|
SerhanGenç
Ziyaretçi
|
 |
« : Ağustos 30, 2006, 11:53:46 ÖÖ » |
|
4- Ve (yine) onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler(7) ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. ( 8 )
177- Yüzlerinizi doğudan ve batıdan yana çevirmeniz iyilik(175) değildir. Ama iyilik, ALLAH'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; ona olan sevgisine rağmen, malı yakınlara, yetimlere, yoksullara, yol oğluna (yolda kalmışa) , isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenler(in tutum ve davranışıdır) . İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.
AÇIKLAMA
7. Kur'an'la hidayete ulaşabilmenin beşinci şartı, vahye inanmaktır. ALLAH'tan gelen vahyin hiçbirine inanmayan kimseler, Kitap'tan faydalanıp doğru yola ulaşamazlar. Sadece Kur'an'a değil, değişik zamanlarda, değişik ülkelerde ALLAH'ın rasûllerine nazil olan bütün kitapların doğruluğuna inanılmalıdır. Aynı şekilde, ALLAH'ın yol göstermesi gerektiğine inandıklarını söyleyen, fakat doğru yolu bulmak için vahye ve peygamberlere başvurmak yerine kendi teorilerini "İlâhî Nur" olarak kabul eden kimseler de, Kur'an'ın hidayetinden faydalanamazlar. Sadece kendi atalarına indirilen kitaplara inanıp, diğerlerini reddeden kimseler de hidayete ulaşamazlar. Kur'an, sadece, doğru yaşama tarzı için vahyin zaruri olduğuna ve bunun herkese tek tek değil, yalnız ALLAH'ın rasüllerine indirildiğine, yani hidayetin sadece o rasûllere indirilen kitaplardan alınabileceğine inanan kimseleri doğru yola ulaştırabilir. O halde doğru yola ulaşmak isteyenler, ırkî ve kavmî ön yargılarının esiri olmamalı, Hakk'ı kabul etmeye hazır olmalı ve onu nerede ve ne şekilde bulursa bulsunlar boyun eğmelidirler.
8. Altıncı şart, tüm ifade ettikleriyle birlikte öldükten sonra dirilmeye, yani Ahiret'e inanmaktır. Kur'an'a göre Ahiret'e inanmak şu anlama gelir: 1) İnsan tüm yaptıklarından ve tüm davranışlarından ALLAH'a karşı sorumludur. 2) Bu dünya sonsuz değildir, mutlaka sona erecektir. 3) Ahiret'te başka bir dünyanın başlayıp, istisnasız bütün insanların yaptıklarının hesabını vermek üzere, herkesin yaptığı amellerin karşılığını göreceği zamanı sadece ALLAH bilir. 4) ALLAH'ın iyi olarak hüküm verdikleri Cennet'e, kötü olarak hüküm verdikleri de Cehennem'e gidecektir. 5) Başarı ve başarısızlık, bu dünyadaki gibi zenginlik ve fakirlikle ölçülmeyecek; Kıyamet günü bu hususta ALLAH hüküm verecektir. ALLAH'ın verdiği hüküm sonucunda başarılı olan ancak, gerçek başarıyı (felâh) elde etmiş olur. Bu dünyada durum tam tersine olsa bile, ALLAH'ın mahkemesinde mahkûm olan, gerçek başarısızlık ve zillete uğramış demektir. Yukarıdaki noktaları gözönünde bulundurunca şu söylenebilir ki, Ahiret'e inanmayan kimseler Kur'an'dan faydalanamazlar; çünkü bırakın tamamen reddetmeyi, bunlar hakkında en ufak bir şüphe duyan kimseler Kur'an'ın vazettiği, ortaya koyduğu hayat tarzını yaşayamazlar.
175.İbadetlerin dış formlarına verilen önemin anlamsızlığını göstermek üzere, örnek olarak, yüzünü doğuya veya batıya döndürmenin gerçek iyilik (birr) olmadığına işaret edilmektedir. Burada, bazı dinî formalite ve törenleri icra etmenin veya dindarlık gösterisinin gerçek iyilik olmadığı ve ALLAH katında önem ve değeri bulunmadığı anlatılmak istenmekte, bununla beraber ayetin devamındaki özelliklerle takva sahiplerinin vasıfları net olarak belirtilmektedir.
Tefhimul Kuran Tefsiri
|