Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Ağustos 20, 2018, 11:00:39 ÖS

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Profil Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
B O Y K O T   Ü R Ü N L E R I
+  �mmetin Sanal Kur'an Kursu...... www.ilminadresi.com
|-+  Kur'an-ı Kerim
| |-+  Kur'an Öğrenmek İsteyenler
| | |-+  Kur'an Öğrenme-Hatim Programları
| | | |-+  Kur'an nasıl okunmalı?
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Kur'an nasıl okunmalı?  (Okunma Sayısı 1494 defa)
gülyüzlüm

Gül Yüzlüm
Onursal Üye
*******


DUA : 352
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2636

Bir Doğrunun İmanı, Bin Eğriyi Düzeltir....


« : Haziran 12, 2009, 06:37:08 ÖÖ »

Kur'an okumanın ehemmiyetine dair Hafız Münâvi'den nakledilen bir vak'a vardır: "Bir genç hafızlığını ikmal ederken hemen her gün sabahlara kadar uyumayıp Kur'an-ı Kerim'i hatmediyor. Ertesi gün de tabii olarak hocasının karşısına rengi solmuş, benzi sararmış olarak çıkıyor. 
 
 
 
Hem maddî hem de mânevî açıdan kendisine mürşid olabilecek kapasitede olan hocası bu durumun sebebini onun ders arkadaşlarına soruyor. Onlar cevaben, 'Üstadımız, bu talebeniz hemen her gün sabahlara kadar uyumayıp, Kur'an-ı Kerim'i hatmedip duruyor.' diyorlar. Üstad, talebesinin Kur'an-ı Kerim'i böyle okumasını arzu etmediği için bir gün onu karşısına alıyor ve, 'Evlâdım! Kur'an indiği gibi okunmalıdır. Bugünden itibaren sen Kur'an'ı, şu ana kadar okuduğun gibi değil de beni karşında farz ederek, dersini bana takrir ediyormuşsun gibi oku.' tavsiyesinde bulunur. Genç gider, hocasının tavsiyeleri çerçevesinde o gece Kur'an-ı Kerim'i okur ve sabah hocasının huzuruna geldiğinde, 'Efendim bu gece ancak Kur'an-ı Kerim'i yarısına kadar okuyabildim.' der.

Üstad, 'Pekâlâ, bu gece de Kur'an-ı Kerim'i doğrudan doğruya Resûl-i Ekrem'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) huzurunda okuyor gibi oku!' emrini verir. Talebe "Kendisine Kur'ân nazil olan Zât'ın huzurundayım, doğru okumalıyım" düşüncesiyle o gece Kur'an'ı daha dikkatli tilavet eder. Ertesi gün üstadına Kur'an-ı Kerim'in ancak dörtte birini okuyabildiğini belirtir. Üstadı talebesindeki terakkiyi görünce, bir mürşidin müridinin dersini arttırması gibi, 'Bugün o emin melek, Cibril'in Resûl-i Ekrem (sallAllahu aleyhi ve sellem)'e tebliğ ettiği anda dinliyor gibi oku!' der. Talebe ertesi gün, 'Vallâhi üstadım, bugün ancak bir sûre okuyabildim.' der. Üstad son adımı atar: 'Evlâdım! Şimdi de onu, Mevlâ-yı Müteal'in huzurunda okuyor gibi oku! Düşün ki, okuduğunu Allah (cc) dinliyor, senin için indirdiği kelamını senin ile mukâbele ediyor.' Talebesi ertesi gün ağlayarak üstadının karşısına gelir: 'Üstadım, "Elhamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Errahmanirrahim. Mâliki yevmi'd-dîn" dedim. Ama "İyyake na'büdü" demeye bir türlü dilim varmadı. Çünkü "Sadece Sana kulluk yaparım" diyeceğim; diyeceğim ama ben o kadar çok şeye kulluk yapıyorum ve o kadar çok şey karşısında eğiliyorum ki, O'nun karşımda hazır ve nazır olduğunu mülahazaya alınca 'iyyake na'büdü'yü aşamadım.' der."

Hâfız Münâvi, bu gencin fazla yaşamadığını bir-iki gün sonra vefat ettiğini kaydeder. Onu bu seviyeye getiren o bilge ve mânâ eri üstad, gencin mezarının başında onun ahvalini müşahede ederken, delikanlı hocasının duyabileceği bir sesle, "Üstadım, ben hayyim (hayattayım). Hayy u Kayyûm olan Sultanlar Sultanı'nın huzuruna vardım ve hiç hesap görmedim." diye konuşur.
 
Kayıtlı



Hayatı müsvette yaşamayınız, temize çekmeye vaktiniz olmaya bilir...

cumali

Değerli Üye
******


DUA : 111
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1022

SENDEN UZAK KALABİLMEK TAŞLAR GİBİ YÜREK İSTER...


« Yanıtla #1 : Haziran 12, 2009, 09:18:53 ÖÖ »

'Üstadım, "Elhamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Errahmanirrahim. Mâliki yevmi'd-dîn" dedim. Ama "İyyake na'büdü" demeye bir türlü dilim varmadı. Çünkü "Sadece Sana kulluk yaparım" diyeceğim; diyeceğim ama ben o kadar çok şeye kulluk yapıyorum ve o kadar çok şey karşısında eğiliyorum ki, O'nun karşımda hazır ve nazır olduğunu mülahazaya alınca 'iyyake na'büdü'yü aşamadım.'

altı çizili cümle bana çok garip geldi...son paragraf gibi...
bu gibi hikayelerde bu tür sözlerin veya bölümlerin olması gerekir mi bilemem,tartışılır ama ben usulen tercih etmem...
bu kısma takılabilme ihtimali olanlar için...

fakat parçanın genelini değerlendirirsek gerçektende çok önemli birnoktaya temas edilmiş...
bugün olduğu gibi aynen...
"gerçek hayat dergisinde okumuştum...ramazan el buti ile bir röportaj yapılmıştı sanırım...orda kendisine türkiyeyi nasıl değerlendirdiği soruluyor o ise şöyle cevap veriyordu:
türkiyede çok cami var....cemaatide bizden çok...özellikle gençler...ve çok kuran okunuyor...istanbulda,ankarada konyada...insanlar kuranı çok okuyor ama işin kötü tarafı neredeyse tamamı okuduğunu anlamıyor..."

aslında kuranı okumaktan kasıtın yaşamak olması gerekiyor...
yaşamıyorsanız eğer sabahlara kadarda okusanız okumuş sayılmazsınız...
maalesef dil söyler ama kalbe ulaşmaz...
inşAllah yaşayanlardan , kuranı çok okuyarak yaşayanlardan oluruz...{amin}

selametle...
Kayıtlı

GELECEĞİM MEKKE , MUTLAKA BİR GÜN GELECEĞİM
DÖNECEĞİM SANA VAHYİN KALBİ , MUTLAKA BİR GÜN DÖNECEĞİM...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


|Site Map|Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Home
Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
SMF Theme By: MPDesignZ.com

Dost Sitemiz: ZeynepDer.Org

Valid XHTML 1.0 Transitional