Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Ekim 19, 2018, 06:53:23 ÖÖ

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Profil Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt
B O Y K O T   Ü R Ü N L E R I
+  �mmetin Sanal Kur'an Kursu...... www.ilminadresi.com
|-+  Kur'an-ı Kerim
| |-+  Tefsir
| | |-+  Furkan Suresi'nde RAHMANın Kullarının Özellikleri
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Furkan Suresi'nde RAHMANın Kullarının Özellikleri  (Okunma Sayısı 2395 defa)
ali turab

Çalışkan Üye
****


DUA : 131
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 281

No One But Allah (c.c)


« : Haziran 10, 2008, 09:04:19 ÖÖ »

63  — Rahmân'ın kulları onlardır ki, yeryüzünde mütevâzi olarak yürürler.   Bilgisizler kendilerine   takıldıkları zaman, selâm, derler.

64  — Onlar ki; Rabları için secdeye vararak ve kıyama durarak gecelerler.         

65  — Ve Onlar ki: Rabbımız, bizden cehennem azabını uzaklaştır. Doğrusu cehennemin azabı  sürekli ve acıdır, derler.

66  — Muhakkak o, ne kötü bir karargâh ve konaklama yeridir.

67 — Onlar ki; infâk ettikleri  zaman, ne israf ederler, ne de cimrilik. İkisi arasında orta bir yol tutarlar.


Rahmân'ın Kullarının Nitelikleri
 
Bunlar, Allah'ın inanan kullarının nitelikleridir: «Yeryüzünde mü-tevâzi olarak (kibirsiz, gurursuz olarak, sekînet ve vakarla) yürürler.» Başka bir âyet-i kerîme'de şöyle buyruluyor: «Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Şüphesiz ki sen, ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.» (Isrâ, 37). Allah'ın İnanan kulları ise kibirsiz, kendini be-ğenmeksizin yürürler. Burada onların yapmacıktan ve riyakârane olarak hastalar gibi yürüdükleri kasdedilmemektedir. Âdemoğlunun efendisi (s.a.) yürüdüğü zaman, sanki yokuş aşağı iniyormuş gibi ve yeryüzü onun için dürülüyormuş gibi yürürdü. Seleften bazıları, yapmacıklı ve zayıf görünerek yürümeyi mekruh kabul etmişlerdi. Hattâ Hz. Ömer'den rivayete göre; o, yavaş yavaş yürüyen bir genç görmüş ve: Sana ne oluyor? Hasta mısın? diye sormuş. Onun; hayır ey mü'mirilerin emîri, cevabı üzerine kamçısıyla üzerine yürüyüp güçlü yürümesini emretmiş. Burada mütevâzi şekilde yürümekten maksad; sekînet içinde, vakarlı olarak yürümektir. Nitekim Allah Rasûlü (s.a.) şöyle buyurmuştur; Namaza geldiğiniz zaman ona koşarak gelmeyin, üzerinizde bir sekînet olduğu halde namaza gelin. Ondan yetiştiğiniz kadarını kılın, kaçırdığınızı da tamamlayın. Abdullah tbn Mübârek'in Ma'mer'den, onun Yahya îbn Muhtâr'dan, onun da Hasan el-Basrî'den «Rahmân'ın kullan onlardır ki, yeryüzünde mütevazı olarak yürürler.» âyeti hakkında rivayetine göre ;o, şöyle demiştir: Şüphesiz inananlar uysal bir topluluktur. Allah'a yemîn ederim ki onların kulakları, gözleri ve organları hakka baş eğmiştir. O kadar ki, onlarda bir hastalık olmadığı ve sıhhatli oldukları halde sen onları hasta sanırsın. Fakat onlardan bir başkasının kalbine girmemiş olan (Allah) korkusu onlara girmiştir. Âhireti bilmeleri, onları dünyadan alıkoymuştur. Onlar: Bizden üzüntüyü gideren Allah'a hamd-olsun, derler. Allah'a yemîn ederim ki insanların üzüntüsü onları hüzünlendirmez. Kendisiyle cenneti isteyecekleri her şey onlara ağır gelmez. Cehennem korkusu onları ağlatır. Şüphesiz kim Allah'ın izzeti ile izzet bulmamışsa, dünyaya karşı hasret ve hayıflanmalar onun gönlünü parça parça eder. Her kim de, Allah'ın nimetini sâdece bir yiyecekte veya bir içecekte görürse; şüphesiz onun ilmi az, azabı da yanıbaşmda hazır olmuştur.
«Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman; selâm, derler.» Bilgisizler kendilerine kötülükle takılıp tecâvüz ettiği zaman, onlara bunun bir misliyle mukabele etmezler, aksine onları affedip bağışlarlar, sâdece hayır söylerler. Nitekim Allah Rasûlü (s.a.) ne karşı bilgisizliğin şiddeti sâdece onun hilmini arttırırdı. Nitekim Allah Teâlâ, başka bir âyet-i ke-rîme'de şöyle buyurur: «Ve boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirdiler. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Selâm olsun size, biz cahilleri aramayız, derler.» (Kasas, 55).
İmâm Ahmed'in Esved îbn Âmir kanalıyla... Nu'mân Îbn Mukar-rin el-Müzenî'den rivayetine göre, birisi bir başkasına Allah Rasûlü (s.a.) nün yanında sataşmış, kendisine sataşılan: Selâm sana, demeye başlamış. Bunun üzerine Allah Rasûlü şöyle buyurmuş: Şüphesiz aranızda bulunan bir melek seni koruyor. Onun sana her sataşmasında melek ona: Aksine sen, buna daha lâyıksın, demiştir. Sen ona: Selâm sana dediğinde ise melek: Hayır» aksine selâm senin üzerine olsun. Sen buna daha lâyıksın, demiştir. Hadîsin isnadı hasen olup tahrîc etmemişlerdir. Mücâhid «Selâm derler.» âyetinde onların doğruluk, (doğru olun) dediklerinin kasdedildiğini söyler, Saîd îbn Cübeyr ise onların; iyi, güzel sözle cevab verdiklerini belirtir. Hasan el-Basrî, ((Selâm derler.» âyetinde der ki: Onlar hilim sahibi kimseler olup bilgisizler değildir. Onlara birisi, bilgisizce takıldığında onlar hilimleriyle mukabele ederler. Gündüzlerini sizin de işittiğiniz gibi Allah'ın kullarıyla beraber olarak geçirirler. Sonra Hasan el-Basrî onların gecelerinin gecelerin en hayırlısı olduğunu zikretmiştir.
Burada: «Onlar ki; Rabları için secdeye vararak ve kıyama durarak (Allah'a ibâdet ve itâatla) gecelerler.» buyurulurken, Allah Teâlâ başka âyet-i kerîme'lerde şöyle buyurmaktadır: «Onlar gecenin az bir kısmında uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.» (Zâriyât, 17-18), «Onların yanları yataklarından uzaklaşır. Korku ve ümit ile Rablarma yalvarırlar. Verdiğimiz nzıklardan da infâk ederler.» (Secde, 16), «Yoksa o, geceleyin secde ederek, kıyamda durarak itaat eden, âhi-retten korkan ve Rabbımn rahmetini dileyen kimse gibi midir?» (Zü-mer, 9). Bu sebeple burada da şöyle buyuruluyor: «Ve onlar ki: Rabbı-mız, bizden cehennem azabını uzaklaştır. Doğrusu, cehennemin azabı sürekli ve acıdır.» âyeti hakkında Hasan el-Basrî der ki: Âdemoğlunun başına gelip te ondan zail olan her bir şey sürekli değildir. Sürekli ve acı olan ise gökler ve yeryüzü devam ettiği sürece ona yapışandır. Süleyman et-Teymî de böyle söylemiştir. Muhammed îbn Kâ'b ise «Doğrusu, cehennemin azabı sürekli ve acıdır.» âyetinde şöyle denmek istendiğini belirtir: Bu, onlara dünyada iken verilen, nimetlere karşılıktır. Allah Teâlâ kâfirlere (vermiş olduğu) nimeti soracak da, onlar kendisine cevab veremeyecekler. Allah Teâlâ da onlan borçlu çıkarıp cehenneme koyacaktır.
«Muhakkak o, ne kötü bir karargâh (görünüşü kötü bir yer) ve (oturup kalacak yer olarak ne kötü bir) konaklama yeridir.» «Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır.» âyetinde Îbn Ebu Hatim der ki: Bize babamın... Mâlik îbn Hârîs'den rivayetinde o, şöyle demiştir: Kişi cehenneme atıldığında düşmeye başlar. Onun kapılarından birisine ulaştığı zaman ona: Yerinde dur ki sana ikramda bulunulsun, denilir. Karayılan ve akreplerin zehirinden bir bardak içilir. Derisi, kılları, sinirleri ve damarları birbirinden ayrılır. Yine îbn Ebu Hâtim'in babası kanalıyla... Ubeyd İbn Umeyr'den rivayetinde o, şöyle demiştir: Cehennemde öyle kuyular vardır ki; içlerinde Horasan develeri misâli yılanlar, siyah katırlar gibi akrepler vardır. Cehennemlikler cehenneme atıldığı zaman, bunlar yerlerinden ayrılıp onlara doğru çıkarlar, dudaklarını, derilerini, saçlarını tutup yakalarlar da etleri soyulup ayaklarına düşer. Bunlar cehennemin sıcaklığını hissettikleri zaman geri dönerler. İmam Ahmed der ki: Bize Hasan İbn Musa'nın... Enes îbn Mâlik (r.a.) den, onun da Hz. Peygamber (s.a.)den rivayetine göre o, şöyle buyurmuştur: Şüphesiz kul, cehennemde bin sene ey Hannân, ey Mennân, diye nida edecek. Allah Teâlâ Cibril'e: Git ve şu kulumu Bana getir buyuracak. Cibril gidip cehennemliklerin yüzüstü kapanmış, ağladıklarını görecek ve Rabbına dönüp bunu haber verecek de Allah Teâlâ: Bana onu getir. Filân filân yerdedir, buyuracak. Cibril onu getirip Rabbmm huzuruna dikecek de, Allah Teâlâ ona: Ey kulum, yerini ve durağını nasıl buldun? diye soracak. Kul: Rabbım, yerlerin en kötüsü ve durakların en kötüsü, diye ceyab verecek. Allah Teâlâ: Kulumu geri çevirin, buyur racak. Kul: Rabbım, beni oradan çıkardığında oraya geri döndüreceğini hiç ummamıştım, diyecek de Allah Teâlâ: Kulumu bırakın, buyuracak.
«Onlar ki; infâk ettikleri zaman, ne israf ederler, ne de cimrilik. îkisi arasında orta bir yol tutarlar.» Onlar, ihtiyâcın üzerinde sarf edecek kadar harcamalarında müsrif, ailelerinin haklarında kısıntı yapıp, onlara yeterli olanını vermeyecek kadar da cimri değildirler. Bilakis adaletle, orta yolu ta'kîb eden hayırlı kimselerdir. İşlerin en hayırlısı ise orta halli olanıdır; ne biri (israf hali) ne de öteki (cimrilik hali) değildir. İşte onlar «İkisi arasında orta bir yol tutarlar.» Nitekim başka bir âyette şöyle buyruluyor: «Ve elini boynuna bağlı kılma, onu büsbütün de açıp durma. Yoksa kaybedenlerden ve kınananiardan olursun.» (Isrâ, 29) İmâm Ahmed der ki: Bize İsâm İbn Hâlid'in... Ebu Derdâ'-dan, onun da Hz. Peygamber (s.a.)den rivayetinde o: Geçiminde rıfk ile davranması kişinin bilgili, anlayışlı olmasındandır, buyurmuştur. Hadîsi tahrîc etmemişlerdir. Yine İmâm Ahmed'in Ebu Ubeyde el-Had-dâd kanalıyla... Abdullah İbn Mes'ûd'dan rivayetinde Allah Rasûlü (s.a.): İktisat eden fakîr olmaz, fakirliğe düşmez, buyurmuş olup; bu hadîsi de tahrîc etmemişlerdir. Hafız Ebu Bekr el-Bezzâr der ki: Bize Ahmed İbn Yahya'nın... Huzeyfe'den rivayetinde Allah Rasûlü (s.a.) şöyle buyurmuştur: Zenginlikte orta yolu tutmak, fakirlikte orta yolu tutmak, ibâdette orta yolu tutmak ne güzeldir. Hadîsi rivayetten sonra Hafız Ebu Bekr el-Bezzâr der ki: Bu hadîsi sâdece Huzeyfe (r.a.)den rivayetle biliyoruz, lyâz İbn Muâviye der ki: Allah'ın emrini tecâvüz ettiğin, geçtiğin şey israftır. Bir başkası israfın; Allah'a isyan olan konulardaki harcama, olduğunu söylemiştir. Hasan el-Basrî de: Allah yoluna yapılan harcama israf değildir, demiştir.
[/b][/color]


İBN-İ KESİR TEFSİRİ
FURKAN SURESİ 63-67
Kayıtlı

GeDa

GeDa
Değerli Üye
******


DUA : 159
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1304

var (sın) ım demek isterdim.. ama yok (sun) um !!


« Yanıtla #1 : Haziran 29, 2008, 07:58:59 ÖS »



Rabbim bizleri takva ehli olanlardan ve  Rahmanın has  kullarından eylesin inşAllah. Rabbim bizleri Kuran''i hakkiyla anlayanlardan eylesin insaAllah...
Rabbim azze ve celle razi olsun....
Kayıtlı




Bitmemiş hesapların ve kırkınlıkların hayatınızı mahvetmesine izin vermeyin.Affedin ve kaderinizin efendisi olun. Rabbimin tövbe eden kullarını affedip bağışladığı gibi.Sizde başkalarını affedin ve lütfen yavrularınıza affedici olmanın bir insanın kendine verebileceği en büyük armağan olduğunu öğretin. İçinizdeki kırkınlık ve öfke varsa soğuk hava şartları vardır. Soğuk havada çiçekler açmaz. İçinizde baharı YAŞATIN.
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


|Site Map|Sitemap | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Home
Powered by SMF 1.1.13 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
SMF Theme By: MPDesignZ.com

Dost Sitemiz: ZeynepDer.Org

Valid XHTML 1.0 Transitional