Esasında her an ayetlerin teri taze olduğundan, Cebrail (a.s)'ın vazifesini yaptığından, (Cebrail'in vasıtasıyla olmayan bizzat ALLAH-ü Teala'nın sıfatıyla, esmaıyla veya Zatı'nın tecellileriyle kullarına olan ilhamatı da içine kattığımızda hz.insan boyutunun ne kadar mükemmel olduğunu hatırlarsak) hali hazırda hem bu ilhamatın, hem bu ayetlerin teri taze şekliyle her an bizim yenilenmemiz gibi, o ayetlerin de bizim üzerimizde yenilenme ve yenileme işine tabi olduğunu, devam ettiğini müşahade ederiz.
Bir zat, bir mürşid-i kamilin sohbetine gidiyormuş. Bir gün ona rehberlik yapan zata ; "Biz onun huzuruna gelip gidiyoruz ama çoğu zaman söylediği şeyleri tutamıyoruz, acaba bize kırılıyor mudur, inciniyor mudur ? diye sorunca rehber de : "Evladım mürşid-i kamiller hava gibidir. Astımı olmayanlar onu rahatlıkla ciğeri kapasitesince teneffüs ederler, ama bir adamın göğsü rahatsızsa onu n'apsın..,Efendimiz(s.a.v) ; "Şayet Benim huzurumda bulunduğunuz gibi sair vakitte de aynı hal üzere bulunsa idiniz yollarda sizi teşyie eden, sizinle musaffa eden meleklerle konuşa konuşa, mus havanın hiç onu ; beni içine çekiyor mu çekmiyor mu diye umurunda mıdır.." der. Kur'an'ı Kerim'in manası da öyle.. İnsanın kendisi ile alakalı. affa ede ede gider bir halde olurdunuz" buyurmuş. Demek ki her an o ayet tecelli etmekte...
ALLAH-ü Teala'nın ayetleri tabi ki tadad yoktur adede gelmez.. Sure-i Kehf'de buyurduğu gibi ; "Ağaçlar kalem olsa denizler mürekkep olsa bitiremezsiniz" diyor. Bir insan hayatı boyunca tahayyülünün kaçta kaçını zahire vurur.. Milyonda birini. Kaç tane düşüncenizin kaçını dile getirir hatta fiiliyata geçirirsiniz... ALLAH'ın ayetlerine adet yoksa, ki yoktur, manayı ihata etmenin de mümkünatı yoktur.
Bu, adede gelmeyecek, sınırsız olan ayet şekillerini 2 ye ayırıyorlar.
1) Ayat-ı ilmiye
2) Ayat-ı kevniye
Ayat-ı ilmiye : Efendimiz(s.a.v)'e Cebrail(a.s.)'ın marifetiyle ve vesilesi ile gelen, "Bu ayettir" diye vahiy katiplerine yazdırdığı metinler.
Ayat-ı kevniye : Kur'an'ı Kerim'de her şeye atıf var.. Dağlara, taşlara... Devenin yaradılışına bakmaz mısınız diyor.. Birçok mahlukatı sayıyor.., birçok insanın halini sayıyor.. Hepsini bir kenara bırakın, Hz.ALLAH ayetlerde ibadet taatın zahiri şekillerinin teferruatına girmediği halde ahsenü'l kasas ismi ile bize bir sure-i Yusuf'u şerh ediyor.. Babanın oğula bakışını, evladı sefere giderken onu gönderişteki nezaketi, hasreti, gurbet ateşini.. hepsini nakış nakış dokuyor ayet-i kerimede.. Müfessirler bunun şuna işaret olduğunu söylerler : Sakın ha ! Hayatınızda yaşadığınız şeyleri ALLAH'ın ayetinden ayrı bir şey zannetmeyin. Eğer aklınız Cebrail'e (o irfana) yakın olsaydı size her bir zerre Cebraildir, her şey size bir şey söyler.
İnsan, istidadı, kabiliyeti nisbetinde Kur'an'ı Kerim'den hali hazırda işini görür.
Ayat-ı ilmiyeyi yani Kur'an'ı anlamak için lazım olan şey itikat.
Ayat-ı kevniyeyi farkedebilmek ve idrak edebilmek için lazım olan şey himmettir.
bir sohbetten arda kalanlar...