çirkin görünür onlara. Çirkinse güzelliğe bürünür, hakla batıl bir birine karışır gider. Valide bir insandır ancak, halkla görüşmedikçe onların hallerini bilemez. Kendisinden gizli kalanları göremez. Gerçeğin apaçık alametleri yoktur ki bunlarla doğru, yalandan ayrılsın. Sen 2 kişiden birisin ancak. Birisi mutlaka hakkı yerine getirir, herkese hakını verir. Gereken hakkı verdikten, iyi iş gördükten sonra neden gizleneceksin? O biri, vermemeyi, hakkı eda etmemeyi adet edinmiştir. Halk senden ümit kestikten sonra hemencecik el çeker senden, ne diye onlara görünmeyeceksin? Oysa ki halkın sana zahmet vermeyen şikâyetlerinin çoğu, ya bir zulma uğradığındandır, yahut muamelede insaf ve adalet istediğindendir.

Sonra valinin bazı adamları da bulunabilir ki onlar, kendi reiyleriyle (kendi başına) hareket ederler, zulümde bulunurlar. İnsafları azdır. Muamelede adaleti gözetmezler. Bütün bunların sebeplerini kesip ortadan kaldırırsak şerlerini insandan gizler(ler). Yakınlarına, yanında bulunanlara arazi verme ki bazı yerleri, bazı tarlaları elde etmek tamahına düşmesinler. Aksi halde orda ki köye zarar gelir. Bu işin, bir ırmaktan su almak ihtiyacında bulunanlara zararı dokunur. O sudan faydalanmak, o yerden fayda sağlamak isteyenlere, araziye sahip çıkanlar zulmederler. Bunun faydası başkasına düşer, vebali ise valinin boynuna yüklenir. Onlardan verdiğin kişiler faydalanırlar, ayıbı ise dünyada da, ahirette de sana düşer. Yakın olsun, uzak olsun, kime gerekse hakkını ver. Bu hususta sabırlı ol. Ecrini Allahtan iste, akraban ve yakın adamların bile olsa haktan ayrılma, işin sonunu düşün. İsterse sana ağır gelsin bu iş, hayırlı olduğu sence malümse yapmaktan çekinme, hakkını yerine getir. Halk bir işte zulüm var zannına düşer, sana hayıflanırsa aslını anlatarak, özürler getirerek zannını değiştir. Bu suretle sen adaletle iş görmüş olursun. Buyruğun altındakilere de yumuşaklıkla muamele etmiş bulunursun. Özür dilemekle sen hakka riayet eder, muradına erersin, halkta doğruyu anlar, işin aslını bilir.

Düşmanın, seninle barışmak isterse red etme. Barışta Allahın rızası var. Orduna huzur ve istirahat ver, sen de sıkıntılarından kurtulmuş olursun, şehirlerinse eminliğe kavuşmuş olur. Ama barıştıktan sonra düşmanından sakın da sakın. Çünkü çok kere düşman yaklaşır, gafil olmanı bekler. Şu halde ihtiyatla hareket et, bu hususta iyi bir zanna düşmeyi töhmet altına al. Seninle düşmanın arasını bir bağla bağladın, onunla bir anlaşmaya vardın, yahut da ona aman elbisesini giydirdin mi ahdine vefa et. Verdiğin amana riayet et. Nefsini ona verdiğin söze, anlaşmaya kalkan yap. Çünkü dilekleri birbirine aykırı, reiyleri darmadağın ve çeşit çeşit olduğu halde insanların Allahın farz ettiği şeylerde hepsi de ahde vefa etmeyi ululadıkları gibi ululadıkları bir farz yoktur. Hatta müslümanlar şöyle dursun, müşrikler bile bunu gerekli saymışlar, buna riayet etmişler, ahirette, amanda durmamanın ne zararlar vereceğini bilmişlerdir. Verdiğin amana gadretme, anlaşmanı bozma. Hıyanette bulunarak düşmanını aldatma. Çünkü Allaha karşı bçyle bir bir cürette bulunan, çok kötü, çok ziyankâr bir bilgisizdir ancak. Allah, anlaşmanın amanını kulları arasında bir rahmet olarak yaymıştır ki, o bir emniyettir. Herkes orada esenleşir. Bir haremdir, herkes ona sığınır. Bölük bölük herkes onun civarına koşar gider. Onu bozmak, ona hıyanet etmek, ona hile katmak olamaz. Bahanelerle bozulacak anlaşma yapma, pekiştirdikten sonra yorumlara güvenme. Allah adına verdiğin anlaşmayı bozmaya, haksız olarak ondan dönmeye kalkışma. Genişlemesi umulan, sonunda üstünlük bekleyen darlığa dayanman, günahından korkacağın gadirden hayırlıdır. Bozarsan Allahın gazabı gelip çatar sana, ne dünyanda berhudar olursun ne ahiretinde.

Sakın haksız olarak kan dökme. Çünkü azaba sebep olan, suç bakımından ondan daha büyük bulunan, nimetin zevaline, devletin yitmesine sebep teşkil eden hiç bir şey yoktur ki haksız olarak kan dökmekle kıyaslanabilsin. Kan dökenlerin hesabını kıyamet gününde bizzat noksan sıfatları olan Allah görecek, azaplarını o verecektir. Haram olarak kan dökmekle gücünü, kuvvetini çoğaltmaya kalkışma. Çünkü bu gücü zayıflatır, hatta yok eder gider. Bilerek kan dökme hususunda ne Allah katında bir özrün, ne ben,m katımda katımda. Çünkü cezası kısastır bunun. Yanlışlıkla kamçın, yahut kılıcıni yahut da elin bir kötülüğe sebep olursa, kudretine güvenip ululanarak, öldürülen kişinin velilerine onun diyetini (bedelini) vermekten kaçınma.

Kendini beğenmekten, seni ululuğa sevk eden şeylere uyup güvenmekten, övülmeyi istemekten çekin. Çünkü bunlar ihsan sahiplerinin ihsanlarını yok etmek, ecirlerin, mahveylemek için çeytanın gözettiği fırsata yol açan şeylerdir.

İdarene tabi olanlara ihsanda bulununca da onları minnet altında bırakmaya, ihsanını başlarına kakmaya kalkışma. Yaptığını çok görmekten de çekin. Vaad edince de vaadinden dönme. Başa kakmak, ihsanı yok eder. Yapılan iyiliği çok görmek, büyük saymak, gerçeğin ışığını söndürür. Vaadden dönüş halkın nefretine mucip olur. Yüce Allah ’’ Allah katında en beğenilmeyen şey, yapmadığınız şeyi söylemenizdir. -16, Saf süresi, Ayet 3- ’’ buyurur.

Zamanı gelmeden işlerde aceleye düşme. Yapmak imkanı olunca da o işte ihmal etme, doğruluğu sence belli olmayan işe girişme, ama doğruluğu açıkça belli olan işi de savsaklama. Her işi yerinde yap, her işi yerinde işle.

Herkesle bir ve eşit olduğun şeylerde kendi payını çoğaltmaya kalkışma, herkesin gözettiği şeylerde gaflete düşme, çünkü sen, başkalarına da örneksin. Az bir zaman sonra işleri örten perdeler açılır, mazlumun hakkı da senden alınır.

Öfkeni yen, kendine sahip ol. Elini, dilini gözet. Bütün bu hallerde hemencecik ceza vermekten çekin, cezayı geriye at, öfken yatışıncaya dek elini, dilini gözet. Bu söylediklerimi ahireti anarak, Rabbine ulaşacağına inanarak derdini, temizliğini çoğaltmadıkça yapamazsın.

Sana, senden önce adaletle hüküm sürenleri, yahut üstün yol yordamları, Allahın salatı O’na ve soyuna olsun. Peygamberimizin eserini, yahut da Allah Kitabında ki farzları anmak, bizim bunları anıp düşünerek nasıl hareket ettiğimizi görmek, bu ahit –nameden sana verdiğim buyruklara kendini zorlamak gerektir. Nefsine uymak hususunda bir gevşeklik göstermemen için bu kadar delil gösterdim sana.

Ve ben, benim ve senin, kulların en güzel anışlarına iyi ve yerinde övüşlerine sahip olmamızı, şehirlerde iyi ve güzel eserler bırakmamızı, nimetin, hakkımızda tam ve olgun olarak, lütuf ve ihsanıın kat kat fazlasıyla verilmesini, benim de senin de ömrümüzün kutlulukla ve şehid olarak tamamlanmasını Allahın bol ve sayısız rahmetine, pek büyük kudretine, her dilenen şeyi lütfedip vermesine sığınarak niyaz etmekteyim ve biz gerçekten Allahın rızasını istemekteyiz. Selam Resülullah’a, Allahın selat ve selamı O’na tertemiz soyuna olsun.
Kayıtlı
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


|Site Map|Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Home
Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
SMF Theme By: MPDesignZ.com

Dost Sitemiz: ZeynepDer.Org

Valid XHTML 1.0 Transitional