KURBAN İBADETİ HAKKINDA EN ÇOK SORULANLAR

<< < (2/5) > >>

reyyan:
Abidin Bey:



*“Kurban kesmenin faziletleri nelerdir? Kurbanlık alımlarında nelere dikkat edilmelidir? Kurbanlığı, kestikten sonra tartılıp etinin kilosu üzerinden parası verilmek üzere almak caiz midir? Hangi cins hayvanlar kurban edilir? Kurban çift ortaklı değil, tek ortaklı olur deniyor. Doğru mudur? Kurbana engel kusurlar nelerdir?”


Kurban, sözlükte yaklaşmak demektir. Dinî bir terim olarak ise kurban, belirli şartları taşıyan bir hayvanı Allah’a yakınlık sağlamak ve ibadet niyetiyle usûlüne uygun olarak boğazlamak demektir.

Kurban kesmek bir ibadet olduğundan, kurbanı ibadet niyetiyle kesmeliyiz. Çünkü emir vardır. Dinî hükümlerin illeti, yani özdeki sebebi emirdir. Üstad Bedîüzzaman’ın da işaret ettiği gibi, ibadetlerin “taabbüdîlik” ciheti, yani emr olduğu için yapılması ciheti her zaman, hikmetinden önce gelir.1
Kurban kesmenin illeti, yani özdeki sebebi emirdir. Hikmetlerinden bir kısmı ise, et yemek, et ikram etmek, konu komşu arasında kaynaşmayı temin etmek, fakiri fukarayı sevindirmek, kardeşlik bağlarını güçlendirmek... vs. olabilir. Bilemediğimiz başka hikmetler de olabilir.

“İbadet” olarak kurban kesmek konusunda Kur’ân’ın açık emri vardır, Peygamber Efendimiz’in (asm) açık uygulamaları vardır. “Rabb’in için namaz kıl ve kurban kes”2 âyetinin namazı da, kurbanı da “Rabb’in için” yapmayı emredişi apaçık bir ibadet çağrısıdır. Bu âyet vücub, yani gereklilik ifade ediyor. Bunun mezhepler lisanında adı, Hanefî mezhebinde vacip, diğer mezheplerde sünnet-i müekkede, yani kuvvetli sünnettir. Demek kurban kesmek farz değil; ama en azından sünnet-i müekkede hükmünde bir ibadettir.

Hazret-i Âişe validemiz (ra) bildirmiştir ki: Peygamber Efendimiz (asm), “İnsanoğlu, kurban kesme gününde Allah katında kan akıtmaktan daha makbul bir amel işlememiştir. O kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve çatal tırnakları ile aynen gelecektir. Çünkü kan yere düşmeden Allah’ın kabul mahalline düşmektedir. Artık kurbanlarla gönlünüz hoşnut olsun” buyurdu.

Bir diğer rivayette Peygamber Efendimiz (asm): “Kurban kesen için her kıl karşılığında bir sevap vardır” buyurmuştur.3

Beş cins hayvan kurban edilir: Koyun, keçi, sığır, manda ve deve. Bu hayvanlardan başka hiçbir hayvan kurban niyetiyle kesilmez. Et niyetiyle yapılan kesimler konumuzun dışındadır. Koyun veya keçi sadece bir kişi için kesilir. Sığır, manda ve deve ise yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. İmkânlar nispetinde ortak sayısının az olması daha faziletlidir. Fakat çift ortakla kesilmez tarzında bir hüküm yoktur. Yedi kişiye kadar, duruma göre tek veya çift ortaklar bir araya gelip sığır, manda veya deve cinsinden bir hayvanı kurban edebilirler.

Ortaklar eşit paylaşmalı ve hepsi de kurban niyetiyle kesmiş olmalıdır. Birisi et almak niyetiyle ortaklığa girmiş olsa, diğerlerinin amelini de iptal eder. Koyun ve keçi bir yaşını doldurmuş (iki yaşından gün almış); sığır ve manda iki yaşını doldurmuş (üç yaşından gün almış); deve de beş yaşını doldurmuş (altı yaşından gün almış) olmalıdır. Bunlardan koyun, bir yaşındakiler kadar semiz ve gösterişli olmak kaydıyla altı aylıktan sonra kurban edilebilir.

Kurban edilecek hayvan kusursuz ve besili olmalıdır. Kötürüm derecesinde hasta, yürüyemeyecek kadar zayıf ve düşkün, bir veya iki gözü kör, kulakları, boynuzları, kuyruğu, dili veya memesi kökünden kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökülmüş hayvanlar kurban olmaz.

Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz, şaşı, topal, deli, zararsız olmak şartıyla biraz hasta, bir kulağı delinmiş veya biraz yırtılmış olmasında bir sakınca yoktur.

Alışverişte tereddüt doğuracak ve ihtilaf sebebi olacak ifadeler kullanılmaz. İfadeler net ve kesin olmak ve hile ve aldatma olmamak şartıyla, ister hayvan üzerinden, ister etinin kilosu üzerinden, alıcı ve satıcının üzerinde anlaştığı şartlarda ve şekilde yaygın ve iki tarafça da makbul usûllerle, satım ve alım işlemi yapılabilir.

Dipnotlar:

1- Mektûbât, s. 385.2- Kevser Sûresi, 108/2. 3- Tirmizî, Kurban, 1.

süleyman kösmene

reyyan:
KURBAN KESMEKLE İLGİLİ HÜKÜMLER NELERDİR?

Herkes mâlî durumunu başkasından daha iyi bilir. Borcundan ve ev eşyası gibi zarurî ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra geride parası kalan zenginlere kurban kesmek vâcibtir.
? Bazılarının Eyyûb Sultan?da kestikleri tavuk, ördek, kaz, horoz gibi hayvanlar kurban olmayacağından, kurban olarak koyun, keçi, sığır ve deve kesilir.

? Koyun ve keçi bir kişi nâmına, deve ile sığır ise yedi kişi kadar ortak olunarak kesilebilir. Bunların erkeği ile dişisini kesmek arasında fark yoktur. Koyunun erkeğini kurban etmek daha efdâl olur, diyenler olmuştur.

? Koyun ile keçi bir yaşını bitirmiş olmalıdır. Koyun cinsinin bir yaşını bitirmiş kadar gösterişli olan yedi-sekiz aylığı da kesilebilir. ? Yedi kişiye kadar ortak olunabilen sığır ise iki yaşını bitirmiş olmalıdır.

? Ortaklar kurban etini götürü ile değil, tartı ile son derece dikkat ederek dağıtmalıdırlar. Tarafların hakları kalmaması için bu dağıtım işinde adâlete çok dikkat etmek zarureti vardır.

? Kurban, bayramın birinci, ikinci ve üçüncü günleri kesilir. Şüphesiz ki birinci günü kesilmesi daha faziletli ve sevaplıdır. Mazeretlerinden dolayı ilk günde kesemeyenler üçüncü günü akşama kadar kesebilirler.

? Bayram namazı kılındıktan sonra kesilecek kurbanı, sahibinin bizzat kendisi kesmesi elbette efdâl ise de yapamaması halinde iyi bir kesiciye kestirmesi câizdir. Başkasını vekil ederek kesilen kurbanların başında bulunması halinde, kurban sahibinin öteden ?Bismillâh? demesi kâfi değildir. Kesecek Müslümanın da kıbleye doğru yatırdığı kurbanı keserken ?Bismillâh, Allahü Ekber? demesi gerekir. Besmeleyi kasden terkedenin kestiği yenmez. Unutarak terkedilmesi halinde ise bir şey lâzım gelmez. Fakat bu kadar dalgın olmamak, kurban keserken Allah rızasını hatırdan çıkarmamak gerekir.

? Kurban etleri üçe ayrılır. Bir kısmı komşulara hediye edilir, bir kısmı da fakirlere verilir. Üçte biri ise evde kalır. Vakti müsait olmayan kalabalık nüfuslar, kurban etinin üçte ikisini, hattâ duruma göre tamamını bile evinde alıkoyabilirler.

ahmet şahin

reyyan:
Bilindiği üzere mali durumu müsait olan Müslümanlar, Ramazan Bayramı'nda fitre ve zekâtla, Kurban Bayramı'nda da kurbanla ihtiyaç sahiplerine ikramda bulunurlar, sosyal dayanışma ve kucaklaşma örnekleri verirler.
Medine hayatının ikinci senesinden itibaren başlayan yardımlaşmayı Efendimiz (sas) hiçbir bayramda bırakmamıştır. Bu yüzden Şafiilerde kurbana, kuvvetli sünnet gözüyle bakılmış, Hanefilerde ise ayetteki 'venhar' emri kurbanla yorumlanmış ve vacip kuvvetinde görev olmuştur.

Demek ki, bayramda ekonomik gücü yetenler, Efendimiz (sas)'in hiç terk etmediği bu sünnetini terk etmezler, hatta imkanı olanlar tek kurbanla yetinmeyip, fazla kurbanla kurban kesmeyenlerle paylaşmaya ve kaynaşmaya büyük bir değer verirler. Hanefi'de kurban, servet sahibinin şahsına ait bir vacip olduğundan, aile içinde şahsına ait malı olanların hepsi de kendi şahısları adına kurbanla mükellef olurlar. Bu sebeple yedi kişiye kadar ortak olunabilen büyük baş sığırla aile fertlerinin ortaklığını da sağlayabilirler.

Bu ortaklığa adak, akika, ölmüşlere kurban.. gibi sevap niyeti ile kesilecek tüm kurban çeşitleri girebilir... Yeter ki ucuz et almak niyetiyle ortak olma gibi dünyevi bir menfaat niyeti söz konusu olmasın.

Buraya pek açıklanmayan, küçüklerin mallarıyla ilgili hükmü de ilave etmeliyim:

- Henüz akıl-baliğ olmayan çocukların kendi şahıslarına ait kurban düşecek kadar imkanları varsa, velisinin onların adına kurban kesmesi caiz olabilir. Ancak, bunların geleceğinin emniyet altına alınması açısından malını harcamaktan çekinmek de 'veli'nin dikkat edeceği bir sorumluluktur. Bu sebeple Hanefi'de akil-baliğ olmayan çocukların kurbanları kesilmeyebilir.

Günümüzde kurban konusunda şehir ve kasabalarda kesileceği mekân itibarıyla güçlüklerle karşılaşıldığından, kesim yerini ve kesimden sonraki temizliği çok iyi hazırlamak gerekmektedir. Kurban kesiminden sonra geride kirli bir görüntü bırakmak, hem sünnete aykırılık arz eder hem de kurban karşıtlarına kullanacakları istismar malzemesi bırakılmış olunur. Bu sebeple kurbanlar hem eziyet vermeden, en kolay ve en temiz şekilde kesilip eti en kolay şekilde konu komşuya özenle dağıtılmalı, kurban kesmeyen komşu ve dostlara ikramlarda bulunulmalı, yani gönüller kurbanla bir daha kazanılmalı, saygı sevgiler bir daha kurban vesilesiyle tazelenmelidir. Hatırlanacağı üzere Efendimiz (sas) Hazretleri, kestiği kurbanın erkenden ikram edilen etinden yemeyi uygun bulmamış, komşularının da et yemeye başladığı saatlerde getirilmesini istemiştir. Böylece ümmetine muhteşem bir komşuluk örneği vermiştir. Bundan dolayı kurban etinin mühim bir kısmı mutlaka konu komşuya gönderilmek üzere ayrılır, çoluk çocuğun ihtiyacı da ihmal edilmez tabii.

Şöyle bir sorumuz var. Kurbanda ziyaret için geziye çıkıyor, memleketimize gidiyoruz. Bu durumda kurban kesmesek olur mu? Seferîlere kurban mükellefiyeti yüklenmediği doğrudur. Ama bu, 'seferiler kurban kesemezler' demek değildir. İmkanı olanlar, kurbanı seferde de olsalar ihmal etmemeli, yardımlaşma fırsatını kaçırmamalıdırlar... Seferde iseler nafile yerine geçer, sevap alırlar, değillerse vacip olan kurban yerine geçer, borçlarından kurtulurlar... Böylece her iki halde de kurban kesen kazanır, kayba maruz kalmazlar.
ahmet şahin

reyyan:
Kurban Üzerine
İslâm?ın bize kazandırdığı güzel dinî âdetlerimizden biri de Zilhicce?nin onuncu günü kesmemiz vâcip olan kurbandır. Maddî imkânı müsâit olanların keseceği bu kurbanın sahih olması için bâzı kâideler sıralanmıştır. Fıkıh kitaplarımızdaki bu kâidelerden bâzılarına işaret edeceğiz. İnşaAllah faydalı olur, suallere cevap teşkil eder.
1 ? Kurban, evinde mukim olan kimseye vâciptir. Yâni seferî olan kimseye vâcip değildir. Bu sebeple, Kurban Bayramı günü seferde olanların kurban kesmeleri gerekmez. Nitekim hacılar, seferî oluşları yüzünden bu kurbanı kesmezler. Kestikleri, haccı edâya muktedir oluşlarının şükrünü edâ için kesilen hac kurbanıdır.
2 ? Kurbanı zengin keseceği için, fakir mecbur olmaz. Ancak, fakir de kesmek isterse mahzur olmaz, mecbur olmadığı nâfile kurbanı kesmiş olur. Hem aile etradı yer, hem de konu komşuya hediye edebilir. Hattâ, et alma imkânı yoksa, kestiği kurbanın tamamını da evinde bırakabilir. Çoluk çocuk uzun müddet kurban etiyle bayramın havasını devam ettirebilirler. Bunda hiçbir mahzur olmaz.
3 ? Adak kurbanlarının bayramın üç gününde kesilmeleri mekrûh olmaz. Yalnız, adak kurbanlarının etinden adayanla, zekât vermesi câiz olamayan yakınları yiyemezler.
4 ? Vâcip olan kurbanı kesmeyip, birine parasını vermek câiz olmaz. kurbanın mutlaka kesilmesi, kanın akıtılması lâzım gelir. Bu sebeple, kurbanını kendi kesemeyenler birini vekil olarak tâyin etmeli, kesmesini temin edecek vekil olduğunu da hatırlatmalıdır. Kurban niyetiyle bir hayvan kesilmezse, borç yerini bulmuş olmaz. Kasaba et niyeti ile satılan bir kurban, kurban olma vasfını kaybeder.
5 ? Kurbanlık hayvanlar, koyun, keçi, sığır ve deveden olur. Koyun, keçi, bir yaşını bitirmiş olmalıdır. Ancak, koyunun altı ayını bitirmişi, bir yaşını bitirmiş gibi gösterişli ise kurban olmazı câizdir.
6 ? Koyun, keçi tek kişi adına kesilebildiği hâlde, sığır, deve yedi kişi ortak girebilir. Yeter ki, yedisi de kurban niyetiyle girmiş olsun, içlerinden biri sâdece et almak kasdında olmasın.
Şâyet içlerinden biri, ibâdet niyeti taşımaz da, sadece et almayı niyet etmiş olursa; hepsinin de kurbanı et mahiyetini alır, kurban kesmiş olmaz, et almış sayılırlar. Zira niyette bölünme câiz olmaz.
Ortak olanların baştan ortak olması efdaldir. Sonradan iştirak etmesi ise sâdece câizdir.
7 ? Kurban, tavuk, horoz, ördek, kaz gibi küçük hayvanlardan kesilmez. Hattâ bunlardan kurban kesmeyi adayan kimseye hiçbir borç terettüp etmez. Zira bunlardan ne adak olur, ne de adak kurbanı. Bunları kesmeyi adayan, hiçbir şeyi adamamış olur. Kurban için değil, et için kesilir.
8 ? Birden fazla kimsenin ortak olduğu kurbanın etini taksim ederken, götürü ile taksim etmekten kaçınılmalıdır. Zira götürü taksimlerde taraflardan birine çok, diğerine az düşebilir. Bu sûretle titrenmesi gereken hak ve adalet mefhumu zedelenir, gönüllerde bir ukde kalabilir.

Aslında mühimsenecek bir fark olmamasına rağmen, insan bu gibi basit şeylerden de tesir alabilmektedir. Bayram günleri ise huzur günleridir. Böyle zedeleyici durumların basiti bile vâki olmamalıdır.
Yine Kurban Üzerine
Kurban da bir ibâdettir. Hem de vâcip olan ibâdet..
Öyle ise her ibâdet gibi onun da kendine göre usûl ve kâideleri vardır. Usûlüne uygun yapılan ibâdetin makbuliyeti daha kudsî olur.

Bu sebeble kurban ibâdetinin bâzı usûllerine işarete devam edeceğiz .............
1 ? Kurban olacak hayvanlar, değerini kaybettirecek sakatlıklardan uzak olmalıdır. Tâ ki, kulların beğenmeyip reddettiği hayvanları Allah?a kabûl ettirmeye çalışmak gibi bir duruma düşmeyelim.
Bu itibarla, kurbanlık hayvanın bir gözü tamamen kör olmamalıdır. Dişlerinin yarısından fazlası düşmüş olmamalıdır. Kulakları kökünden kesilmiş bulunmamalıdır. Kulakları kökünden kesilmiş bulunmamalıdır. Boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış olmamalıdır. Kulağı, yahut kuyruğu tamamen, yahut yarısından kesik olmamalıdır. Memelerinin başları kopmuş bulunmamalıdır. Zira bunlardan kurban olmaz.
2 ? Şaşı olması, topal bulunması, uyuzlu bulunması, yaratılışta boynuzu olmaması veya boynuzun birazı kırık bulunması, kulaklarının delik olması, yâni işaretlenmiş bulunması, dişlerinin azkısmı düşmüş olması, tenasül uzvu buruşmuş olması; kurban olmasına mâni olmaz. Bu sayılan özürler kurbanlığa mâni teşkil etmezler.

3 ? Kurban olmaya mâni özürler kurban aldıktan sonra meydana gelse, kesecek kimse başka kurban almaya gücü yeten biri ise bu ayıplardan sâlim yeni bir kurban alması gerekir. Ama gücü yetmeyen biri ise bunu keser. Yenisini alması gerekmez. Nitekim zenginin aldığı kurban ölse yenisini alması lâzımdır. Ama fakire gerekmez. Zira onun için nâfileydi. Nâfilede ise borçlanma yoktur.
4 ? Birkaç tane kurban bir arada iken birinin kurbanı diğeri adına kesilse, helâlleşirlerse câiz olur. Helâlleşmezlerse, birbirininki ötekinden etli olduğu iddiasında bulunursa fazla olan etin parası verilerek helâlleşir. Ancak bu para harcanmaz, sadaka olarak verilir.
5 ? Yerin müsaadesizliği ve benzeri sebeplerden dolayı kurbanını bizzat kesmeyenler, mânevî titizliğine inandıkları kimseleri vekil ederek onlara havale edebilirler. Bu takdirde kurbanın tamamını onlara verebilecekleri gibi, bir kısmını alıp kalan kısmını hediye etmeleri de câiz olur.
6 ? Kurban kesiminde zahmet verilmemesi esastır. Bu sebeple, efdal olanı, sahibinin kesmesi ise de, ehil olan birine kestirmesi lâzım gelir.Bu adamın mânevî titizliği olması efdâldir. Ancak bundan mahrum olması, kesimde ehil olmasını engellemez. Zahmet vermeden kesecekse besmele çekmesi hatırlatılarak kestirilir.Kesim ânında kurban sahibinin çektiği besmele kâfi gelmez. Kesenin çekmesi şarttır. Hattâ, kesim ânından önce hep birlikte tekbir getirilir, ancak bu tekbirleri çoğaltıp da hayvan yatırılmış hâlde bekletilerek zahmet uzatılmaz. Tekbir bitince, kesecek olan kimse ?Bismillâhi, Allahü Ekber? diyerek bıçağı çalar.7
? Kesimin tam vâki olması için boğazda bulunan dört borunun kesilmesi gerekir. Bunlar: Yemek borusu, hava borusu ile boğazdan gövdeye uzanan iki kan damarıdır. Kesim bunların hepsinin de kesilmesiyle vâki olur. Ancak üçünün kesilmesiyle de ölüm vaki olacağından dini kesim yapılmış olabilir. Bu dört, yahut üç bağı kestikden sonra beklenmeli, boyun gövdeden tepinme bitince ayrılmalıdır. Hayvanın çırpınması bitmeden kafayı gövdeden ayırmak mekruhtur. Kesimi ense tarafından yapmak ise haramdır. Soğumadan soymaya başlamak da mekruhtur. Beklenilmeli, canlılık alameti yok olunca deri yüzülmelidir.

ahmet şahin

gül*:
Allah Razı olsun tam güncel konular

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa